Antik Dünyanın En Büyük Köle İsyanına Liderlik Eden Gladyatör Spartaküs’ün Gerçek Hikayesi

Cengiz Kumrular 16 Temmuz 2021

Spartaküs, Roma’nın o güne kadar görmüş olduğu en büyük köle isyanına liderlik etti, ancak bunun sebebi zannettiğiniz kadar asil olmayabilir.

Spartaküs sadece on binlerce askerin katıldığı bir ayaklanmaya liderlik etmedi, bunun yanında birinci yüzyılda yaşanan savaşta Roma’yı da mağlup etti. Ancak onu bunu yapmaya iten sebepler bugün hala tartışmalı. Modern efsanelerde anlatıldığı gibi isyankar bir kahraman mı, umursamaz bir demagog ve provokatör mü, yoksa her ikisi birden mi?

Spartaküs hakkında bildiğimiz her şey ikinci ve hatta üçüncü elden edindiğimiz bilgilerden ibaret, antik tarihçiler onun MÖ 71’deki ölümünün ardından dünyaya gelmiş kişiler. Antik çağdan bu yana Spartaküs, Stanley Kubrick’ten Bertolt Brecht’e kadar herkes tarafından mitleştirilmiş bir karakter olarak kaşımıza çıkıyor.

Gelin Trakyalı bir gençten, köleleştirilmiş bir gladyatöre, Romalılardan intikam alan bir savaşçıya varıncaya kadar Spartaküs’ün tüm yaşamına, köle isyanının modern yorumlamalarıyla birlikte göz atalım.

Spartaküs’ün çocukluk ve gençlik yılları

Spartaküs'ün hikayesi

Adamlarını ayaklandıran ve İtalya’ya kadar inip Roma’nın düşmanlarını ezip geçen bir isyan lideri olmadan çok önceleri Spartaküs normal bir çocuktu. Antik tarihçilere göre, günümüzde Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye sınırları içinde kalan Trakya’da dünyaya geldi. MÖ 2’nci yüzyıldaki Üçüncü Makedonya Savaşı’ndan sonra birçok Trakyalı İtalya’ya götürüldü ve köle olarak satıldı. Spartaküs de köle olarak satılan Trakyalıların içindeydi.

Yunan tarihçi İskenderiyeli Appian’a göre, MS ikinci yüzyılda yaşayan Spartaküs bir zamanlar Romalı bir askerdi, ancak esir alındı ve Napoli yakınlarındaki Capua gladyatör pazarında satıldı.

MS 75 yılında, Spartaküs’ün ölümünden 150 yıl sonra, Romalı tarihçi Plutarhos Spartaküs’ün köle isyanından çok çok önceleri dikkat çekmeye başladığını yazmıştı.

Spartaküs'ün hikayesi - 2

“Satılmak için Roma’ya getirildiğinde, şarap tanrısı Dionysus’un peygamberlerinden biri olduğuna inanılan karısıyla birlikte uyurken kafasının etrafına bir yılanın sarıldığı görülmüş. Bu olay sonu kötü bitecek bir hikayede büyük ve korkunç bir güce sahip olacağı şeklinde yorumlanmış.”

Plutarhos’a göre, Spartaküs sadece muhteşem bir ruha ve fiziki güce değil, aynı zamanda müthiş bir bilgi birikimine ve zekaya da sahipti. Bu bakımdan kendisi bir Trakyalıdan çok bir Yunana benziyordu. (Bu benzetme o dönemin tarihçileri tarafından sıklıkla başvurulan bir klişeydi. Yunan ve Romalı olmayan biri üstün işler başardığında onun hakkında “Diğer barbarlara göre daha akıllı” denirdi.)

Spartaküs'ün hikayesi - 10

Capua’da Spartaküs, Lentulus Batiatus’un son derece acılı ve işkenceyi andıran eğitimi altına girmeye zorlandı. Burada gladyatörler arenaya çıkıp dövüşecekleri güne kadar balık istifi halde eğitim görürlerdi.

Advertisements
Advertisements

Spartaküs: Köle Gladyatör İsyana Liderlik Ediyor!

Spartaküs'ün hikayesi - 6

Plutarhos’a göre, Üçüncü Köle Savaşı’na dönüşen köle isyanı 78 kişi ve bir düzine mutfak bıçağı ile başladı. MÖ 73’te, bir grup köle gladyatör özgürlüklerini geri kazanmak için her şeyi göze almaya karar verdi.

Gardiyanları ortadan kaldırıp İtalya kırsalına kaçmalarının ardından, asiler at arabası konvoyuna denk geldiler. Bu onlar için altın vuruştu, çünkü arabalarda silah doluydu. Adamlar baştan aşağı silahlandılar ve Vezüv Dağı’nın eteklerinden aşağı doğru karşılarına çıkan köyleri yağmalayarak, ganimet toplayarak ve aralarına yeni adamlar katarak yollarına devam ettiler.

Spartaküs'ün hikayesi - 1

Bu arada Roma, bir grup kölenin ayaklanmasının ciddi bir tehlike olduğunu düşünmüyordu. Bu işle ilgilenmesi için Pretor (Antik Roma’da sulh hakimi) Gaius Claudius Glaber’i Napoli Körfezi’ne gönderdiler, üstelik yanına yeterli sayıda asker de vermediler. Bunun yerinde Glaber’e yolda insanları askere alma yetkisi verdiler.

Glaber ve 3000 askeri, Spartaküs ve adamlarının kaçmak için kullanabileceği dik yamaçların arasından geçen tek yolu kapatmıştı. Plutarhos’a göre, isyankarların etrafı sarp ve dik uçurumlarla kuşatılmıştı.

Eski köleler, Roma ordusuyla savaşmak yerine daha pratik bir yol bulmaya karar verdiler. Tepeden aşağıdaki düzlüğe inmek için ağaç dallarını ve asmaları kullanarak merdivenler yaptılar. Glaber ve adamları fark etmeden hepsi güvenle uçurumlardan aşağı inmeyi başardı. Roma askerlerinin arkasına dolanmayı başaran köleler sürpriz bir saldırıyla 3000 kişilik Roma ordusunu yok etti.

Spartaküs'ün hikayesi - 11

Daha sonra karşılarına çıkan bir başka pretor Publius Varinius ve 2000 kişilik ordusunu da yenmeyi başardılar.

Kazandıkları bu başarılar diğer köleleri ve bölge halkını tabiri caiz ise gaza getirdi. Özgür adamlar olmak için yola çıkan köleler bir anda gönüllü asker toplayan bir orduya dönüşmüştü. Spartaküs ve adamlarının karşılaştığı çoban, çiftçi, nalbant gibi özgür insanlar ve köleler, karşısında çaresiz kaldıkları gaddar ve zalim yönetiminden kurtulmak umuduyla akın akın onlara katılıyordu. Tabanda başlayan bu küçük hareket kısa süre içinde 70 bin kişilik bir orduya dönüştü.

Ancak Spartaküs kendini beğenmiş ve kibirli biri değildi, Roma İmparatorluk ordusunu yenme şanslarının olmadığının farkındaydı. Bu sebeple tek bir amaca odaklandı: Evine geri dönebilmek. O ve adamları kuzeye doğru Apennine Dağları’na tırmanmayı, Alpleri geçmeyi ve doğdukları topraklar olan ana vatanları Trakya’ya ulaşmayı hedefliyordu.

Bunu en etkili şekilde gerçekleştirmek, adamlarını güvende tutabilmek ve güçlerini mümkün olan en sağlıklı şekilde dağıtabilmek için iki gruba ayrıldılar.

Spartaküs'ün hikayesi - 15

Galyalı ve Germenlerden oluşan gruba Spartaküs’ün sağ kolu Crixus liderlik ediyordu. Diğer grup çoğunlukla Trakyalılardan oluşuyordu ve liderleri Spartaküs’tü. Spartaküs’ün planı mümkün olduğunca hızlı bir şekilde Trakya’ya ulaşmak olsa da adamlarının farklı planları vardı. Plutharos’a göre:

“Spartaküs ordusunu Alplere doğru götürdü, Alpleri aşmalarının ardından herkesin, isteyenin Galya’ya isteyenin Trakya’ya evine dönebilmesiydi. Ancak sayıları hızla artmaya başlayınca adamların kendilerine olan güvenleri arttı ve başarıları hedeflerini büyütmelerine yol açtı. Artık Spartaküs’e itaat etmiyorlar, İtalya’dan intikam almak istiyorlardı. Senato sadece aşağılamanın ve rezilliğin merkezi değil aynı zamanda, ayaklanmanın da baş düşmanıydı. Bu düşünceler son derece tehlikeli bir noktaya doğru gidişin habercisiydi.”  

Roma, Spartaküs’ün muharebelerde gösterdiği başarılar karşısında alarma geçti ve yükselen bu tehdidi bertaraf etmesi için General Marcus Licinius Crassus’u gönderdi. Spartaküs’ün 10 lejyonuyla birlikte karargah kurduğunu bildiği Adriyatik sahilindeki Picenum bölgesine doğru yola çıktılar.

Spartaküs'ün hikayesi - 7
General Marcus Licinius Crassus

Crassus adamlarının çoğunu Picenum’un dışında konuşlandırarak Teğmen Mummius ve iki lejyonu Spartaküs’ü takip etmeleri için görevlendirdi.

Mummius’a herhangi bir çatışma içine girmemesi emredilmişti, sadece düşmanı yönlendirecek onları kuzeye doğru gitmeye zorlayacaktı. Ancak inatçı ve kibirli bir karakter olan Mummius saldırıya geçti ve büyük bir yenilgi aldı. Spartaküs’ün kuvvetleri Mummius’un ordusunu öylesine kötü bir yenilgiye uğrattı ki askerler geri döndüğünde onları büyük bir ceza bekliyordu.

Crassus geri dönen tüm askerlerin katledilmesini emretti. 5000 kişilik ordu onar kişilik gruplara ayrıldı ve hepsi çarmıha gerildi. Her biri tek tek öldürüldü.

Spartaküs'ün hikayesi - 9

Bu olayın ardından Spartaküs yön değiştirdi ve adamlarını Sicilya’ya yönlendirdi. Son 70 yılda kölelerin iki kere ayaklandığı adayı ele geçirmeyi umuyordu.

Sicilya’ya korsan gemileriyle geçmeyi planlamıştı, ancak korsanlar gemilerini Spartaküs’ün verdiği hediyelerle doldurduktan sonra asileri almadan demir alarak kaçtılar. Spartaküs ve adamları Rhegium yarımadasında kaldılar ve bir sonraki adımlarını planlamaya koyuldular.

Advertisements
Advertisements

Appian, Plutharos ve Panultimate Muharebesi

Spartaküs'ün hikayesi - 12

Bu noktada Appian ve Plutharos’un, Spartaküs hakkında farklı hikayeler anlattıklarını görüyoruz.

Appian’a göre, Crassus ve Roma askerleri köleleri hendekler ve pislik içerisinde kuşattı. Kuşatmayı yarmaya çalışan 12 bin köleyi kılıçtan geçirdi, bu sırada kendileri sadece 3 (üç) kayıp verdi.

Spartaküs kalan askerleriyle birlikte Romalılara karşı ani ve sürekli saldırılar gerçekleştirdi. Kaybetmeleri halinde başlarına ne geleceğini göstermek için esir aldığı bir Roma askerini oracıkta çarmıha gerdi.

Spartaküs'ün hikayesi - 3

Olayların gidişatını tersine çevirmek ve utanç verici bir yenilgiden kurtulmak için Roma General Pompey’i Crassus’a yardım etmesi için gönderdi. Başarılı bir askeri strateji uzmanı olan Pompey’den çekinen Spartaküs Crassus ile uzlaşmanın yollarını aradı. Teklifi reddedilince riskli bir hareket yaptı ve peşinde Crassus olduğu halde kuvvetlerini Brindisi’ye (Brundisium) hareket ettirdi.

Yolunu bir başka Roma gücünün kestiğini keşfettiğinde o ve adamları ellerinden gelenin en iyisini yaptılar: Geri döndüler ve Crassus ile göğüs göğse çarpıştılar.

Bu arada yaşananların Plutharos versiyonu biraz daha farklı. Crassus’un kuvvetleri Spartaküs’ü kuşattığında köleleri bunu ilk başta ciddiye almadı. Ancak ardından erzakları tükenmeye başladı, ordunun üçte birinin duvarları aşmasını sağlamaya çalıştılar.

Spartaküs'ün hikayesi - 4

Crassus daha öncesinde Roma’ya, Pompey’in ve Lucullus’un kendisine yardım etmesini isteyen bir not göndermişti, ancak şimdi köleleri kendi kuvvetleriyle yenebileceğine hükmetti. Diğer generallerin kendisine yardım için gelmesine gerek yoktu.

Spartaküs tarafından bölünmüş köle ordusunun üzerine hücum etti ve 12 bin 300 köleyi öldürdü. Spartaküs kalan adamlarını alarak dağlara doğru çekildi, bu sırada Crassus’un askerleri onları takip ediyordu. Bir noktada kendilerine olan güvenleri zirvede olan köleler daha fazla kaçmamaya karar verdiler. Hatta kendilerine geri çekilme emri veren komutanlarına itaat etmediler ve savaşmayı seçtiler. Esasen Crassus’un istediği şey de tam olarak buydu, köleleri kanlı bir savaşın içine çekmek.

Spartaküs’ün (muhtemel) ölümü

Spartaküs'ün hikayesi - 8

Spartaküs ve adamları Roma ordusunu ellerinden geldiğince savuşturmaya çalıştılar, ancak bu beyhude bir çabaydı. Köşeye sıkıştırıldılar ve hızlıca yok edildiler. İsyan ve eve geri dönme arzusu artık yolun sonuna gelmişti.

Spartaküs’ün öldürüldüğü kabul edildi, ancak cesedi hiçbir zaman bulunamadı.

Yenilginin ardından esir alınan 6 bin isyancı çarmıha gerildi. İsyancıların çarmıha gerilmiş bedenleri, Capua’dan Roma’ya uzanan Appian yolu üzerinde halka ibret olması için sergilendi.

Spartaküs'ün hikayesi - 14

Crassus Spartaküs ve adamlarını yok etmiş olmasına rağmen, 5000 isyancının öldürüldüğü sırada İspanya’da dönmüş olan Pompey’in gölgesinde kaldı. Başarılarından dolayı her ikisi de MÖ 70 yılında konsül seçilmiş olsa da yaşadıkları süre boyunca araları hep açık oldu.

Spartaküs ve köle isyanı Antik Roma’da kalıcı değişiklilere yol açtı. Mesela Jül Sezar diktatör olduğunda benzer bir isyanların patlak vermesini önlemek için bir dizi kanun çıkardı.

Spartaküs'ün hikayesi - 16

Bazı tarihçiler Spartaküs’ü, kendi egosu uğruna adamlarını felakete sürükleyen bencil bir isyancı olarak görüyor. Diğerleri ise bu fikre katılmıyor ve onu Roma İmparatorluğu’nun zulmü altında inleyen binlerce insana umut veren ilham verici bir lider olarak tanımlıyor.

Nihayetinde Spartaküs, Antik Roma’da, bugün bile hatırladığımız en büyük köle isyanının lideridir.

Advertisements
Advertisements

İlginizi çekebilecek diğer içerikler