Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

Bora Yakis 18 Mart 2020

Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın, Bu Toprak, bir devrin battığı yerdir; Çanakkale Zaferi’nin nasıl kazanıldığı hakkında ipucu veren hikayeler.

Birinci Dünya Savaşı‘nda (1914-18) Çanakkale Cephesi, Türkiye’nin yaşadığı en yoğun ve teknolojik-stratejik savaş olarak tarihe geçti. Her iki saftaki askerlerin direnci ve kayıplarıyla destanlaşan bu cephe, dünya savaş tarihi açısından ilklerle doluydu. Kara, hava, ve deniz güçlerinin aynı anda, birlikte katıldığı bu denli yoğun bir savaş o güne kadar yaşanmamıştı. Çanakkale; denizde amfibi harekatının ve uçak gemilerinin, havada savaş uçaklarının ve sabit balonların, karada o güne kadar tarihin yazmadığı bir yakınlıkta siper savaşlarının bir arada ve görülmemiş bir şiddetle yaşandığı bir savaştı.

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

Çanakkale Kara Savaşları sırasında özellikle Arıburnu ve Anafartalar bölgesindeki muharebelerde arazi yapısı nedeniyle karşılıklı siperler arasında mesafe 8-10 metreye kadar düşüyordu, askerler birbirlerinin seslerini duyabilecek kadar yakın mevzilerde çarpışıyorlardı. Her iki tarafın siperlerinin birbirine bu derece yakın olması ve bundan dolayı duyulan ıstırap birçok arşiv belgesine, hatırata ve günlüğe yansımıştır.

14 Mayıs 1915’te 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal’in siperlerin durumu ve bu durumda Türk askerinin ruh halini şu sözlerle anlatıyor:

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

“Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiçbirisi, kurtulmamacasına hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise Kelime-i Şehadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyor. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebeleri’ni kazandıran bu yüksek ruhtur.”

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

İşte bu şartlar altında cereyan eden ve zaferle sonuçlanan bu savaşın içinde insanın yüreğinin en derinlerine dokunan sayısız hikaye yaşandı. Bunlardan birkaçını ve askerlerimizin yazdığı bazı son mektupları bir araya getirdik.

Söyleyin hakkını helal etsin…

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye
Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren Hikayeler

Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı, kimi Bosnalı, kimi Adıyamanlı, kimi Gürünlü, kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor.

Bunlardan biri Lapseki’nin Beybaş Köyü’nden yarası oldukça ağır bir askerdir. Oldukça zor nefes alıp veren yaralı asker nefes almaya biraz daha devam edebilmek için komutanının elbisesine yapışır. Zorlukla nefes alan askerin dilinden tane tane kelimeler dökülür:

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

– Ölme ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım…Arkadaşıma ulaştırın…

Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur:

– Ben… Ben köylüm Lapsekili İbrahim onbaşından 1 Mecit borç aldıydım… Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin.

– Sen merak etme evladım, der komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar ve az sonra komutanının kollarında şehit olan askerin son sözü:

– Söyleyin hakkını helal etsin, olur…

Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getirilir. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşer. Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılır.

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır ne titremesine ne de göz yaşlarına engel olamaz:

– Ben Beybaş Köyü’ndenim arkadaşım Halil’e 1 Mecit borç verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Niçin öldürmek istediğin düşmana yardım ediyorsun?

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye
Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren Hikayeler

Çanakkale’de yabancıların bir anıt açılış töreni yapılmaktadır. Bu törenden 1915’te Çanakkale Savaşı’na katılmış, bu savaşlar sırasında kolundan, bacağından çok ciddi yaralar almış General Gouraud (Guro) da vardır.

Nihayet açılış töreni biter ve emekli Fransız General Gouraud yanındakilere: “Türk askerinin abidesini de ziyaret etmek isterim.” der. Etrafındakiler o zaman mevcut olmayan muhteşem bir abidenin hasreti içinde kıvranmaktadır. Ama Arıburnu tepesine “Mehmet Çavuş “ismi ile dikilmiş 3 metrelik bir taş yığını vardır. Tutup General Gouraud’yu bu küçücük anıtın dibine götürürler. Gouraud, kendileri ile çarpıştığı insanlar önünde bacağının ve kolunun bir kısmını kaybetmiş olmasına rağmen büyük bir saygıyla ziyaretini gerçekleştirir. Sonra etrafındakilere dönerek şunları söyler: “Efendiler! Türk askeri ender bulunan bir insandır. Size bu konuda hala içimde tap taze canlı duran bir hatıra anlatmak isterim.

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

Bir sabah günün ilk ışıkları ile birlikte savaş yeniden başlamıştı. Türkler savaş konusunda çok ama çok mahirdi. Kendileri ile başa çıkmak imkansızdı. Süngü çatışmamız fasılalarla akşam geç vakte kadar devam etti. Ortalık kararınca Türklerle anlaşma yaptık. Harp sahasını gezecek, yaralıları sahaya getirecektik. Ben de aralarına katıldım. Bir Mehmetçik bir ara kucağındaki yaralıyı tedavi etmek amacıyla kendi gömleğini parçalayarak yaralı askerin yarasını sarıyordu. Akşamın karanlığında değme ressamın fırçasından çıkmayacak bir tablo karşısında idim. Uzun müddet seyrettiğim bu tablodaki Türk askeri, kendi yaralarına yerden avuçla aldığı toprakları bastırıyordu. Kucağındaki yaralı için ise, durmadan gömleğinden parça yırtmakla meşgul idi…”

General Gouraud’yu sahilden Mehmet çavuş abidesinin önüne kadar sırtında taşıyarak çıkaran Türk gemisinin kaptanı Şefik Bey, bundan sonrasını bakın nasıl naklediyor…

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

“Bu sözlerden sonra general etrafındakilere döner ve adeta bağırarak der ki: “Efendiler, kendi yarasına toprak basıp, kucağındakine gömleğini yırtan bu kahraman asilin kucağındaki yaralı kimdi biliyor musunuz?”  Herkes susmuş korku ve endişe ile emekli generale bakar. Gouraud gözlerini buruşuk elleriyle silerek, fısıltı ile seslenir: “Türk askerinin kucağındaki bir Fransız askeri idi efendiler! Bir Fransız askeri! … “

O Türk askerine “niçin öldürmek istediğin düşmana yardım ediyorsun?” diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir:

-Bu Fransız asker yaralanınca cebinden yaşlı bir kadının resmini çıkardı, bir şeyler söyledi. Anlamadım ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki, o kurtulup anasının yanına dönsün!.. 

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Sığır eti ve bisküvi

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye
Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren Hikayeler

Avustralyalı Elion Cambell’in hatıra defterinden alınan bir hikaye şöyle;

 “Ateşkes sırasında Türkler şehitlerini gömüyorlardı. Arkadaşlarımızdan birkaç kişi gönüllü olarak onlara yardım etmek istedi ve bu korkunç görevde dost ve düşman iş birliği yaptılar…” İşte bu sırada yapılan konuşmalarda açlığını hissettiren bir Mehmetçiğe, bir Avustralyalı asker sığır eti ve bisküvi getirir.  Mehmetçik bu hareket karşısında hislendi. Sonunda görev tamamlanmıştı. Her iki tarafın da askerleri siperlerine çekilmiş bekliyorlardı. Vurulan silah arkadaşlarına son vedalaşma bitmişti.

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

Türk subayı birkaç adım ilerledi ve selam verdi. Bizim subaylarımız da selam aldılar. Böylece ateşkes sona ermişti. Düşmanlarımızın nezaketlerinde bir yüce ruhluluk, bir soyluluk vardı. Dünya şövalyeliğinin kutsal emaneti onlardaydı sanki.

Birkaç hafta sonra Avustralyalı askerler Türk siperlerine karşı büyük bir saldırıya geçerler. Mücadelenin şiddetli bir anında Avustralyalı bir asker ağır şekilde yaralanarak Türk siperlerinin yakınına düşer. Yaralı asker acılı bir şekilde can çekişmeye başlar. Bundan sonrasını Cambell şöyle anlatıyor:

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

“Mermi yağmurunun ortasında bir Türk, siperden fırlayarak yaralı askerimizi sırtına aldı ve bizim hatlara doğru taşımaya başladı. Türk, sırtındaki Avustralyalı ile birlikte yaralanmadan siperlerimizin korkuluklarına ulaştı ve sırtındaki arkadaşımızı kıyıdan aşağıya yavaşça bıraktı. Sonra bu Türk kendi hatlarına doğru yöneldi. Fakat birçok yerinden yaralanıp yere düşmeden önce ancak üç ya da dört adım atabilmişti. Ve oracıkta şehit düştü. Meçhul bir şekilde, fakat kahraman olarak şehit düştü. Yaralı Avustralyalı, aç Türk’e sığır eti ve bisküvi getiren askerdi. Onu sırtında siperlerimize taşıyan Türk, onun kumanya verdiği askerdi.”

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Bana acımasınlar…

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye
Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren Hikayeler

14 Nisan 1915 tarihinde Seddülbahir’de şehit olan Yüzbaşı Kâzım Efendi’nin son mektubu…

“Sevgili kardeşim

Ben vatan ve millet uğrunda bana düşen vazifeyi ifa ettim. Artık gerisini size terk ediyorum. Cümlenize hakkımı helal ettim, tabiidir ki siz de helal edersiniz. Hemşiremin, Ziya’nın Kemal’i hasretle gözlerinden öperim. Muhterem amcamın ellerinden öperek dualarını her zaman beklerim. Çoluk çocuğumu evvel Cenab-ı Hak’ka sonra vatan ve millete ve sizlere emanet ederim. Sevgili valideme, aileme, çocuklara güzel bakınız. Tahsillerine himmet ediniz. Maaşlarının tahsisi, icap eden muamelenin ifası için arkadaşlardan alayımızın tabur katibi ve aynı zamanda alay naibi bulunan Hasan Efendi’ye yazdım. Bulunduğum fırkanın kumandanı Miralay Remzi Bey, alay kumandanı Binbaşı Halil Bey’dir. Bu isimler size lazım olursa kendileriyle muhabere edersiniz. Binbaşımız Şevki Bey de benim gibi tehlikede bulunduğu için sağ kalırsa ona da müracaat edersiniz. Kolordu kumandanımız malum olduğu üzere Esat Paşa Hazretleri’dir. Hayvanım hakkında lazım gelen muamele için de kâtip efendiye yazdım. Oradaki hakkımı da çocuklarım için ararsınız. Sana çok rica ederim, efrad-ı ailemi, validemi hiçbir vakit üzme. Daima rıfk ile muamele et. Bana acımasınlar. Ben mukaddes vatan vazifem uğrunda terk-i can ettim, bahtiyarım. Cenabı Hak sizleri de bahtiyar buyursun. Baki cümlenizi Cenabı Hak’ka emanet ederim sevgili kardeşim.”

 Kâzım

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Yüksek sesle ağlamamanızı dilerim…

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye
Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren Hikayeler

Zahit Üsteğmen 8 Ocak 1916’da Kerevizdere Mevkii’ndeki ‘Şehitler Tepesi’nde yaşanan kanlı ve çetin muharebelerde patlayan bir mayınla şehit olduğunda 34 yaşındaydı. Bıraktığı mektup zarfının içinden küçük bir saç demeti de çıktı. Bu; Nadide adlı yavrusunun saçının tutamıydı.

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

“Pınarbaşı (Aziziye) İlçesi Kılıç Mahmutbey Köyü’nden Ahmet Efendi kızı eşim Hanife Hanım’a;

Hem kendim hem mesleğim itibariyle tam bir asker, hem de şerefli bir askerim. Asker olmam nedeniyle, gidip gelmemek, gelip bıraktıklarımı bulmamak olabilir. Bu gibi durumların insanlık aleminde meydana gelebileceği inkar olunamaz. Şu vasiyetnameyi yazmak, hemen ölmek demek değildir.

İlahi mukadderat; ben seni, sen beni tanımadığımız halde uzak memleketlerden bizi birbirimize nasip etti. Allah’ın emrine ve peygamberin kavline göre nikahımız kıyıldı. Yaşadığımız sürece geçimimizi sağlamaya çalıştım. Şayet vatanım uğruna şehit olursam, Yüce Allah elbet ruhlarımızı birleştirir.

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

Böyle bir hal olduğunda mevcut eşyam ve taşınabilir mallarımdan mihri müeccelinizi (payınıza düşen tazminatı) almanız için sizi vekil tayin ediyorum. Eğer yetmezse hakkınızı helal edeceğinize ve beni borçlu yatırmayacağınıza eminim.

Birbirimize verdiğimiz sözlerden dönmemenizi ister ve umarım. Ruhuma bir mevlid okutmak vicdanınıza kalmıştır. Kendim için başka bir şey istemiyorum. Şehitlik bana yeter.

Bana Acımasınlar: Çanakkale Zaferi’nin Nasıl Kazanıldığı Hakkında İpucu Veren 5 Kısa Hikaye

Bu vasiyetnamemi aldıktan sonra, yüksek sesle ağlamamanızı dilerim. Allaha emanet olun.

Mustafa oğlu Zahit (4. Tabur- 62. Alay- 4. Bölük Komutanı Kerevizdere)”

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir