Agatha Christie’nin, Kendi Romanlarına Konu Olabilecek Kadar İlginç Hayat Hikayesi

Sezgin Eroglu 21 Eylül 2020

Dünyanın en önemli cinayet romanı ve kısa öykü yazarı Agatha Christie’nin , kendi romanlarına konu olabilecek hayat hikayesi.

Agatha Christie’nin dünyanın en önemli cinayet/polisiye roman yazarı olduğunu kabul etmeyecek kimse yoktur sanırız. Christie’nin çalışmaları dünya genelinde 2 milyon kopyadan daha fazla satıldı. Christie’nin yarattığı Hercule Poirot ve Miss Marple karakterleri, dünyanın en iyi tanınan kurgusal dedektifleri listesinde yer alıyor. Agatha Christie’nin yaşamı da bir romanın veya bir filmin konusu olabilecek kadar ilginç. 4 yaşında okumayı, 10 yaşında yazmayı öğrenen Christie ablasıyla girdiği bir iddia sonucunda ilk dedektif romanını yazdı, sörf yapmayı öğrendi ve hiç kimseye haber vermeden 10 gün boyunca ortadan kayboldu.   

Biacaip olarak cinayet romanı denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Agatha Christie’nin renkli yaşamını sizler için hazırladık.

4 yaşında okumayı, 10 yaşında yazmayı öğrendi ve çocukluğunu hayali arkadaşlarıyla oyunlar oynayarak geçirdi.

Agatha Christie çocukluk

Agatha Mary Clarissa Miller 15 Eylül 1890 tarihinde, Frederick Alvah Miller ve Clarissa Margaret Miller çiftinin 3 çocuklarının en küçüğü olarak dünyaya geldi. Agatha’nın, Margaret Frary (1879) isimli bir ablası ve Louis Montant (1880) isimli bir ağabeyi vardı. Aile Devon, İngiltere’de yaşamasına karşın çok seyahat ediyordu, bir defasında tam bir yıl boyunca ailece Fransa’yı gezdiler.

Agatha Christie çocukluk-1

Agatha, annesi Clara’nın onu okula göndermek istemediğini onun yerine evde eğitim alması için ısrarcı olduğunu anımsıyor. Hatta Clara Agatha’nın 8 yaşına gelene kadar okuma/yazma öğrenmesine de karşı çıkmış, ancak meraklı bir çocuk olan Agatha 4 yaşına geldiğinde okumayı çoktan sökmüş. Ablası ve ağabeyi kendisinden yaşça oldukça büyük olduğu için, Agatha’nın çocukluğu evcil hayvanlarıyla ve hayali arkadaşlarıyla oynadığı oyunlarla geçmiş. Okumayı çok seven Agatha 10 yaşına geldiğinde ilk şiiri ‘Cowslip’i yazmış.

Agatha Christie gençlik

1901 yılında Agatha babasını kaybetmiş, ileriki yıllarda itiraf ettiği üzere 11 yaşında yaşadığı bu trajedi onun çocukluğunu da bitiren olay olmuş. 1905 yılına gelindiğinde annesi Agatha’yı piyano ve ses eğitimi görmesi için Paris’e göndermiş.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Ablasıyla girdiği bir iddia sonucunda ilk dedektif romanını yazdı

Agatha Christie gençlik-1

Agatha ilk kısa hikayesi olan ‘The House of Beauty’yi 18 yaşında yazdı ve ardından Mac Miller, Nathaniel Miller ve Sydney West takma isimleriyle hikayeler yazmaya devam etti. Agatha Christie’nin yazmış olduğu ilk hikayeler sürekli olarak reddedildi. Bunların arasında onun ilk romanı olan ‘Snow Upon the Desert’ da bulunuyordu, ancak bunlar Christie’yi yazmaktan alıkoymadı. Wilkie Collins’in çalışmalarından ve Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes hikayelerinden çokça etkilendi.

Agatha Christie ve ablası
Agatha Christie ve ablası

Christie 1920 yılında, ilk dedektif romanı olan ‘The Mysterious Affair at Styles’ı (Ölüm Sessiz Geldi), ablasıyla girdiği iddia sonucunda yazdı. Okuyucular bu romanda ilk defa Hercule Poirot, Başmüfettiş Japp ve Artur Hastings karakterleriyle tanıştı. Bu roman ayrıca Agatha Christie’nin başarılı yazarlık kariyerinin de ilk adımı oldu.

İki kere evlendi, ilk eşiyle sörf yapmayı öğrendi, ikinci eşinin arkeolojik çalışmalarına katıldı

Agatha Christie ve ilk eşi Archibald Christie-2
Agatha ve Archibald Christie

Agatha, ilk kocası ordu subayı Archibald Christie ile 1912 yılında bir dansta tanıştı. İkili kısa sürede birbirine aşık oldu ve 1914 yılında evlendiler. Agatha, 1919 yılında tek çocuğu Rosalind Margaret Clarissa’yı dünyaya getirdi. Çift 1922 yılında, kızları Rosalind’i Agatha’nın annesi ve ablasının yanında bırakarak dünya seyahatine çıktı, bu yolculukta Güney Afrika, Hawaii, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’yı gezdiler. Sörf yapmayı da bu yolculukları sırasında öğrendiler.

Agatha Christie ve ilk eşi Archibald Christie-1
Agatha ve Archibald Christie dünya gezisinde

1928 yılında Agatha ve Archibald boşandı ve Archibald sadece bir hafta sonra başka bir kadınla evlendi. Agatha, yazarlık kariyeri için, eski kocasının ‘Christie’ soyadından vazgeçmedi. 1930 yılında Bağdat’a giden Agatha burada ikinci kocası arkeolog Max Mallowan ile tanıştı.

Agatha Christie ve ikinci eşi Max Mallowan-2
Agatha Christie ve Max Mallowan arkeolojik çalışmada

Agatha, Max’ın arkeolojik keşiflerine katıldı ve bu yolculuklar Agatha’nın Ortadoğu’da geçen birkaç romanına ilham verdi. İkili evlendi ve Christie’nin vefatına kadar da evli kaldı.

Agatha Christie ve ikinci eşi Max Mallowan
Agatha Christie ve Max Mallowan
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Bir keresinde 11 gün boyunca ortadan kayboldu ve hiçbir yerde bulunamadı

Agatha Christie ve ikinci eşi Max Mallowan-1

3 Aralık 1926 tarihinde, kocası Archibald ile yaşadığı bir tartışmanın ardından Agatha evden çıktı ve bir daha geri dönmedi. O yılın başlarında kocası Agatha’ya başka bir kadına aşık olduğunu ve boşanmak istediğini söylemişti. Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasından sonraki sabah, Agatha’nın arabası bir kireçtaşı ocağının yakınlarında, içinde süresi dolmuş ehliyeti ve birkaç parça kıyafetiyle birlikte bulundu.

Agatha Christie gençlik-2

Olay hemen gazetelerin manşetlerine çıktı, bazı gazeteler Agatha’nın nerede olduğuyla ilgili bilgi verenlere ödül verileceğini açıkladı. Christie’nin kaybolması New York Times’ın manşetine de çıktı, polis ve binlerce gönüllü her yerde onu arıyordu. Agatha 14 Aralık 1926 tarihinde, İngiltere’nin York şehrindeki ‘Swan Hydropathic Oteli’nde bulundu. Oysa polis tüm otelleri araştırmıştı, neden Agatha Christie ismine rastlayamamıştı? Çünkü Christie otele kaydını yaptırırken kocasının sevgilisi olan ‘Tressa Neele’ ismini kullanmıştı.

Agatha Christie -1

Agatha’nın ortadan kaybolmasıyla ilgili farklı düşünceler var, kimileri Agatha’nın geçirdiği sinir krizi neticesinde bunu yaptığını iddia ederken, kimileriyse bunu kocasını utandırmak için yaptığını, ancak böylesine büyük sonuçlarının olabileceğini hesap etmediğini dile getiriyor. İddiadan çok komplo teorisine benzeyen bir başka açıklamaya göre ise, Agatha Christie kocasının sevgilisini öldürme planları yapmak için ortadan kayboldu. Bugün hala bu kayıp 11 günün sırrını kimseler bilmiyor.

Yolu İstanbul’a da düştü

Pera Palas Oteli

Agatha Christie Pera Palace Hotel’in 411 No’lu Odasında Birçok Kez Konaklamıştır. Bir dönemin en önemli insanlarını ağırlayan ve İstanbul’un ilk modern oteli olarak tarihe adını kazıyan Pera Palace Hotel’in ünlü misafirlerinden biri de Agatha Christie’dir. Ünlü yazar 1926 ile 1932 yılları arasında otelin 411 numaralı odasında pek çok kez konaklamış ve hatta ünlü romanı Doğu Ekspresi’nde Cinayet’i burada kaleme almıştır.

Agatha Christie'nin Pera Palas Oteli'nde daktilo başında

Agatha Christie’nin kayıp 11 gününün Pera Palas Oteli ile ilişkisi

Agatha Christie Pera Palas Oteli'nde

Ünlü yazarın 11 kayıp günü ile ilgili o dönemde birçok farklı senaryo ortaya atılmıştır ancak kimse gerçeği bilmemektedir. Christie’nin ölümünün ardından ünlü film şirketi Warner Bros. Onun gizemli hikâyesini film yapmak ister. Ancak yeteri kadar bilgiye sahip olmadıkları için bir medyumdan yardım almaya karar verirler. Tamara Rand isimli medyum, bu iş için yazarın ruhunu çağırmakla görevlendirilir ve ardından 11 kayıp günün sırrının Pera Palace Hotel’de saklı olduğunu söyler.

Agatha Christie'nin Pera Palas Oteli'ndeki odası
411 No’lu oda

Medyumun iddiasına göre yazarın sırrını yine onun sakladığı bir anahtar açıklayacaktır. Kesin bir bilgi olmamakla birlikte Pera Palace’de bulunan anahtar, otelin sahibi Misbah Muhayyeş’in Yeniköy’deki yalısında bir odayı açmakta; orada bulunan defterde ise 11 kayıp günün tüm detayları yazdığı söylenmektedir.

Agatha Christie'nin Pera Palas Oteli'ndeki daktilosu

Bu çarpıcı iddianın ardından tüm dünyanın gözü Agatha Christie’nin Pera Palace Hotel’de bulunan odasına çevrilir. 411 numaralı oda artık tüm dünya tarafından merak edilmektedir. Bir süre sonra söz konusu anahtar gerçekten de medyumun tarif ettiği yerde bulunur! Anahtarın bulunmasıyla birlikte ise otel yönetimi ve film şirketi arasında asla uzlaşılamayacak bir mücadele başlar…

Agatha Christie ve kızı Rosalind
Agatha Christie ve kızı Rosalind

Otelin o dönemki sahibi bir ücret talep eder. Sonrasında Tamara Rand kendisine bir mektup yazar. Otelin sahibi fikrini değiştirir ancak o sırada otelde bir grev patlak verir ve hikaye bilinmez olarak ortada kalır.

Sonuç olarak; ünlü yazar Agatha Christie’nin sırrı halen açıklanamamış bir gizem olarak bir yerlerde beklemektedir. Sonraları oteldeki başka bir odada ikinci bir anahtarın ortaya çıktığı söylense de belki de ünlü yazarın en heyecanlı hikâyesi hala bir yerlerde okurlarıyla buluşmayı bekliyor olabilir.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Bize 66 cinayet romanı, 14 kısa öykü ve tatil için kiralayabileceğimiz bir ev bıraktı

Agatha Christie

Agatha Christie 12 Ocak 1976 tarihinde, 85 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Arkasında 2 milyon kopyadan fazla satılmış olan 14 kısa öykü ve 66 roman bıraktı. Bunların yanı sıra milyonlarca insanın çok iyi tanıdığı, Hercule Poirot, Miss Marple, Tommy ve Tuppence Beresford, Parker Pyne ve Harley Quin gibi karakterleri de bizlere emanet etti. On Küçük Zenci ve Doğu Ekspresinde Cinayet isimli romanları unutulmaz klasikler arasındaki yerini almıştır. 1952 yılında yazdığı ‘The Mousetrap’ isimli oyunu bugün hala dünya tiyatrolarında oynanmaktadır.

Agatha Christie yazlık evi
Agatha Christie’nin yazlık evi, Devon, İngiltere

Eğer siz de sıkı bir Agatha Christie hayranı iseniz, onun Devon, İngiltere’de bulunan eski yazlık evini kiralayabilir, yazarın hayatına daha yakından bakma şansını yakalayabilir, onun oturduğu sandalyelerden birine oturarak onun kitaplarından birini okuyabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler