kategoriler

Beynimizin Her Fırsatta İçine Düştüğü 13 Düşünsel Tuzak


Beynimiz muhteşem bir organ olsa da fırsatını bulduğunda bizi yanıltmaktan da geri durmuyor.

Cognitive bias, yani düşünsel tuzak: İnsanın herhangi bir konuda muhakemesini etkileyebilecek psikolojik olgulara verilen genel ad. Beynimiz yerinde sayan bir organ değil, içinde bulunduğu şartlara, yeni koşullara göre kendini sürekli olarak ayarlamaya çalışan bir yapı. Dünyada işlerin nasıl gittiğini anlamak için ciddi eforlar sarf ediyor. Ancak beynimizin kendi çapında oluşturduğu dahili sistem bazen dünyanın gerçekleriyle örtüşmüyor. Sizler için bu içerikte bilimsel olarak kanıtlanmış birtakım düşünsel tuzakları, bilişsel yatkınlıkları bir araya getirdik. Beynimizin ara sıra nasıl hatalar verdiğini kendi gözlerinizle görün. Peki sizi kaç defa aldatmış?

1. Seçim paradoksu (The paradox of choice).

Seçim paradoksu (The paradox of choice)
İnsanlar karar verme aşamasında karşılarında çok fazla seçenek olmasını sevmiyor, onun yerine daha az seçenek arasından tercih yapmayı yeğliyor. Karşımıza çok fazla seçenek çıktığında tabiri caiz ise karar verme mekanizmamız paralize oluyor. Bu paradoks “reçel testi” ile kanıtlanmış. Müşterilerin karşısına çok fazla reçel çeşidi konduğunda sadece %3’ü karar verip birini seçerken, seçenek sayısı bir hayli azaltıldığında müşterilerin %30’u birini almaya karar vermiş.

2. Onaylama önyargısı (Confirmation bias).

Onaylama önyargısı (Confirmation bias)
İnsanların, kendi inandıklarına, tahminlerine, düşüncelerine daha yakın olan bir şeyin doğru olduğuna inanmaya meyilli olması durumu. Bu önyargı tehlikelidir, çünkü olayları objektif olarak değerlendirmemizi ve inandığımız şeyin yanlış olduğunu söyleyen kanıtlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamızı engeller. Bu fenomen özellikle, bilgilerin tercihlerimize göre filtrelendiği sosyal medyada çok yaygın olarak kullanılır. Karşımıza çıkan haberler, içerikler, vs. genellikle bizim görüşlerimize uygun düşen şeylerdir.

3. Odaklanma etkisi (Focusing effect).

Odaklanma etkisi (Focusing effect)
Psikologlara ve psikiyatrlara göre, bir olayın belli bir yönüne gereğinden fazla önem vermekten dolayı olayın sonucuyla ilgili sağlıklı öngörüde bulunamama haline “odaklanma etkisi” deniyor. 1998 yılında yapılan bir araştırma bu etkinin nesneleri algılama şeklimizi etkilediğini ortaya koydu. Araştırmaya katılan kişiler temelsiz bir şekilde ABD’nin Batı kısmında yaşayan insanların Orta bölgelerinde yaşayan insanlardan daha mutlu olduğunu düşünüyordu. Buna gerekçe olarak sadece o bölgelerin daha güneşli olmasını gösteriyorlardı, geri kalan diğer tüm bilgileri göz ardı etmeleri odaklanma etkisine güzel bir örnek teşkil ediyor.

4. Pygmalion etkisi.

Pygmalion etkisi
Pygmalion etkisi 1968 yılında Rosenthal ve Jacobsen tarafından tanımlanmış bir terim. Diğer insanların beklentileriyle kendi performansımız arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışan bir ifade. Daha yalın bir ifade ile kişinin zaman içerisinde kendinden bir şekilde daha üstün veya daha iyi gördüğü insanların kendisine ilişkin beklentilerini karşılamaya yönelik davranışlar sergilemesi durumudur. Mesela öğretmenin daha yüksek beklentiler içinde olduğu öğrencilerin daha başarılı olması buna bir örnek olarak gösterilebilir. Eğer öğrencilerinizin, çocuklarınızın, çalışanlarınızın daha yüksek performans sergilemesini istiyorsanız onlara dair beklentilerinizi asla düşürmeyin.

5. Grup düşüncesi (Groupthink).

Grup düşüncesi (Groupthink)
Bir sürü eğitimli ve zeki bir insanın bir araya gelip de nasıl bu kadar saçma kararlar alabildiğini düşünüyorsanız “groupthink” fenomeninden haberiniz yok demektir. Bu fenomen, bir grup kararı alınırken grup üyelerinin çatışmaya sebep olacağını düşündükleri kendi fikirlerini değil de grubun kabul edeceğini düşündükleri fikir yönünde birleşmelerini ifade eden terimdir. Bu terim ilk olarak çok kötü sonuçlara yol açan politik kararlar için ortaya çıkmıştır. Bundan kaçınmak için ya grup; güçlü, dirayetli ve kritik kararlar alma becerisine sahip bir lidere sahip olmalı ya da grup kararları dışarıdan bağımsız bir gözle değerlendirilmelidir.

6. Yüzücü vücudu yanılsaması (Swimmer’s body illusion).

Yüzücü vücudu yanılsaması (Swimmer’s body illusion)
Bu yanılsama seçilim faktörlerini sonuçlarla karıştırmamızın bir ürünü, yani kısacası sebep-sonuç ilişkisini yanlış kurmamız neticesinde ortaya çıkan bir yanılsama. İnsanlar çok çalışarak, antrenman yaparak bir yüzücünün vücuduna sahip olacaklarını düşünürler, oysa bir yüzücü öyle bir vücuda sahip olduğu için iyi bir yüzücüdür. Bir insan çok çalışarak bir yüzücünün sahip olduğu vücuda sahip olamaz, o vücut doğanın ona bir hediyesidir ve o sadece çalışarak onu desteklemiştir. Şöyle düşünmek de mümkün; en iyi üniversiteler en iyi eğitimi verdikleri için mi en iyidir yoksa en iyi öğrenciler orada okumayı tercih ettiği için mi? Bu yanılsama en çok reklamcılık alanında kullanılır notunu da düşelim.

7. Pareidolia.

Pareidolia
Pareidolia’yı tanımlamak gerekirse: Belirsiz, muğlak bir görüntü ya da seste anlamlı bir şeyler görme/işitme demek mümkün. Mars yüzeyinde insan yüzü görmek, bulutu köpeğe benzetmek, arıların bal peteğine bir şeyler yazmaları, İsa’nın yüzünün göründüğü duvar boyası, vb. şeyler bunun için güzel bir örnek. Hatta bazı şarkıları tersten dinleyince farklı anlamlar çıkarmak da bir tür pareidolia. Bu yanılsama yüzleri tanımaktan sorumlu beynin temporal lobunda oluşturulan şekillere benzer şekilleri algılama eğiliminden başka bir şey değil.

8. Frekans yanılsaması veya Baader-Meinhof fenomeni (Frequency illusion).

Frekans yanılsaması veya Baader-Meinhof fenomeni (Frequency illusion)
Yeni öğrendiğiniz bir kelime, terim ya da durumla çok kısa bir süre sonra tekrar karşılaşma, her baktığın yerde onu görme veya duyma haline verilen isim. Bu fenomen daha ziyade algıda seçicilik ile ilgili bir durumdur. Aslında siz o şeyle, onu duyduktan veya gördükten hemen sonra karşılaşmazsınız. Aslında o hep oradadır ama siz anca şimdi farkına varıyorsunuzdur.

9. Edimsel koşullanma (Operant conditioning).

Edimsel koşullanma (Operant conditioning)
Edimsel koşullanma ödül ve ceza sistemini kullanarak davranışları değiştirmeye yaraya psikolojik bir araç. Edimsel koşullanmaya göre belli hareketlerin belli sonuçlar doğuracağını biliyoruz. Yani belli bir davranış biçiminin belli sonuçlar yarattığını görüp bir süre sonra o davranış biçimini yapmaya şartlanmak olarak özetlemek mümkün. Kumandanın veya asansörün düğmesine bastığımızda nasıl bir sonuç alacağımızı biliriz, ancak asansör veya kumanda bozulmuşsa koşullanmanın gereği olarak aynı sonucu almak için düğmeye birkaç kere daha basarız.

10. Kaybetmekten kaçınma (Loss aversion) yanılsaması.

Kaybetmekten kaçınma (Loss aversion) yanılsaması
İnsanları yeni şeyler denemekten alı koyan, yeni bir eve taşınmalarını engelleyen yanılsama. Sahip olunan bir şeyi kaybetmenin getireceği mutsuzluğun, o şeye sahip olmanın getirdiği mutluluktan daha fazla olması nedeniyle, kaybetmekten kaçınmanın kazanç elde etmeye tercih edilmesi durumuna verilen addır.

11. Kendine yontan atıf hatası (Self-serving bias).

Kendine yontan atıf hatası (Self-serving bias)
İnsanların çoğu başarısızlıklarının sebebi olarak harici faktörleri görür, ancak başarılar tamamen onlardan kaynaklanıyordur. Yani kısacası insanların imajlarını korumak ve egolarının zarar görmesini önlemek için başvurdukları bir taraf tutma durumu. Hepimizin bildiği şekliyle sınavdan iyi not alan öğrencinin “ben aldım”, kötü not alan öğrencinin “hoca verdi” demesi bu yanlılığa tipik bir örnektir.

12. Badnwagon etkisi.

Badnwagon etkisi
İnsanların, daha çok insanın kabullendiği inanışlara ve seçimlere yönelmesine verilen isimdir. Örneğin bir seçime hakkında hiçbir fikrinizin olmadığı iki aday giriyor olsun, siz bu adayların anketlerde aldığı sonuçlarına bakarak daha çok oy alanı seçiyorsanız tebrikler bandwagon etkisine maruz kaldınız demektir. Bu örnek demokrasilerde oy manipülasyonu yapmanın en kolay yolunun anketlerle oynamak olduğunu göstermektedir.

13. False consensus.

False consensus
Kişinin kendi görüşlerini temel alarak, olayları ve durumları diğer tüm insanların da aynı görüşte oldukları düşüncesiyle yargılamasıdır. Mesela bir kişi sevmediği bir şeyi hiç kimsenin sevmediğini düşünerek kötüleyebilir ya da bir olay karşısında kendi davranışını “kim olsa aynısını yapardı” diyerek mazur göstermeye çalışabilir.

Bonus – Herkesi aynı kefeye koyma yanılgısı (Outgroup homogeneity).

Bonus – Herkesi aynı kefeye koyma yanılgısı (Outgroup homogeneity)
Bir gruptaki kişileri, grubu tam olarak temsil edemeyen bir bireyine bakarak yargılama hatasıdır. Örnekler arasında Almanya’ya çalışmaya giden işçilerin Türkler için yanlış bir örnek oluşturması sayılabilir. Bütün Çinliler birbirine benzer ya da bütün siyahiler suç işlemeye meyillidir gibi kalıp yargılara ön ayak olan bir düşünce biçimidir.

İnsan psikolojisi ilginizi çektiyse bu içeriklerimize de bakabilirsiniz:

Kendine Dışarıdan Bakan İnsanların Rahatsızlığı: Depersonalizasyon

İnsanın Hissettiği Ama Bir Türlü Adını Koyamadığı 23 Duygu

Hayata Bakış Açınızı Değiştirecek Birbirinden Acayip 11 Sendrom


Bu içeriği arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?

Yorumlar

yorumlar

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds

Send this to a friend