Anneler Günü: Anne Olmanın Ne Demek Olduğunu Bizlere Gösteren 7 Anne

Funda Doruk 10 Mayıs 2020

Bugün anneler günü, bugünlere gelmemizde en büyük pay sahibi annelerimizin bu özel gününde anneliğin ne demek olduğunu gösteren annelerimizi anlatıyoruz.

Çoğumuz için bebeği 9 ay boyunca karnında taşıyıp, büyük zorluklarla onu dünyaya getirmek bile yeterince göz korkutucuyken, anneler bunun üzerine bir ömür boyu o çocukların arkasında durmayı, onlara kol kanat germeyi kendisine vazife bilen insanlardır. Annelerin hakkı ödenmez lafı öylesine söylenmiş bir laf değil, altı dolu dolu, her harfi gerçekliklerle test edilmiş bir cümledir. Anneliğin ne demek olduğunu anlatmak için bir yazı yazacak olsak, onu alacak sayfalar bulmak mümkün olmazdı. Ancak size anneliğin ne demek olduğunu kanlı canlı gösteren örnekler verebiliriz. Anneliğin bir ömür sürdüğünü, annenin çocukları için neler yapabileceğini ve annelerin ne kadar kutsal varlıklar olduğunu anlamak için şu 7 annenin hikayesine bakmak yeterli.  

Anneler Günü’nü hastane bahçesinde kutladı…

Hemşire Ayfer Açık ve oğlu-1

İzmir’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedavisi gördükten sonra hastanedeki görevine geri dönen ama çocuğuna hastalık bulaştırmamak için öğrenci yurdunda kalan hemşire Ayfer Açık’ın 9 yaşındaki oğlu, annesini görev yaptığı hastanenin bahçesinde ziyaret ederek Anneler Günü’nü kutladı.

Hemşire Ayfer Açık ve oğlu

Evinde karantina altındayken oğlunu hiç görmediğini anlatan Açık, “Bir gün kapının önüne oturdu. Kapı kapalıydı. Anne bu şekilde konuşsak olur mu dedi. Bir anne olarak onun sözlerine çok üzüldüm. Sonra maskemi takarak oğlumu görebilmek için kısa bir süre de olsa balkona çıkmaya başladım. O bile onun için mutluluk verici oldu.” dedi.

‘Çilem değil cennetim’ dediği engelli kızına gözü gibi bakıyor…

Şerife Çakıcı ve kızı

Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Oduncu Mahallesinde yaşayan 4 çocuk sahibi Ahmet ve Şerife Çakıcı çiftinin en büyük çocuğu 39 yaşındaki Emine, bedensel ve zihinsel engeliyle dünyaya gözlerini açtı.

Ahmet ve Şerife Çakıcı ve kızları

Zorluklara aldırış etmeden kızı Emine ile sağlıklı 3 çocuğunu büyüten anne Çakıcı, doğumundan bugüne kadar adeta üzerine titrediği kızının bir dediğini iki etmiyor.

Kızına karşı beslediği duyguları ifade ederken gözleri dolan anne Çakıcı, şöyle dedi:

Ahmet ve Şerife Çakıcı ve kızları-1

“Doğumundan kısa süre sonra cildinde bir yara çıktı. Konya’da doktora götürdüğümüzde yaranın merhemle geçeceğini söyledi. Ancak ‘bebeğiniz engelli’ dedi. ‘Yürüyemeyecek maalesef’ deyince eşimle yıkıldık. Daha sonra Ankara’ya götürdük, altınlarımızı sattık. 20 yaşına kadar sırtımda taşıdım. Diğer çocuklarımı kucağıma alırdım, bunu sırtıma. O yıllardan beri evden dışarı çıkmıyoruz. Bugünlerde salgından dolayı evden çıkmıyorlar ama biz zaten evden çıkmazdık, kimse de bize gelmezdi. Kızım beni ve eşimi inşallah cennete götürecek. Emine, evimizin gülü. O benim çilem değil cennetim. Olmadığını düşündüğümde bile dayanamıyorum. Göremedim mi, ‘Eminem nereye gitti?’ diye aklım çıkar. Evin içinde vakit geçiriyoruz. Çok severim, sevildiğini hissedince çok mutlu oluyor.”

Advertisements
Advertisements

‘Kadın için daha zor’ olsa da pazarcılıkla 25 yıldır ailesini geçindiriyor…

Şerife Çakmak-3

Antalya’da, hamileyken eşi tarafından terk edilince anne-babası, ablası, yeğenleriyle üç aile olarak aynı evde yaşamaya başlayan Şerife Çakmak, 25 yıldır semt pazarlarında açtığı tezgahıyla hem ailesinin tüm ihtiyaçlarına tek başına göğüs gerdi hem de oğlu ve iki yeğeninin üniversite eğitimi almasını sağladı.

Şerife Çakmak ve oğlu

Görücü usulüyle 32 sene önce evlendirilen 56 yaşındaki Şerife Çakmak, 6,5 aylık hamileyken anlaşamadıkları için eşi tarafından terk edildi.

Bunun üzerine ailesinin yanına taşınan Çakmak, “Sercan” ismini verdiği bebeğini kucağını aldı. Aynı sene talasemi hastası iki çocuk annesi ablası da kocası tarafından terk edilince üç aile aynı evde yaşamak zorunda kaldı.

Şerife Çakmak-2
Anneler Günü: Anne Olmanın Ne Demek Olduğunu Bizlere Gösteren 7 Anne

Semt pazarlarında sebze ve meyve satmaya karar veren Çakmak, bebeği henüz yaşına girmeden zorunluluktan dolayı bir pikap alarak iş hayatına atıldı. Kendi kullandığı aracıyla tezgahına taşıdığı sebze ve meyve kasalarını yeri geldiğinde sırtına yükleyen Çakmak, gece gündüz çalışarak para kazandı.

Tek derdi dimdik ayakta durup çocukların eğitimli olmasıydı

Şerife Çakmak

Oğlunun ve iki yeğeninin eğitim hayatlarına da çok önem veren Çakmak, hayat mücadelesine onları düşündükçe dört elle sarıldı. Kendisi maddi imkansızlıklar nedeniyle okuyamayınca oğlu ve yeğenlerinin eğitimi için büyük emek sarf eden Çakmak, parası olmadığında bile “çocuklar yeter ki okusun” düşüncesiyle hep dimdik ayakta durmaya çalıştı, onlara bu durumu hissettirmedi.

Şerife Çakmak-1

Dizlerindeki ağrı nedeniyle yürümekte güçlük çekse de hala ilk günkü gibi çalışmaya devam eden Çakmak, gece halden yüklediği sebze ve meyveleri satmak için sabahın ilk ışıklarıyla semt pazarının yolunu tutuyor.

Ömrünü bir yaşında evlat edindiği felçli oğluna adadı…

Aynur Doğan ve oğlu

Aynur ve İrfan Doğan, 1980 yılında hayatını birleştirip dünya evine girdi. Aradan geçen sürede çocuk sahibi olamayan çift, 1991’de bir yaşında olan İbrahim’i evlat edindi.

Yeni ailesinin yanında mutlu bir çocukluk ve gençlik dönemi geçiren İbrahim, 5 yıl önce evlendi. Bir firmada yöneticilik yapan İbrahim Doğan’ın, evlendikten 7 ay sonra geçirdiği burun ameliyatı sırasında kalbi durdu. Hastanedeki müdahaleyle yeniden hayata döndürülen Doğan, bir süre oksijensiz kaldığı için felç oldu.

Aynur ve İrfan Doğan ve oğulları

Konuşamayan ve yürüyemeyen Doğan, tedavisinin ardından taburcu edildi. Bu süreçte eşinden ayrıldığı için babaevine dönmek zorunda kalan İbrahim’in bakımını annesi Aynur Doğan üstlendi. Sadece “anne” diyebilen oğluyla göz temasıyla iletişim kurabilen Aynur Doğan, fedakarlığıyla örnek oldu.

Yeniden eski günlere dönmek için dua ettiğini belirten anne, şöyle konuştu:

Aynur ve İrfan Doğan ve oğulları-1

“Çocuğumuz olmadı, 10 yıl sonra evlat edinmeye karar verdik. Yakınlarımızın tavsiyesi ile o zaman bir yaşında olan İbrahim karşımıza çıktı. Annesi trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Onu ilk gördüğümde dünyalar benim oldu. İbrahim’i evlatlık olarak görmedim. Sanki kendim doğurmuşum gibi hissedip öyle büyüttüm. İsteseler İbrahim için canımı veririm. Oğlum bizim canımız, her şeyimiz. Oğlum kendini ifade etsin, yürüsün, yemeğini yiyebilse dünyalar bizim olacak. Toprağa girmeden oğlumu ayağa kaldırmak için mücadele ediyorum.”

Şehit Eren’in annesi: Yarın Anneler Günü, çiçeğini bekliyorum…

Şehit Eren'in annesi Ayşe Bülbül

Trabzon’un Maçka ilçesinde, 3 yıl önce PKK’lı teröristlerin erzak çaldığını ihbar edip, güvenlik güçlerine yer gösterirken açılan ateşle şehit olan Eren Bülbül’ün (15) annesi Ayşe Bülbül, Anneler Günü’ne buruk giriyor. Oğlunun mezarı başında gözyaşı döken Ayşe Bülbül, “Yarın Anneler Günü, Eren çiçeğini bekliyorum. Parası olmadığından ormandan topladığı çiçekleri bana getirirdi” dedi.

Şehit Eren'in annesi Ayşe Bülbül-1

Anne Ayşe Bülbül, oğlunun kabri başında ağıt yakarak, “Eren bekleyeceğim seni oğlum, çimenlerden topla, çiçeklerimi okuldan gelirken bana getir. Getirmesen ben geleceğim. Hayallerinde kaldım oğlum. Annen kurban olsun yüzüne” diyerek gözyaşı döktü.

11 yaşındaki kızının ayağa kalkması için tek başına mücadele veriyor…

İlknur Çakır ve kızı Hacer-1

Bursa’da 4 çocuğuna hem annelik hem babalık yapan İlknur Çakır, geçirdiği havale nedeniyle engelli kalan kızı Hacer’in yeniden yürüyebilmesi için çare arıyor.

İlknur Çakır ve kızı Hacer-2

Engelli kızının tedavisi için Artvin’den Bursa’ya göçen Çakır, kendisine bağımlı yaşayan çocuğu nedeniyle işe girip çalışamıyor. Kızının engelli maaşı ve komşularının desteğiyle hayata tutunan Çakır, yeterli tedavi görmediği için durumu gerileyen ve artık yürüyemeyen 11 yaşındaki Hacer’in ayağa kalkacağı günlerin hayalini kuruyor.

İlknur Çakı'ın kızı Hacer

Yaşadığı zorlukları anlatan Çakır, kızı Hacer’in sağlıklı doğduğunu ancak 1 yaşında geçirdiği soğuk havale sonrasında zamanla yürüyemez hale geldiğini söyledi.

Rahatsızlanınca sağlık ocağına götürdüğü kızına soğuk algınlığı teşhisi konulduğunu belirten Çakır, “Götürdüğüm diğer hastanede de aynı teşhisi koyup ilaç verip gönderdiler. İkinci defa hastalandığında yine doktora götürdüm. Orada doktor, ‘Soğuk havale geçirmiş, yapabileceğim bir şey yok.’ dedi. Sonrasında kızım böyle oldu.” diye konuştu.

İlknur Çakır ve kızı Hacer-3

Kızının tedavisi için mücadele ettiğini vurgulayan Çakır, şöyle konuştu:

“Hacer geçen yıl şubata kadar kendi kendine gezebiliyordu. Şubattan sonra tamamen oturdu. Hiç tutunup kalkamıyor. Bir gün kanepeden tutunmuş kalkacaktı, tutunuyor düşüyor, kalkıyor yeniden düşüyor. Oturdu sinirinden kendi ayaklarına vuruyor ‘Neden basamıyorum?’ diye. O zaman çok duygulandım. Tek isteğim Hacer’in tedavi edilmesi.”

İlknur Çakır ve kızı Hacer

Çakır, kızının algısal olarak problemi olmadığını ve gittiği özel eğitim merkezindeki eğitmenlerin de bunu söylediğini belirterek, “Hacer’in algısı iyi ama işaretle pek anlatamıyor. Her şeyi konuşup sohbet ediyorsunuz ve tepki veriyor. Onun dışında fizik tedavi olması gerekiyor. Burada bir kemik, kas ve eklem sağlığı merkezi var ama sigortam olmadığı için orası bizi kabul etmiyormuş. Başka bir hastaneye başvurdum hala dönüş olmadı.” dedi.

Advertisements
Advertisements

En büyük ‘Anneler Günü hediyesi’ 5 engelli çocuğunun yüzünün gülmesi….

Fadime Yikit ve çocukları-2

Düzce’de yaşayan 72 yaşındaki Fadime Yikit, yaşları 37 ile 49 arasında değişen ikisi erkek 5 bedensel engelli çocuğuna büyük bir fedakarlık ve şefkatle hem annelik hem babalık yapıyor.

Eşini yaklaşık 13 yıl önce kanser nedeniyle kaybeden Yikit, 7 çocuğundan sağlıklı olan iki kızının da desteğiyle ikisi erkek 5 engelli evladına tüm zorluklara rağmen bakarak fedakarlığın ve anne şefkatinin en güzel örneklerinden birini sergiliyor.

Fadime Yikit ve çocukları-1

Doğuştan kas hastalığı nedeniyle engelli olan Havva (49), Nimet (47), Adem (43), Menşure (40) ve Selim Yikit’e (37) günlük yaşamlarında destek olan fedakar anne, çocuklarının yüzünün gülmesi için her türlü güçlüğe katlanıyor.

Çocuklarının mutluluğu söz konusu olunca gözleri dolan Yikit, yaptığı açıklamada, devletin verdiği bakım ve engelli maaşıyla geçimlerini sağladıklarını belirterek çocuklarıyla çok mutlu olduğunu söyledi.

Her çocuğunun ayrı ayrı bakıma muhtaç olduğunu ve gün içinde hepsinin ihtiyacına yetişmeye çalıştığını anlatan Yikit, “Hepsi bakıma muhtaç. Damadım ve kızım yardımcı oluyor bana. Onlar olmasa her şeyi yapamam. Hepsi beni çok seviyor. Bir yere gitsem orada 1 saat kalsam hemen ararlar. ‘Annem niye gelmedi’ diye sorarlar.” diye konuştu.

Fadime Yikit ve çocukları
Anneler Günü: Anne Olmanın Ne Demek Olduğunu Bizlere Gösteren 7 Anne

Yikit, her Anneler Günü’nde gözünde yaş belirdiğini ama çocuklarının kendisine sarılamasının en büyük hediye olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

“Benim en büyük hediyem onları sevmek saymak. En mutlu günüm onları neşeli gördüğüm gündür. Onları öpmek, onlarla oynamak en mutlu günüm oluyor. Onların sevgisi olmasa bu yükü taşıyamam. Devletimizden, milletimizden, vatanımızdan, Allah razı olsun. Allah Recep Tayyip Erdoğan’a uzun ömürler versin. Başımızdan eksik olmasın.”

İlginizi çekebilecek diğer içerikler