Marcel Petiot: Bugüne Kadar Görmüş Olabileceğiniz En Aşağılık Seri Katil

diazepam 15 Mart 2022

Yahudilere, onları sadece soyup öldürmek için Nazilerden güvenli şekilde kurtarma sözü veren Fransız Doktor Marcel Petiot ile tanışın.

Cinayetin doğasında var olan grilik, herhangi bir katili diğerinden “daha ​​iyi” veya “daha ​​kötü” olarak tanımlamayı imkansız kılmasa da bir hayli zorlaştırır. Yine de Marcel Petiot, esasen eylemlerinin arkasındaki koşullar ve motivasyonlar nedeniyle, yarattığı dehşette gerçekten eşsizdi: Nazi işgali altındaki Fransa’yı terk edenlere güvenlik ve özgürlük vaat etti, bunu sadece mallarını ve yaşamlarını ellerinden almak için yaptı.

Fransa’daki kötü şöhretine rağmen, başka yerlerdeki birçok kişi onun hikayesini hiç duymadı. Birçok seri katilde olduğu gibi, iç dünyasında yaşadığı kavgalar Marcel Petiot’un erken yaşamının büyük bir kısmına damgasını vurdu.

1897’de Fransa’da doğdu, Fransa’daki birçok okul davranışlarından dolayı onu okuldan atsa da 1915 yılında 18 yaşındayken eğitimini tamamladı. Petiot daha sonra askere gitti, ancak muhtemelen kleptomanisi nedeniyle uzun süreler boyunca “istirahat” iznine ayrıldığı için, hizmetinin kapsamı tartışmalıdır.

Marcel Petiot'un sabıka fotoğrafları.
Marcel Petiot’un sabıka fotoğrafları.

Sonunda, sürekli hırsızlık yapması – özellikle askeri battaniyeler – neticesinde Orleans’ta kısa bir süre hapis yattı. Askeri subaylar sonunda, Petiot’un bir tür zihinsel çöküntü yaşadığına inanan bir psikiyatristin tavsiyesi üzerine Petiot’u malul ödeneğiyle taburcu etti: Gerçekten de sorunlu subay kendini ayağından vurmuştu ve hastanede kalması gerekiyordu.

Ordudaki görevi sona erdikten sonra, psikiyatristler Petiot’un bir akıl hastanesine yatırılmasını tavsiye etti. Bunun yerine, tıp fakültesine devam ederken bu hastanelerin birinde staj yaptı. Petiot sekiz ayda mezun oldu ve tıp diplomasıyla 1921’de Villeneuve-sur-Yonne’da çalışmaya başladı.

Orada, Petiot neredeyse anında hayatının geri kalanını tanımlayacak iki şeye bağımlı hale geldi: narkotik ve cinayet.

Marcel Petiot’un İlk Kurbanı

Marcel Petiot
Marcel Petiot

Hiçbir zaman kanıtlanmadı, ancak birçok kişi Petiot’un ilk kurbanının sevgilisi ve Villeneuve-sur-Yonn’daki hastalarından birinin kızı Louise Delaveau olduğundan şüpheleniyor. İkisinin bir ilişki yaşamaya başlamasından kısa bir süre sonra 1926’da Louise Delaveau ortadan kayboldu. Delaveau’dan bir daha kimse haber alamadı.

Yetkililer, onun ortadan kaybolmasıyla ilgili bir soruşturma yürütmeye başladığında, komşular Petiot’un otomobiline büyük bir bagaj koyduğunu gördüklerini bildirdi – bazıları belki de bu bagajın içinde ceset olduğunu söyledi. Polis olayı araştırdı, ancak onu suçla ilişkilendirecek hiçbir şey bulamadı.

Delaveau’nun ortadan kaybolmasından kısa bir süre sonra Petiot, Villeneuve-sur-Yonne belediye başkanlığına aday olmaya karar verdi. Bir münazara sırasında kargaşaya neden olması ve rakibini kızdırması için birini tutan Petiot başkanlığı kazandı. Yolsuzluk ofiste devam etti: Petiot’un belediye başkanı olduktan sonra yaptığı ilk şey kasabanın parasını zimmetine geçirmek oldu.

Petiot, karısı ve küçük oğulları Paris’e taşındılar ve 66 Rue Caumartin’de başarılı bir tıp merkezi işletmeye başladılar.

Dünya Savaşı sırasında Paris.
II. Dünya Savaşı sırasında Paris’te Nazi askerleri.

Bütün bunlar sırasında, Petiot, devam eden kleptomanisi nedeniyle işini çok büyütemedi. İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ve Fransa’nın Nazi rejiminin eline düşmesi, bu konudaki endişelerini büyük olasılıkla gölgede bırakmış olsa da yasalardan tamamen kaçmadı.

Doktor, yasadışı uyuşturucu madde reçete ettiği için 2400 frank para cezasına çarptırıldı; eğer kendisi aleyhine tanıklık edecek iki bağımlı dava başlamadan kısa bir süre önce, şüpheli koşullar altında kaybolmamış olsaydı Petiot bu suçlamalardan yargılanabilecekti.

Petiot için Nazi işgali altındaki Fransa, suçlarını işleyebileceği mükemmel bir zemin sağladı. Gerçekten de ülke, öncelikle Nazi sempatizanları ve aktif olarak Gestapo’yu devirmeye veya onu aşmaya çalışanlar tarafından bölünmüş durumdaydı. Petiot, korku ortamından faydalandı ve ikinci durumdan istifade etti.

Marcel Petiot sabıka fotoğrafı

Hem mali hem de maddi açıdan kazançlı olacak bir plan tasarlamaya başladı.

Halkın güvenini ve hayranlığını kazanmak ve böylece giderek artan miktarda uyuşturucu satışı gibi yasadışı eylemlerini daha iyi gizlemek için, Fransız Direnişi üyesi olduğunu söylemeye başladı. Yahudileri 66 Rue Caumartin’deki muayenehanesine davet edecek kadar ileri gitti ve onlara Nazi işgali altındaki Fransa’dan güvenli çıkış sözü verdi.

Ayrıca evini direniş savaşçıları, küçük hırsızlar ve yasaları aşmaya çalışan sert suçlular için güvenli bir ev olarak kullanıma sundu. Yine de onun adına asil bir dava gibi görünen şey, tarihin en korkunç cinayetlerinden birinin başlangıcı olacaktı.

66 Rue Caumartin Cinayetleri

66 Rue Caumartin'den çıkarılan ceset

“Dr. Eugène” adın altında hizmet veren Petiot, 25.000 franklık ücretini karşılayabilecek herkese Fransa’dan güvenli çıkış sözü verdi – bu miktar, enflasyona göre ayarlandığında günümüzde yaklaşık yarım milyon dolar tutuyordu. Ayrıca insanları toplamaya yardım eden birkaç “temsilci” işe aldı, elbette bu temsilciler daha sonra suç ortağı olarak yargılanacaklardı.

Petiot’un teklifini kabul edenlerden bir daha hiç kimse haber alamadı – esas olarak hepsini öldürdüğü için. Müvekkillerine ülkeyi terk etmeden önce aşılara ihtiyaçları olduğunu söyler ve bu aşıları onlara yapardı, ancak aslında onlara siyanür enjekte ediyordu. Petiot daha sonra kurbanlarının tüm değerli eşyalarını aldı ve cesetlerini Seine Nehri’ne attı.

Sadece Gestapo, Petiot’u bu uygulamayı değiştirmeye zorlayabilirdi: Gestapo’nun Fransa sokaklarındaki varlığı arttıkça, cesetleri evden çıkarıp atmak çok riskli hale geldi. Böylece, ilk birkaç cinayetinden sonra Petiot, cesetleri parçalamak için sönmemiş kireç fıçılarına koymaya başladı.

Marcel Petiot ofisi

Sadece Petiot gibi birinin gerçekleştirebileceği bir olayda, Gestapo etkili bir şekilde “iyi adam” gibi davrandı ve “Dr. Eugène’in faaliyetleri nedeniyle suç ortaklarını tutukladı. İşkence altında gerçek adı olan Marcel Petiot’yu ortaya çıkardılar. Gestapo onu bulmaya gittiğinde, Petiot Paris’in başka bir yerine kaçmıştı.

Şimdi, 21 Rue le Sueur’da, temsilcileri olmadan çalışırken, öldürdüklerinin cesetlerini yok etme görevi bunaltıcı hale geldi. Belirsiz kalan nedenlerden dolayı Petiot, 1944 Mart’ında birkaç günlüğüne şehri terk etti.

Uzaktayken, komşuları evinden yayılan korkunç bir kokuyu ve bacasından yayılan dumanın alışılmadık derecede zararlı olduğunu fark etmeye başladılar.

66 Rue Caumartin

Polis soruşturmaya geldiğinde, belki bir tür yangın olduğunu düşünerek, kapıda Dr. Petiot’un şehir dışında olduğunu, ancak birkaç gün içinde döneceğini yazan bir not buldular. Onunla temasa geçtiler ve evinin anormal durumu hakkında onu bilgilendirdiler. Petiot, o gelene kadar eve girmemelerini söyledi.

Polis, itfaiyecilerle birlikte 21 Rue le Sueur’a girmeden önce yaklaşık bir saat bekledi. Buldukları şey, daha önce gördükleri hiçbir şeye benzemiyordu: cesetler – hatta bütün cesetler değil, sadece evin etrafına saçılmış ceset parçaları. Bazıları kanvas çuvallarda ya da valizlerdeydi. Garajda sönmemiş kireç fıçıları, uzuvlar ve kemiklerle dolu bir yakma fırını vardı – hepsi söylendiğine göre evde en az on ceset buldular, ancak hiçbiri sağlam değildi.

Petiot kısa bir süre sonra geldi ve Direnişin bir üyesi olduğunu ve cesetlerin Almanlara ve öldürdüğü hainlere ait olduğunu açıklamaya çalıştı.

Marcel Petiot duruşma salonuna getiriliyor

Polis, Petiot’un hikayesinin onu o anda orada tutuklamayacak kadar doğru olduğuna inanıyordu – ki bu, Fransa’nın içinde bulunduğu kargaşa ve Direnişin ne kadar saygı gördüğü göz önüne alındığında, bir şekilde anlaşılabilir.

Yine de Petiot’un hikayesi herkesi ikna etmedi ve Komiser Georges-Victor Massu, “tehlikeli bir deli” olduğuna inandığı adam hakkında resmi bir soruşturmanın sorumluluğunu üstlendi. Petiot’un karısı ve erkek kardeşi Maurice’i, 66 Rue Caumartin’de yaşadığı sırada Petiot’a yardım etmiş olan adamlarla birlikte yakaladığında, gerçek tablo ortaya çıktı.

Polis, suç ortağı olarak hepsini tutukladı. Petiot’u tutuklamak ve cinayetle suçlamak için evine geldiklerinde, elbette kaçmıştı.

Marcel Petiot Davası

Marcel Petiot Mart 1946'da Paris'te yargılanıyor.-1

Haziran 1944’teki Normandiya İşgali, Petiot’u aramayı askıya aldı. Petiot, savaşı bir kez daha kendi yararına kullanarak arkadaşlarıyla saklandı ve Gestapo’nun bazı muhbirleri öldürdüğü için onu takip ettiğini açıkladı. Bu süre boyunca, Petiot bir dizi farklı isim aldı, saçını ve sakalını uzattı ve en az bir ay daha yakalanmamayı başardı.

Artık dikkat çekmemeyi başaramayan Petiot, gerçekten Direniş savaşçılarına katıldı, bu onun için övgü toplayacağı ve yaptıklarını haklı çıkaracağı bir hareketti.

Marcel Petiot Mart 1946'da Paris'te yargılanıyor.-3

Petiot, takma bir isim altında çalışırken bir Direniş savaşçısı olarak o kadar çok ün kazandı ki, bir Fransız dergisi onun profilini yayınladı. Gazeteler bayilere düştüğünde, birkaç kişi onu Petiot olarak tanıdı ve polise katilin aslında hala Paris’te olduğunu bildirdi.

Birisi 1944 Şubat’ında bir tren istasyonunda Petiot’u tanıdı, bu noktada polis onu tutukladı ve cinayetle suçladı.

Marcel Petiot, 19 Mart 1946’da 135 suçlamayla yargılandı.

Marcel Petiot Mart 1946'da Paris'te yargılanıyor.-2

Duruşması boyunca Petiot, yalnızca Fransa’nın düşmanlarını öldürdüğünü ve bunu sadece bir Direniş savaşçısı olarak görevlerini yerine getirmek için yaptığını iddia etti. Davasını desteklerken, bazı Direniş gruplarını adlarına göre listeleyerek yanlış adım attı. Bu gruplar, duruşmaya katılan üyelerinin Petiot’un var olmadığını söylediği gruplardı.

Soruşturma, Petiot’un öldürdüklerinden çaldığını ortaya çıkardığında, kâr amacıyla cinayet işlemekle suçlandı. Petiot cinayetleri boyunca kurbanlarından 200.000 franktan fazla (bugünün parasıyla yaklaşık 2 milyon dolar) para koparmıştı.

Marcel Petiot Mart 1946'da Paris'te yargılanıyor.

Duruşma boyunca Petiot, evinde bulunan 27 kurbanın hepsini olmasa da bazılarını öldürdüğünü itiraf etti. 26 cinayetten hüküm giymesine rağmen, hayatı boyunca en az 60 kişiyi öldürmüştü.

Mahkeme Petiot’u kafasını keserek ölüme mahkum etti. 25 Mayıs 1946’da giyotinle idam edildi.

Marcel Petiot çalışkan bir katil olmasına rağmen, bu kadar açgözlü olmasaydı – o zamanlar için özgürlük karşılığında talep ettiği ücret çoğu insan için çok yüksek bir meblağdı – şüphesiz daha fazla insanı öldürecek ve savaştığını iddia ettiği grupların cinayetleriyle rekabet edecekti.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir