1947’den Beri Gizemi Çözülememiş Tüyler Ürpertici Hollywood Cinayeti: Black Dahlia

Taylan Erdura 2 Nisan 2021

Henüz 22 yaşındayken vücudu ortadan ikiye ayrılmış, bütün kanı çekilmiş halde bulunan Elizabeth Ann Short’un uzun yıllardır çözülemeyen hikayesi.

“The Black Dahlia” takma adı, Elizabeth Short’un ölümünden hemen sonra öldürüldüğünü bildiren gazete tarafından, 1946 yapımı Blue Dahlia adlı bir filmden esinlenerek verilir. Los Angeles eyalet avukatlarının araştırma raporlarına göre bu takma ad, gazete tarafından cinayet için uydurulmuş bir isim olup, kurban tarafından gerçek hayatında hiçbir zaman kullanmamıştır.

Elizabeth Short 29 Temmuz 1924 Hyde Park, Massachusetts doğumludur

Elizabeth Short

Doğumundan sonra ailesi Medford, Massachusetts’e taşınır. 1929 yılında babası Cleo Short, ortadan kaybolur. Bir köprünün yanında boş arabası bulunduğu için, birçok kişi intihar ettiğini düşünür. Ancak Cleo, bir süre sonra eşine evi terk ettiği için özür dilediğini belirten bir mektup gönderir, ancak karısı geri dönmesini reddeder.

Yaşına göre oldukça olgun ve güzel olan Elizabeth Short aktris olmak ister

Elizabeth Short-2

19 yaşında Elizabeth babasıyla birlikte yaşamak üzere Vallejo, California’ya gider. Ancak baba-kızın birlikteliği fazla uzun sürmez. Babası, Elizabeth ‘in eve geç gelmesinden ve tembelliğinden rahatsız olur ve evden gitmesini ister. Buradan sonra Elizabeth Santa Barbara’ya yerleşir. Burada reşit olmadan içki içtiği için tutuklanır, parmak izleri alınır. (Bu işlem daha sonra cesedinin tanınmasını sağlayacaktır.) Bu olaydan sonra evi Medford’a kısa süreli bir dönüş yapan Elizabeth, film yıldızı olmak için evden tekrar ayrılır. Birkaç yıl Florida’nın çeşitli şehirlerinde çoğunlukla garson olarak çalışarak para kazanır.

Florida’dayken Elizabeth, Amerikan hava komandosu olan Matthew M. Gordon Jr. ile tanışır

Elizabeth Short-4

Gordon Jr. Hindistan’da görevliyken Elizabeth ‘e mektup yoluyla evlenme teklifi eder, Elizabeth de bu teklifi kabul eder. Ancak Gordon Jr., Elizabeth ‘le evlenmek üzere Amerika’ya dönmeden önce, 1945 yılında bir kazada ölür. (Daha sonra bu hikaye çiftin evlendiği, hatta ölen bir çocukları olduğu şeklinde manipülasyonlara maruz kalmıştır.) Her ne kadar Gordon’un hava komandosundaki arkadaşları Gordon ve Short’un nişanlandığını teyit etmiş olsalar da Gordon’un ailesi Short’un öldürülmesini takiben ikili arasındaki ilişkiyi yalanlamışlardır.

En son 9 Ocak 1947 akşamı canlı görüldü

Elizabeth Short-3

Elizabeth Short vahşice katledilmiş cesedinin bulunmasından altı gün önce, 9 Ocak 1947 tarihinde kız kardeşi ile buluşmak üzere gittiği Los Angeles’daki Biltmore Hotel’de sağ olarak görüldü. 15 Ocak 1947’de cesedi bir parkta bulunana kadar kimse ondan haber alamadı. Bugün hala Elizabeth Short’un o son altı günde nerede ve kim ile olduğu bilinmemektedir ve cinayetin anahtarının bu kayıp günlerde saklı olduğu düşünülmektedir.

Cansız bedeni bulunuyor…

Elizabeth Short cesedinin bulunması-1

Short’un parçalanmış bedeni 15 Ocak 1947 sabahı saat on civarlarında kızıyla beraber gezintiye çıkmış olan Betty Benning adlı kadın tarafından, Leimar Park’ta bulunmuştur. Başlangıçta Elizabeth’in cansız bedenini bir vitrin mankeni sanan kadın gerçeği anlayınca en yakındaki eve gidip polis ekiplerini çağırmıştır. Olay yerine gelen ekipler meslek hayatları boyunca unutamayacakları korkunç bir sahneyle karşılaştı. Yirmili yaşlarında olduğu tahmin edilen genç kadın korkunç bir cinayete kurban gitmişti. Bedeni belinden ikiye ayrılmış ve bu parçalar birbirlerinden elli-altmış santim uzak olacak şekilde konumlandırılmıştı.

Olay yerinde ve ceset üzerinde neredeyse hiç kan olmayışı cinayetin farklı bir yerde işlendiği tezini güçlendirdi. Bedende birçok kesik, yanık ve darp izine rastlandı. Göğsü kesilmiş, burnu kırılmış ve vajinasına çim doldurulmuş ve tahrip edilmişti. Ölümünden sonra cesediyle anal ilişkiye girilmiş ve daha birçok işkence yapılmıştı. Yapılan otopside cesedin en az yetmiş iki saat önce öldüğü tespit edilmiş, el ve ayaklarında ip izlerine rastlanmıştı.

Elizabeth Short cesedinin bulunması

Ceset katil tarafından temizlenmiş ve kolları başının iki yanında kalacak şekilde yerleştirilmişti. Ancak cinayetin bütün vahşi ayrıntılarını gölgede bırakan ise genç kadının ağzının her iki yanına atılmış, yedi buçuk santim uzunluğundaki kesiklerdi. Katil kurbanın yüzüne asla silinmeyecek bir gülümseme bırakmıştı bu şekilde. Bu ifade Glasgow Smile veya Joker-Face olarak da anılmaktadır.

İşkenceye maruz bırakıldığını gösteren izler…

Elizabeth Short-6

Cesedin ağzının her iki tarafında, cesede bir palyaçonun gülen yüz ifadesini veren yaklaşık 3 inç (7,5 cm) boyunda kesikler bulunur. Cesedin el ve ayak bileklerinde, kurbanın alıkonulduğu ve işkenceye maruz bırakıldığını gösteren ip izleri vardır. Kurbanın göğüsleri doğranmış ve üzerinde sigara söndürülmüştür. (Bu bilgi bazı kaynaklarda doğrulanmaz.) Polis kayıtlarına göre, cesedin vajinasına çim sokulmuş, ölümden sonra cesetle anal ilişkiye girilmiştir.

Otopsi sonuçlarına göre, kurbana yapılan işkencelerin çoğu öldükten sonra gerçekleşmiştir. Midesinde insan dışkısına rastlanan cesedin cinsel organlarına zarar verilmiştir. Cinsel ilişkiye girilmemiş olduğu saptanan ceset üzerinde sperme rastlanmaz. (Konuyla ilgili her sitede bahsedilmese de eklemeden geçemeyeceğim; Elizabeth Short’un sol kalçası üzerinde bulunan gül şeklindeki dövmenin cinayet sırasında kare şeklinde kesilerek çıkarıldığı söylenir. Ancak bu bilgiye bazı kaynaklarda dövme değil, doğum izi olarak rastlanır.)

Binlerce insan sorguya çekilir…

Elizabeth Short-1

Cinayetin ardından Los Angeles polis departmanı, cinayetin karışıklığından dolayı Elizabeth Short’u tanıyan herkesi daha sonradan elimine edilecek birer şüpheli olarak ele alır. Binlerce insan sorguya çekilir, yüzlerce insan şüpheli olarak göz altına alınır. Cinayetin basında geniş yer almasından dolayı, yaklaşık 60 kişi cinayeti itiraf eder! Eyalet savcısı tarafından elimine edilmiş ve aralarında Orson Welles’in de bulunduğu 22 şüphelinin sorguları sonucunda da katile ulaşılamaz.

Baş şüpheli; George Hodel

George Hodel

Şüphelilerin arasından hiçbir zaman gerçek katil ortaya çıkmadı. Polisin baş şüpheli olarak gösterdiği kişilerin arasında taksici, Elizabeth’in eski bir arkadaşı, genç oyuncunun kaldığı otelde çalışan bir belboy ve son olarak 14 yaşındaki kızına cinsel tacizde bulunan Dr. George Hodel bulunuyordu.

Hodel’in 14 yaşındaki kızı Tamar, polise gidiyor ve babasının ona cinsel tacizde bulunduğunu söylüyor. Şikayet sonrasında 3 tanık ortaya çıkıyor ve 3’ü de George’u Tamar’la ilişkiye girerken yakaladıklarını söylüyor. Tanıkların olmasına rağmen George hemen tutuklanmıyor ancak soruşturmaya tabii tutuluyor. George’un geçmişi biraz araştırıldığı zaman, 5 farklı kadından 11 çocuğu olduğu ortaya çıkıyor.

Kendi kızına tecavüz ettiği için George’a bir sapık gözüyle bakılıyor ve bölgedeki diğer cinayetlerle bir bağlantısı olup olmadığı araştırılıyor. Polisin aklına ilk önce Black Dahlia cinayeti geliyor. George’un kliniği ve Elizabeth’in cesedinin bulunduğu yer birbirine çok yakın olduğu için polis, George’un hem kliniğine hem de evine ses kayıt cihazları yerleştiriyor, 11 farklı dedektif bu kayıtları dinlemesi için işe alınıyor. Amaç elbette George’un cinayete ve kızına tecavüze dair bir şeyleri itiraf ettirip, kayıt altına alınması.

George Hodel-1

İlk başta ses kayıtlarından hiçbir şey çıkmıyor, polis George’un da umutsuz bir vaka olduğunu düşünmeye başlamışken evden gelen sesler herkesi şok ediyor. Ses kayıtlarında, daha önce orada olduğu belli olmayan bir kadının çığlık sesleri duyuluyor ve ses kısa bir süre sonra kayboluyor.

Birkaç saat sonra da George’un şu ifadeleri kullandığı ortaya çıkıyor; “Black Dahlia’yı benim öldürdüğümü varsayalım. Artık kimse bunu kanıtlayamaz. Artık sekreterimle de görüşemezler çünkü o öldü. Bu, bugüne kadar emniyet teşkilatında görülen en büyük rüşvetti. Bölge savcısı ile bir ara görüşmek isterim.”

Belki Black Dahlia’yı George öldürmemişti, ancak büyük ihtimalle çok korkunç şeyler yaptı ve polise de bunu örtbas etmesi için rüşvet verdi.

George’un oğlu, büyüdükten sonra davayı devralıyor

George Hodel'in oğlu

Black Dahlia’nın katili hiçbir zaman bulunamıyor, ancak George Hodel’in oğlu olaya bambaşka bir boyut getiriyor. Steve Hodel büyüyor, polis teşkilatında görevine başlıyor ve bizzat kendisi Black Dahlia’nın cinayetini incelemeye başlıyor.

George Hodel'in albümünden çıkan fotoğraflar

Babasının eski albümlerinden, Elizabeth’e ait olduğu düşünülen fotoğraflar ortaya çıkıyor. Yüz tanıma analisti, Elizabeth’in gerçek fotoğrafını ve George’un albümünden çıkan fotoğrafları karşılaştırdığı zaman kesin olarak bir kanıya varamadığını, fotoğrafların birbiriyle yüzde 80 – 85 oranında benzerlik gösterdiğini söylüyor. Yıllar sonra başka bir uzman, fotoğrafları daha profesyonel ekipmanlarla inceliyor ve iki fotoğrafta da aynı kişinin olduğu ortaya çıkıyor.

George Hodel el yazısı karşılaştırma

Steve Hodel, 2003 yılında Black Dahlia Avenger adlı yazdığı kitabında babasının sadece Elizabeth’i değil, birçok hastasını öldürdüğünü açıklıyor. Kurbanların hepsi Dahlia gibi Hodel’e sağlık sorunlarıyla gelen hastalardı ve Hodel’in Elizabeth de dahil olmak üzere bu kadınları neden öldürdüğü hiçbir zaman tam olarak açıklanmadı. Steve’in dediklerine ve sekreter Ruth’un belgelerine göre Hodel, tıbbi deneyler için hastalarını öldürmeye başlayan bir seri katildi.

Elizabeth Short’un cinayeti hala aydınlatılamamıştır

Elizabeth Short-7

Bazı suç yazarları Short cinayeti ve Cleveland’da 1934-1938 yılları arasında gerçekleşmiş Cleveland gövde cinayetleri ile arasında bir bağ olduğunu iddia ederler. Ancak Los Angeles polisi bu iki cinayet arasında bir ilişki bulamaz.

Elizabeth Short’un cinayeti hala aydınlatılamamıştır. Elizabeth Short’la ilgili net bilgilere ulaşılamadığından, çeşitli web sitelerinde kendisinin Marilyn Monroe ile ilişkisi olduğu, bir Snuff filmde rol aldığı, katilinin aslında babası olduğu gibi bilgilere de ulaşmak mümkündür.

Cehennem Çiçeği

Cehennem Çiçeği filmi

Black Dahlia cinayetini konu alan bir film de çekildi.

1940’lı yılların sonu… Genç bir kadın, bir gece, bomboş bir arazide ölü bulunur. Ölmeden önce korkunç bir şekilde işkence görmüştür. Olayın duyulmasıyla birlikte tüm şehir bu olay hakkında telaşlanmaya başlar. Olayla ilgilenen iki polis memuru da kendilerini bir anda spot ışıklarının ortasında bulurlar. Kurban gazetelere ‘Siyah Dalya’ olarak geçecektir. Bir süre sonra tüm olay bir medya felaketinde dönüşecektir.
Brian De Palma, eski usul bir film-noir olan “Cehennem Çiçeği” ile karşımızda.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler