kategoriler

Bilim Dünyası İçin 2018’in İyi Geçtiğini Gösteren 19 Gelişme ve Buluş


Bilim dünyası için 2018 yılı çok kötü geçmedi, 2018’de yapılan bilimsel çalışmalar, keşifler ve buluşlar gelecek için umutlanmamızı sağladı.

Bilim alanındaki gelişmeler zamandan bağımsız olarak hız kesmeden devam ediyor. 2018 yılında da farklı olmadı, yaşanan bilimsel gelişmeler ve buluşlar insanlığın geleceği açısından umut verici sonuçlar ortaya koydu. Mesela 2018’de yeni bir organımız olduğunu öğrendik, fena değil dimi?

1. 2040 yılında küresel ısınmanın bir iklim krizine dönüşebileceğini öğrendik.

Küresel ısınma

İlk önce kötü haberi verelim istedik: 40 ülkeden 91 bilim insanının katılımıyla yapılan Birleşmiş Milletler çalışmasında sera etkisi gazlarının emisyonlarının bu seviyede seyretmesi halinde 2040 yılında dünya atmosferinin sıcaklığının 1.5 derece artacağı belirtildi. Bu 1.5 derecelik artış bize 54 trilyon dolara patlayacak büyük felaketlere sebep olacak. Bir sonraki adım ise çok daha ciddi ve felaket boyutundaki 2 derecelik artış sınırı olacak.

2. Artık yeni bir organımız var! İnterstisyum.

Yeni organ interstisyum

Bugüne kadar “bağ doku” olarak bildiğimiz vücut tabakasının aslında sıvıların vücut boyunca dolaşımından sorumlu yeni bir organ olabileceğini öğrendik. Bu yeni keşfedilen organ sahip olduğumuz en büyük organ ve kanserin nasıl yayıldığından akupunkturun nasıl etki ettiğine dair pek çok sorunun cevabını barındırıyor olabilir.

3. Astronomlar arasında onlarca yıldır süren tartışmalar sonucunda karar verildi: Mars’ta devasa bir yer altı gölü var!

Mars yüzeyi

Uzunca bir süredir bilim insanları Mars’ta sıvı halde su bulunabileceğini düşünüyorlardı. MARSIS olarak bilinen radar sistemi Mars yüzeyinin altında 19 km uzunluğunda sıvı halde suyun bulunduğu bir göl keşfetti. Dünyada, yeraltı suları antik türlerle ilişkisi olan mikroorganizmalar barındırıyor, bilim insanları Mars’ta da aynısının olabileceğini düşünüyorlar.

4. İsveç’te bir gölün dibinde 1500 yıllık bir kılıç bulundu, üstelik 8 yaşında bir kız tarafından.

İsveç’teki Vidöstern Gölü’nde ailesiyle vakit geçiren Saga Vanecek ayağına takılan şeyi çıkardığında bunun 1500 yıllık bir kılıç olacağını bilemezdi elbette. İlk başlarda kılıcın bir Viking kılıcı olabileceği düşünüldü, ancak yapılan incelemeler kılıcın Viking döneminden de eskilere ait olduğunu gösterdi.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

5. Saç köklerinin yeniden büyümesini sağlayan solüsyon McDonalds kızartma yağının içinde olabilir mi?

Laboratuvar koşullarında, McDonalds kızartma yağlarına eklenen dimetilpolisiloksan isimli kimyasalın saç köklerinin yeniden büyümesini teşvik edebildiği gösterildi. Şimdilik bilim insanları bir seferde yaklaşık 50 saç kökü büyütebildiler, ancak dimetilpolisiloksan’ın 5000 kök büyütebilme kapasitesi olduğu düşünülüyor. Farelerde olumlu sonuçlar veren dimetilpolisiloksan’ın insanda da aynı sonucu verip vermeyeceği merak konusu.

6. Araştırmacılar tamamen yeni bir kayıp şehir keşfettiler.

Tenea antik şehrinin Truva savaşında esir alınanların tutulduğu bir şehir olduğu düşünülüyordu ve hakkında eldeki küçük ipuçları dışında hiçbir şey yoktu. Ancak 2018’de Elena Korka ve ekibi 2013 yılından beri yürüttükleri çalışma sonucunda insanların gerçekten burada yaşadığını ispatlayan yerleşim yerlerini açığa çıkardılar.

7. Dünya yüzeyinin altında milyonlarca ton zombi bakteri keşfettik, yaşamın ne olduğu yeniden tanımlandı.

Henüz gün yüzüne çıkmamış ekosistemin tüm insanlıktan yüzlerce kat daha büyük olduğu tahmin ediliyor ve güneş ışığı ya da su olmadan da yaşamlarını sürdürebiliyorlar.

8. İlk defa maymun klonladık.

Çinli bilim insanları, kopya koyun Dolly’yi klonlamak için kullanılan tekniği kullanarak Ocak ayında bir makak maymununu klonlamayı başardılar. Bu metot ilk defa insanla yakın akraba bir türün başarıyla kopyalanması için kullanıldı.

9. Daha önce bilmediğimiz yeni bir tür devasa dinozor bulduk.

2012 yılında Güney Afrika’da daha önce hiç bilmediğimiz bir dinozor fosili bulundu ve bilim insanları yakın zamanda bunun brontozorların bir akrabası olduğunu ortaya koydu. Güney Afrika’da bulunduğu için yerli dilinde Ledumahadi Mafube ismi verildi kendisine.

10. NASA’nın yürüttüğü İkiz Çalışmalar programı, uzay yolculuklarının gen ifadesini değiştirdiğini ortaya koydu.

NASA, astronot Scott Kelly’yi uzaya gönderdi, bu sırada ikizi Mark dünyada kaldı. Uzayda bulunduğu süre içerisinde gen ifadelerinden çoğu değişikliğe uğradı, ancak sonrasında normale döndü. Bağışıklık sistemi, DNA tamiri, kemik oluşumu ve daha fazlasıyla ilgili genlerden %7’si ise henüz normal hallerine geri gelmediler. NASA bu genlere “uzay geni” adını verdi.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

11. Sonunda herhangi bir sınıfa dahil olmayan mistik bir hayvan keşfettik.

Bu acayip yaratığın adı Dickinsonia, bundan 558 milyon yıl önce yaşamış olan bilinen en eski yaratık olduğu düşünülüyor. Ayırt edici hayvansal özelliklere sahip olmayışı ilk başlarda bilim insanlarını şaşırtmış, bu sebeple dev bir amip olabileceği düşünülmüş. Ancak son zamanlarda bulunan biyofilm içeren fosiller bunun gerçekte dünyanın en erken dönem canlılarından biri olduğunu gösteriyor.

12. Kaplumbağaların her zaman bir kabuğa sahip olmadığı ortaya çıktı.

228 milyon yıllık bir kaplumbağa fosili bulundu ve görünüşünün günümüz kaplumbağalarından biraz farklı olduğu görüldü. Bulunan fosil 180 cm uzunluğundaydı ve garip bir disk şeklinde vücuda sahipti, ancak kabuğu yoktu. Daha önce bulunmuş olan fosillerde kısmen oluşmuş kabukların olması bilim insanlarının kafasını karıştırsa da günümüz kaplumbağalarının nasıl ortaya çıktığı konusunda fikir sahibi olmaya başladık.

13. İlk defa tamamen etkili erkek doğum kontrol hapı geliştirildi.

Daha önce de erkekler için doğum kontrol hapları geliştirilmişti, ancak yan etkileri çok ciddiydi ve etkili olabilmesi için günde iki defa alınması gerekiyordu. Ancak yakın zamanda geliştirilen DMAU (dimetandrolon undekanoat) isimli doğum kontrol hapı klinik testlerde ciddi yan etkilere sahip olmaksızın testosteron seviyesini ergenlik öncesi seviyelere düşürmeyi başardı.

14. Astronomlar evrendeki bugüne kadar bilinen en parlak objeyi keşfettiler.

Ancak bizden tam olarak 13 milyar ışık yılı uzakta, resmi ismi PSO J352.4034-15.3373 olan bu yıldızın gözlemlediğimiz ışığı evrenin başlangıcından geliyor. İnsan oğlunun bugüne kadar gördüğü en parlak ışık olabilir, halen gözlenebilir olduğu için de bir süre böyle devam edeceği kesin.

15. Ay balığının aslında sıcak kanlı bir balık olduğu bulundu.

Balıklar soğuk kanlı hayvanlardır, ancak 2018 baharında NOAA bilim insanları ay balığının yüzgeçlerini düzenli olarak hareket ettirerek vücut ısısını sabit tuttuğunu keşfetti. Okyanusun derinlerinde yer alan akrabaları tipik olarak çok yavaş hareket ederken, ay balığı tıpkı bir mürekkep balığı gibi hızlı hareketler yapabiliyor ve uzun mesafeleri kat edebiliyor.

16. Bilinen en eski bira fabrikası İsrail’de bir mağarada bulundu.

Arkeologlar, biranın en eski izlerini avcı-toplayıcılar ile ilk yerleşik tarım topluluğu arasında önemli bir geçiş noktası olan Natufyen grupta buldu. 13 bin yıl önce yaşamış olan Natufyenlerin ekmeklerinde bira izlerine rastlandı. Bu bize şu teorinin ipuçlarını veriyor, insan oğlu tarıma ekmek yapmak için değil, alkol üretmek için başlamış olabilir.

17. Araştırmacılar Alzheimer hastalığının insan beyin hücresine verdiği zararı silmeyi başardı.

California’daki Gladstone Enstitüsü’ndeki araştırmacılar Alzheimer için birincil genetik risk faktörü olan apoE4 genini kök hücreleri sayesinde değiştirerek insan beyin hücresindeki hasarı geri döndürmeyi başardılar. Elbette bu çalışmalar fareler üzerinde gerçekleştirildi, şimdi merakla insan testlerini bekliyoruz, apoE4 genini insanda da eski haline getirebilirsek Alzheimer tarihe karışabilir.

18. Bir Kanadalı kök hücre nakli sayesinde orak hücrelerden kurtuldu.

26 yaşındaki Revee Agyepong’a Kasım 2017’de kız kardeşinden kök hücre nakli yapıldı. Birkaç ay sonra Nisan 2018’de doktorlar Revee’nin kan dolaşımında hiç orak hücre hemoglobin bulunmadığını tespit etti. Dahası kök hücre naklinin sadece tam uyumluluk halinde mümkün olduğu düşünülürken, Illinois Üniversitesi araştırmacıları yarı yarıya uyumlu donörlerden de kök hücre nakli yapılabilen bir yöntem geliştirdiler.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

19. Bilim insanları farelerde yaşlanma sürecini geri döndürmeyi başardılar, aynısı insanlar için de mümkün olabilir.

Daha önceleri, DNA’larını değiştirerek farelerdeki yaşlanma sürecine müdahale eden çalışmalar yapılmıştı, ancak bunu insanlarda denemek mümkün değildi. Ancak bir grup araştırmacı vasküler yaşlanmadan sorumlu geni etkileyen bir kimyasal bileşik tespit ettiler. Bu bileşik farelere verildiğinde sadece 2 ay içinde dayanıklılıklarını %56 oranında artırdı. Şimdi insanlar üzerindeki etkilerini merak ediyoruz, ölümsüzlük mü geliyor?

Daha fazla 2018…


Bu içeriği arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?

Yorumlar

yorumlar

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds

Send this to a friend