Aktion T4: 300.000 Engelliyi Katleden Korkunç Nazi Programı

Taylan Erdura 17 Aralık 2021

En az 300.000 engelli insanı öldüren, hakkında çok az şey bilinen Nazi ötenazi girişimi: Aktion T4 programı.

Hem Holokost öncesinde hem de sırasında, Nazi yetkilileri, kontrolleri altındaki en savunmasız insanlardan bazılarını, yani engellileri hedef alan, kitlesel ancak daha az bilinen bir hedef kitle öldürme programı yürüttüler.

Engelli bebekleri ve yaşamaya uygun olmayan çocukları ortadan kaldıran ve zamanla engelli yetişkinleri ve yaşlıları kapsayacak şekilde genişleyen bir ötenazi programı olarak başlayan program, 1941’de Alman toplumunun birçok kesiminden gelen protestolar neticesinde sona erdi.

Ancak bu programın geliştirdiği toplu öldürme makineleri uzun süre boşta kalmayacaktı. Toplamda 300.000 gibi bir sayıya ulaşan bu kurbanlar, Nazilerin yakında Holokost’u gerçekleştirmek için kullanacakları yöntemleri geliştirmelerine yardımcı oldu.

Nihai Çözüm için yapılan bu “prova”nın resmi bir adı yoktu ve Almanya’da yalnızca merkezinin bulunduğu adresten biliniyordu: Aktion T4 adına ilham veren 4 Tiergartenstraße, Berlin.

Aktion T4 Programının Kökenleri

Nazilerin Aktion T4 programı
Bu fotoğraf, 16 Şubat 1934’te Dachau toplama kampı yakınlarındaki Heilanstalt Schönbrunn sanatoryumunda tutulan Down Sendromlu birkaç çocuğu gösteriyor. Bunun gibi çocuklar çok geçmeden Aktion T4 ötenazi programının kurbanı olacaktı.

Aktion T4’ün ideolojik temelleri, partinin ilk kurulduğu günden beri Nazi düşüncesinde belirgindi. Nazi liderleri uzun zamandır öjeni müjdesini vaaz ediyor ve devlet eliyle geliştirmek amacıyla Almanya’nın gen havuzu üzerinde bilimsel kontrol çağrısında bulunuyorlardı.

Mein Kampf‘ta (Kavgam), Adolf Hitler’in kendisi, Nazilerin “ırksal hijyen” kavramının üzerinde durarak, Almanya’nın “modern tıbbi araçlar” kullanarak “sadece sağlıklı çocukların çocuk sahibi olmasını sağlaması gerektiğini” yazmıştı. Naziler bunun, diğerlerini ayıklarken, işgücüne, askerlik hizmetine vb. uygun Almanlar üreteceğine inanıyorlardı.

Nazilerin Aktion T4 programı - 1
1935 tarihli bu Nazi öjeni posteri, sözde genetik istenmeyenlerin yaşamasına, üremesine ve gen havuzunun istenen özelliklere sahip olanlardan daha büyük bir yüzdesini oluşturmasına izin vermenin tehlikeleri olduğuna inandıklarını gösteriyor.

Ve Naziler 1933’te iktidara gelir gelmez, bedensel ve zihinsel engellilerin kısırlaştırılmasını zorunlu kılan yasaları uygulamaya koydular. Bu programın kurbanı olmak çok uzun sürmedi. Körlük, sağırlık, epilepsi, alkolizm, vb. şeyler kısırlaştırma nedenlerinden bazılarını açıklarken, kurbanların çoğu belirsiz bir “zeka geriliği” teşhisi nedeniyle kısırlaştırıldı.

Sonuç olarak, Naziler yaklaşık 400.000 kişiyi zorla kısırlaştırdı. Ancak 1939’da savaş başladığında, Nazilerin engellilere yönelik planları daha da karanlık bir hal aldı.

Test Vakası

Dr. Karl Brandt
Dr. Karl Brandt

1939’un başlarında, Nazi Partisi Şansölyeliği ofisine, Richard Kretschmar adında bir Alman ve Nazi sempatizanından tuhaf bir mektup geldi. Sadece birkaç ay önce eksik uzuvlar, körlük ve konvülsiyonlar dahil olmak üzere ciddi ve tedavisi olmayan fiziksel ve zihinsel engellerle (orojinal tıbbi kayıtlar kayıptı ve ikinci elden tutulmuş kayıtla farklılık gösteriyordu) dünyaya gelen kendi oğlu Gerhard’a yasal olarak ötenazi yapmak için izin almak umuduyla Hitler’le doğrudan temasa geçmeye çalışıyordu.

Kretschmar, Hitler’den bu “canavar”ı yok etmelerine izin vermesini istedi. Hitler daha sonra vakayı incelemesi için kendi doktoru Dr. Karl Brandt’i gönderdi. Muayenede Brandt, teşhisin doğru olduğuna, kendisinin bir “aptal” olduğuna ve iyileşme umudu olmadığına karar verdi. Böylece Gerhard, 25 Temmuz 1939’da zehirli iğne ile öldürüldü. Ölüm belgesinde, ölüm nedenini “kalp zayıflığı” olarak belirtti.

Artık buzları kıran Hitler ve grubu, Almanya’daki fiziksel ve zihinsel engellilerin toplu halde öldürülmesini gerektirecek bir planı hemen harekete geçirdi.

Aktion T4 Doğuyor

Nazilerin Aktion T4 programı - 2
Adolf Hitler tarafından imzalanmış ve 1 Eylül 1939 tarihli ötenazi programına yetki veren bir mektup.

İngiliz tarihçiler Laurence Rees ve Ian Kershaw, Aktion T4 programının hızla yayılmasının, Hitler hükümetinin kaotik doğasının tipik bir örneği olduğunu öne sürdüler. Onların tahminlerine göre, Hitler’in genel olarak bir şey hakkında konuşması, hırslı bir alt rütbelinin neredeyse anında tam ölçekli bir programı sıfırdan bir araya getirmesi için yeterli oluyordu.

Aktion T4 programının aniden genişlemesi bu düşünceye örnek teşkil ediyor gibi görünüyor. Gerhard Kretschmar’ın öldürülmesinden sonraki üç hafta içinde, tamamen ete kemiğe bürünmüş bir bürokrasi ortaya çıktı ve Almanya’nın dört bir yanındaki doktorlara ve ebelere evrak dağıtmaya başladı.

Hitler, diğerlerinin yanı sıra Brandt ve Nazi Şansölyesi Şefi Philipp Bouhler tarafından yönetilen Kalıtsal ve Konjenital Hastalıkların Bilimsel Kaydı için Reich Komitesi’nin kurulmasına izin vermişti. Bu adamlar daha sonra ölümcül bir sistemi devreye soktular.

Philipp Bouhler
Philipp Bouhler

Her doğum vesilesiyle, bir görevlinin, çocuğun sahip olabileceği fiziksel veya diğer gözlemlenen kusurları açıklayan bir bölümü içeren formu doldurması gerekiyordu. Üç doktor daha sonra formları gözden geçirir – hiçbiri hastayı bizzat incelemeden – ve çocuğun öldürülmesi gerektiğini düşünürlerse bir çarpı işaretiyle işaretlerdi.

Üçte iki çoğunluk, çocukların tıbbi yardım almasına yardımcı olma kisvesi altında evlerinden çıkarılmasını ve ardından öldürülmesini garanti altına almak için yeterliydi. Aktion T4 doğmuştu.

Üçüncü Reich’ın bir gecede kendiliğinden böyle büyük bir öldürme programı geliştirdiğini hayal etmek ne kadar uygun olursa olsun, aslında bu fikrin ilk öldürmeden önce bir süre ortalıkta dolaşıp duruyor olması daha olasıdır.

Nazilerin Aktion T4 programı - 3
Philipp Bouhler, Adolf Hitler’in Münih Konferansı’ndan Berlin’e dönüşünde onunla el sıkışıyor. 1 Ekim 1938.

Özel olarak, Hitler ve diğer üst düzey Naziler, İngiltere ve Amerika’nın (her ikisinin de kendi öjeni yasaları vardı) ötanazi yoluyla istenmeyenleri ayıklama çabalarında Almanya’nın çok ilerisinde olduklarından şikayet etmeye eğilimliydiler. 1930’ların ortalarında, Hitler’in astlarına kısırlaştırmaktansa öldürmeyi tercih ettiğini söylemiş, “Böyle bir sorun savaşta daha sorunsuz ve kolay bir şekilde gerçekleştirilebilir” demişti.

Ve şimdi, İkinci Dünya Savaşı devam ederken, öldürme zamanı gelmişti.

Advertisements

Aktion T4 Yöntemleri

Nazilerin Aktion T4 programı - 4
Richard Jenne, Kaufbeuren-Irsee ötenazi tesisinde öldürülen çocuklardan biri. Mayıs 1945.

Gerhard Kretschmar’ın öldürülmesi daha büyük bir planın parçası olsun ya da olmasın, ardından gelen, dünyanın gördüğü hiçbir şeye benzemeyen büyük bir operasyondu.

1939 yazında, yüzlerce bebek ve küçük çocuk Almanya’daki evlerden ve sağlık tesislerinden çıkarıldı ve altı bölgeden birine nakledildi: Bernburg, Brandenburg, Grafeneck, Hadamar, Hartheim ve Sonnenstein. Bunlar çalışan akıl hastaneleriydi, bu nedenle yeni hastaların gelmesi ve ilk başta güvenli koğuşlara yerleştirilmesi konusunda olağandışı bir şey yoktu.

Dr. Hermann Pfannmüller
Dr. Hermann Pfannmüller, Münih’te ötenazi suçlarından yargılanıyor. 1949.

Buralara geldiklerinde, çocuklara tipik olarak ölümcül dozlarda luminal veya morfin verilirdi. Ancak bazen öldürme yöntemi o kadar da nazik değildi.

Bir doktor, Hermann Pfannmüller, çocukları yavaş yavaş açlıktan ölüme terk etme konusunda uzmanlaştı. Ona göre bu, kalbi durduran sert bir kimyasal enjeksiyondan daha doğal ve barışçıl bir yoldu.

1940’ta işgal altındaki Polonya’daki tesisi Alman basın mensupları tarafından ziyaret edildiğinde, açlıktan ölmek üzere olan bir çocuğu başının üzerine kaldırdı ve şöyle dedi: “Bu, iki veya üç gün daha sürecek!”

O ziyarete katılan bir gözlemci daha sonra, “Etrafı açlıktan ölmek üzere olan diğer çocuklarla çevrili bu şişman, sırıtan adamın etli ellerinde inleyen bir iskeleti tuttuğu görüntüsü hala net bir şekilde gözlerimin önünde.” diyecekti.

Frida Richard
Hadamar Enstitüsü’nden kurtulan ve Aktion T4 programının kurbanı olacak Frida Richard.

Aynı ziyarette Dr. Pfannmüller, “yabancı ajitatörlerden ve İsviçre’den gelen bazı beylerden” yoğun bir baskı gördüğünden yakındı ve bunu derken yaklaşık bir yıldır hastanesini teftiş etmeye çalışan Kızıl Haç’ı kastediyordu.

Programın ilk günlerinden sonra, Aktion T4’ün kapsamı daha büyük çocukları ve kendilerine bakamayan engelli yetişkinleri kapsayacak şekilde genişletildi. Yavaş yavaş, ağ daha da genişledi ve öldürme yöntemleri daha standart hale geldi.

Sonunda, kurbanlar “özel muamele” için doğrudan bir ölüm merkezine gönderildiler, bu merkezde o zamana kadar genellikle duş görüntüsündeki karbon monoksit odaları vardı. “Banyo ve dezenfeksiyon” hilesi fikri, bunu kurbanları çok geç olana kadar sessiz tutmanın bir yolu olarak öneren Bouhler’e aittir.

Yüksek rütbeli Naziler, bu etkili öldürme yöntemini not aldı ve daha sonra çok daha geniş bir şekilde kullanıma soktu.

Direnç

Hartheim tesisi
Aktion T4 sırasında kullanılan Hartheim tesisi.

Nazi Partisi, Almanya’nın dini topluluğuyla her zaman zor bir ilişkiye sahipti. Sonsuza dek çatıştıklarını söylemek yanlış olurdu, ancak kilise hızla diktatörlüğe dönüşen şeyin kalbinde ayrı ve büyük ölçüde bağımsız bir güç sistemini temsil ediyordu.

Başlangıçta, Nazilere karşı Katolik direnişi, yeni yetkilendirilmiş partinin, Katolik eyaletlerdeki Alman çocukların eğitimini Kilise’ye devretmeyi kabul etmesine yol açarken, bireysel Protestan mezhepleri yavaş yavaş Hitler’le barış yaptılar. Yaklaşık 1935’te bu kültür savaşı uykudaydı.

Ya da 1940’ta Aktion T4 programıyla ilgili haberler çıkana kadar öyleydi. Ölüm merkezlerinde neler olup bittiğine dair ifşaatların eninde sonunda ortaya çıkması gerekiyordu, çünkü kurbanların ailelerinin hepsi neredeyse aynı deneyimlere sahipti: çocukları ya da engelli bir yetişkin, devletle çalışan bir hayır kurumu tarafından götürülecek, hasta yazabiliyorsa birkaç mektup alacak ve ardından sevdiklerinin kızamığa yenik düştüğü ve vücutlarının sağlık tedbiri olarak yakıldığına dair bir bildirim gelecekti.

Nazilerin Aktion T4 programı - 5
Engelli kişiler, Aktion T4 programının bir parçası olarak yeni yerlerine getiriliyor. 1941.

Soruşturma yapılmadı ve ziyaret gerçekleştirmek mümkün değildi. Bazı ailelerin eninde sonunda aynı hikayeyi diğerlerinden duyması ve özellikle altı tesisin tümünde rutin aynı olduğunda iki ile ikiyi bir araya getirmesi kaçınılmazdı.

İnsanlar akıllanınca kiliseler, farkındalığı artırarak, seslerini yükselterek ve hatta konuyu ilk kez birçok Almanın dikkatine sunan broşürler dağıtarak Aktion T4 programına karşı direnişe öncülük etti.

Yabancı basın, Aktion T4 programında daha da sert davrandı.

Nazilerin Aktion T4 programı - 6
Aktion T4 programı personeli, izin günlerinde sosyalleşmenin tadını çıkarıyor. 1940-1942 civarı.

Amerikalı Gazeteci William L. Shirer, 1941 tarihli The Berlin Diary adlı kitabında, Aktion T4’ü şöyle başlayan bir pasajda tanımladı: “Nazilerin beni öldüreceği bir konu hakkında bir kelime, eğer bunu bilseydim, beni öldürürlerdi.” Kitap yayınlandığında ve bu sözler Almanya’dan çıktığında, diğer Amerikalı ve İngiliz gazeteciler ellerinden geleni yaptılar, ancak savaş zamanı gizliliği büyük ölçüde dış dünyayı karanlıkta tuttu.

Aktion T4 Programının Sonu

Nazilerin Aktion T4 programı - 7
Hadamar Enstitüsü’nde öldürülen Aktion T4 programının kurbanlarının toplu mezarları. 15 Nisan 1945.

Direnişin geri kalanına bir sus payı olarak (ve şüphesiz aklında başka şeyler olduğu gerçeğinin bir sonucu olarak), Hitler nihayet 90.000 ila 300.000 arasında insan öldürüldükten sonra Ağustos 1941’de programı durdurmayı kabul etti. Kurbanların neredeyse tamamı Alman ya da Avusturyalıydı ve neredeyse yarısı çocuktu.

Ancak, 1941’de cinayetlerin görünürde durmasından sonra bile, sonunda yeniden başladılar ve basitçe, yeni ortaya çıkan Holokost’un daha büyük programına dahil edildiler, bu da gerçek bedelin gerçekten bilinmesini daha da zorlaştırdı.

Bu, yalnızca Aktion T4 programında kullanılan ideolojilerin, tekniklerin, makinelerin ve personelin Holokost toplama kamplarında paha biçilmez değerde olacağı düşünülürse uygundur. Amerika Birleşik Devletleri Holokost Anıtı ve Müzesi’nin sözleriyle:

Nazilerin Aktion T4 programı - 8
Karl Brandt, 20 Ağustos 1947’de Nürnberg’deki davasının sonunda ölüme mahkûm edildiğini dinliyor.

“Ötenazi” programı birçok yönden Nazi Almanyası’nın müteakip soykırım politikalarının bir provasını temsil ediyordu. Nazi liderliği, tıbbi faillerin “uygun olmayanların” yok edilmesi için tasarladıkları ideolojik gerekçeyi, biyolojik düşman olarak algılanan diğer kategorilere, özellikle de Yahudiler ve Romanlara (Çingeneler) kadar genişletti.”

Ve bir bütün olarak Holokost’ta olduğu gibi, Aktion T4 programından sorumlu Nazilerin sadece bir kısmı nihayetinde adaletle karşılaştı.

Philipp Bouhler, savaştan hemen sonra yakalandıktan sonra intihar etti. Bu arada, 1946-1947’deki sözde Doktorlar davası, Uluslararası Askeri Mahkemenin, Dr. Brandt da dahil olmak üzere (diğer suçların yanı sıra) programdaki rolleri nedeniyle birkaç Nazi doktorunu ölüme mahkum ettiğini gördü.

Nazilerin Aktion T4 programı - 9
2015 yılındaki Aktion T4 anması.

Dr. Pfannmüller, 1951’de 440 cinayetteki rolü nedeniyle nihai olarak suçlu bulundu ve beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Daha sonra, bunu dört yıla indirmek için başvurdu ve başarılı oldu. 1955’te serbest bırakıldı ve 1961’de Münih’teki evinde özgür bir adam olarak sessizce öldü.

Bugün, Nazi yetkililerinin dünyada çok az kişinin gördüğü bir toplu katliam düzenlediği Berlin’deki Aktion T4 programının genel merkezinin eski yerinin yakınında bir anıt bulunuyor.

Advertisements

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir