Bilinen En Eski Strateji ve Zeka Oyunu Go Nedir, Nasıl Oynanır, Felsefesi Nedir?

Erkan Doruk 11 Haziran 2021

Sedat Peker’in sosyal medyadan oynadığını açıkladığı Go oyunu nedir, nasıl oynanır, kuralları ve felsefesi nedir?

Go; 19×19 yatay ve düşey çizgiden oluşan bir tahta üzerinde oynanan, Uzakdoğu’dan (Çin) çıkmış bir strateji oyunudur. Öğrenmesi çok kolaydır çünkü sadece birkaç kuralı vardır. Ama ustalaşmak ve oyunun felsefesini öğrenmek bir ömürlük süreçtir. Uzakdoğu’nun denge felsefesini (Ying-Yang) içinde barındırır.

Go bir alan oyunudur

Go oyunu - 2

19×19’luk bir tahtada 181 siyah ve 180 beyaz taşla oynanır (oyun sırasında bu taşların hepsi kullanılmayabilir). Yeni başlayanlar oyunu öğrenmek için 9×9’luk, temel teknikleri ve mantığı kavramak için de 13×13’lük tahtalarda ısınabilirler. Oyuna siyah başlar, oyuncular sırayla tahtadaki yatay ve dikey çizgilerin kesişim noktalarına taş koyar (Go’da kendine özgü bir taş tutuşu vardır: taşlar ikinci parmak ile üçüncü parmağın uçları arasında -ikinci parmak altta, üçüncü parmak üstte olacak şekilde- tutulur ve tahtaya bu şekilde konur).

Tahtaya konan taşlar hareket etmez, esir alınıp tahtadan kaldırılmaları dışında konuldukları yerde kalırlar. Taşların arasında herhangi bir hiyerarşi bulunmaz, bütün taşlar eş değerdedir; sadece oyun sırasında bazı taşların daha önemli ya da önemsiz bir konuma gelmesi söz konusudur. Oyunun amacı alan çevirmektir. Oyuncular bir yandan kendi alanlarını genişletmeye, bir yandan da rakibin alanlarını bozmaya çalışır.

Go oyunu - 7

Taş grupları arasında yaşanan savaşların ardından, iki taraf da alanları kesinleşip tahtada alınacak daha fazla puan olmadığına kanaat getirerek pas geçince oyun sona erer. Oyun sırasında alınan esir taşlar rakibin alanlarına yerleştirilir, geriye kalan boş noktalar sayılarak galip belirlenir.

Go son derece basit birkaç kurala dayanır, ancak dünyanın en karmaşık ve zor oyunlarından biridir

Go oyunu

Karşılaştırmak gerekirse, günümüzde dünya şampiyonu bir satranççıyı yenebilecek bilgisayar programları yazılabilmişken; amatör 1. dan seviyesinde oynayabilecek bir program yazabilene 1 milyon dolar ödül vadedilmiştir. Burada satrancın 8×8’lik bir tahtada, go’nun ise bunun dört katı büyüklükteki bir tahtada oynandığı için daha karmaşık olduğu gibi düz mantık bir yaklaşım akla gelebilir; fakat içine girildiğinde görülebileceği gibi go strateji, çok ince taktik savaşları ve en önemlisi de oyuncuların ruhsal gelişimlerinin birbirine harmanlandığı, matematiğin yanı sıra şiirin de aynı derecede rol oynadığı bir ‘ruh terbiyesi’ oyunudur.

Go, Japon ve Çin kültüründeki pek çok diğer unsur gibi kişinin kendini eğiterek ‘ben’ini anlamasında, aşmasında ve ‘gerçek’leri kavramasındaki yollardan biri olarak kabul edilir.

Go’da rakibi yok etmek veya tamamen tahtadan silmek mümkün değildir

Go oyunu - 9

Asıl amaç rakipten fazla alanınızın olmasıdır. Savaşları çok çetin geçer çünkü birbirinden bağımsız taş gruplarınız ölüm ve yaşamın geleceği öngören zeka dolu hamlelerle belirlendiği bazı pozisyonlara düşecektir.

Go oyunu Çin’de “Weiqi”, Kore’de “Baduk” olarak bilinir. Yeni başlayanlar 9×9’luk tahtada oynayarak oyunun kurallarını kavramaya çalışır. Daha sonra 13×13’lük tahtaya geçer ve savaşmayı öğrenir.

Go oyunu - 6

Oynayanlar oyunun kurallarını öğrendiklerinde 25 kyu olarak başlarlar. Oyunda ustalaştıkça seviyeniz 25’ten 1’e doğru yükselir. Kyu öğrenci demektir. 1 kyu olduğunuzda sonraki aşama 1 dan’dır. Bu noktadan sonra 7 dan’a kadar yükselebilirsiniz. Tabii bunlar amatör seviyeler.

Go’nun ilk dikkati çeken özelliklerinden biri, sadece birkaç kurala sahip olmasına karşın sonsuz açılımları doğurmasıdır.

Go oyunu - 3

Go icat edildiğinden beri her bir hamlesi birbirinin aynı olan tek bir oyunun bile oynanmadığını söyleyen bir deyiş vardır ve bu doğrudur. Tahtada bir sağa ya da bir yukarı oynanan taş bütün oyunun akışını, dengeleri değiştirecektir; hiçbir zorunlu hamle dizisinden söz edilemez, belli yerlere oynanan hamlelere belli yanıtlar verilmesi gelenekleşmişse de gelenekler zaten bozulmak içindir.

Go, bir anlamda, her bir hamlede evrenin ahengine kusursuz bir uyum içerisinde kalınarak oynanmasını gerektirir; bu da elbette, bu ahenkle aynı ritmdeki bir ruhsal durumu zorunlu kılar. Go’da (esir düşerek tahtadan kaldırılmış taşlar, ‘iki gözünü yapmış’ gruplar ya da oyun sonu dışında) hiçbir kesin durum yoktur, dengeler her an değişebilir, büyük farkla önde götürülen bir oyun bir anda kaybedilebilir, ‘tamam burası benim’ dediğiniz bir alan bir anda işgal edilebilir, ava giden avlanabilir; bu anlamda, go’da boş bulunmaya, dikkatsizliğe, konsantre yitimine, ‘gerçeği’ göz ardı etmeye yer yoktur.

Advertisements
Advertisements

Go kurmaca bir oyunudur

Go oyunu - 4

Tahtada oyun bir şekilde gelişir, iki oyuncunun zihnindeyse o oyunun pek çok farklı varyasyonu oynanır. Her hamleden önce oynanabilecek hamleler ve bunlara karşı verilebilecek yanıtlar zihinde evrilir çevrilir, hamlelerden sonra oluşacak şekiller tasarlanmaya çalışılır, ama yaşamda olduğu gibi seçenekler bol fakat tercih tektir. Her yeni hamlede kurgular bozulur ve yeni kurgular oluşturulur.

Bu yüzden ‘zihinde canlandırma’ go oynamanın en önemli şartlarından biridir. Burada bir noktanın altını çizmek gerekir; hesaplama, hamle sayma bir yere kadar işe yarar, özellikle oyunun başlangıç safhasında bütün olasılıkları hesaba katmak zaten olanaksız olduğundan, saymaktan ziyade şekillerin güzelliğine-çirkinliğine bakmak daha önemli hale gelebilir. Yani ‘zihinde canlandırma’nın yanı sıra ‘güzel şekil bilgisi’ ya da ‘göz eğitimi’ de bir o kadar önemlidir.

Go bir denge ve sahip olduklarınızı en verimli şekilde kullanma oyunudur

Go oyunu - 1

Saldırı ile savunmanın, tahtadaki belli bölgeler ile tahtanın bütününün, hesap-kitap ile sezgilerin dengesidir her an gözetilmesi gereken. İyi bir oyun çıkarmanın şartı aynı anda birkaç bakışa sahip olabilmektir; aynı yere farklı açılardan bakabilmek, yani hem taşlarınızın içinde bulunduğu durumu hem rakip taşların durumunu hem belli bölgelerde geçen savaşları hem de tahtanın bütünündeki durumu her bir hamlede tartmak gerekir.

Ne tek başına savunmanın ne de tek başına saldırının faydası dokunmaz; tek bir hedefe saplanmak diğer hedefleri ıska geçmek anlamına gelir. En güzel hamle herhalde hem savunan hem saldıran hem tek bir grubu pekiştiren hem de müttefik gruplarla bağ kuran, bu arada da rakip grupları bölen hamledir. Sonuç itibarıyla go bir savaş oyunudur, ele geçirilecek araziler vardır, arazilerin tamamını (dünyayı) ele geçirmek imkansıza yakın bir düştür, bu dünyada olabildiğince yayılmak, orduları dar alanlarda sıkıştırmadan birbirlerini desteklemelerini sağlamak ve aynı anda birkaç ordunun gücünden birden yararlanmak daha çok arazi kapmayı getirecektir. Burada kilit nokta, elinizdeki gücü azami verimlilikte -tek bir amaca değil birkaç amaca yönelik olarak- kullanabilme sanatıdır.

Tabii, belki de en önemlisi, Go bir zarafet oyunudur

Go oyunu - 5

Uzakdoğu kültürünün diğer unsurlarında da rastlanabileceği gibi, iyi bir oyuncu oyununa bir sanat eseri, güzel bir yaratı olarak yaklaşır. Kötü bir hamle sadece kaybetmeye yol açacağı için değil, güzelliği, ahengi, yaratıyı, zihinsel akışı, ruhsal dinginliği bozacağı için kötüdür, beyaz bir kağıt üzerindeki siyah leke gibi batar bu hamle çünkü iyi düşünülmemiştir, benlik hırsa, kibre ya da korkaklığa kapılmıştır, olasılıklar silsilesinden oluşan evrene tek bir seçenek dayatılmıştır, ‘gerçek’ten uzaklaşılıp yanılsamalarda kaybolunmuştur.

Go’da amaç yıkmak değil de geniş alan yapmaktır

Go oyunu - 8

Go doğru insan, iyi toplum olmanın ön planda olduğu felsefelerin ve dinlerin yaygın olduğu uzak doğuda ortaya çıkmıştır. Tüm taşların eşit değerde olması ve başlangıcında bomboş tahtada tamamen kendi hamlelerinizle sıfırdan bir yapı kurulur. Bu da ‘açık uçlu ve bilinmezlik dolu’ budizm öğretisindendir. Amaç yıkmak değil de geniş alan yapmaktır. Yani birey değil toplum önemsenir. Bir taşın gücü konumuna ve içinde bulunulan ana bağlıdır. Bütün tahta üzerinde gelişme ve zayıflama, hareket ve hareketsizlik, küçük yenilgi ve geçici zafer dönüşümleri meydana gelir.

Go hiçbir şeyi olmadan sadece zekasıyla yola çıkan insanların ruh halini yansıtır. Herkes boş bir tahtayla başlar ve hiçbir kısıtlama yoktur ve o andan sonra meydana gelenlerin hiçbiri şans, varlık ya da sosyal statüyle değil de sadece sizin kendi aklınızın niteliğiyle ilgilidir.

Kaynaklar: 1, 2

Advertisements
Advertisements

İlginizi çekebilecek diğer içerikler