Irak’ın İngiliz ‘Çöl Kraliçesi’ Gertrude Bell’in Tartışmalı Hikayesi

Taylan Erdura 9 Şubat 2022

İngiliz emperyalistleri tarafından nefret edilen ama Iraklılar tarafından sevilen Gertrude Bell, kendi ülkesinde kadınların oy hakkına karşı çıkarken, egemen bir Irak için müzakere etti.

12 Mart 1921’de üç İngiliz diplomat Mısır’daki Sfenks’in önünde poz verdi. Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Ortadoğu ve Asya’yı şekillendirme gücü verilen Kahire Konferansı’nın üyeleriydiler. Bunların arasında son derece başarılı bir arkeolog, casus ve kaşif olan Gertrude Bell de vardı.

Yanında onu bir arkadaş olarak gören Winston Churchill ve dünya çapında Arabistanlı Lawrence olarak bilinen T.E. Lawrence vardı.

Ancak Gertrude Bell, 1921 yılının Mart ayında belki de en büyük gülümsemeye sahipti, çünkü daha yeni Iraklılar için kendi kendini yönetmeyi müzakere etmiş ve İngiliz emperyalistlerini Birinci Dünya Savaşı’nda müttefiklerine verdikleri, ancak bozmak istedikleri bir sözü tutmaya zorlamıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünde bir Arap ulusu yaratma kararlılığı onu o zamanlar Iraklılar için bir kahraman yaptı, ancak günümüzdeki ve İngiltere’deki mirası daha karmaşık.

Kadın Arabistanlı Lawrence, Gertrude Bell Kimdir?

Bell ilk olarak 1892'de amcasının İngiliz büyükelçisi olduğu İran'ı ziyaret etti.
Bell ilk olarak 1892’de amcasının İngiliz büyükelçisi olduğu İran’ı ziyaret etti.

Oscar ödüllü The English Patient filminde, Arap çölünü geçmek isteyen bir grup İngiliz askeri, haritalarında bir dağ silsilesi boyunca bir rota ararlar. Biri “Bell haritaları yol gösterir” diye söz veriyor. Diğeri “Umalım ki beyefendi haklı çıksın,” diye yanıtlıyor.

Ancak Bell haritaları bir erkek tarafından oluşturulmamıştı, Gertrude Bell tarafından Kraliyet Coğrafya Derneği gezilerinde dağları birkaç kez geçtikten sonra yapıldı. Haritalar, Bell’in Orta Doğu’daki geniş mirasının yalnızca bir parçasıydı.

Gertrude Bell - 1

14 Temmuz 1868’de doğan Gertrude Bell, Oxford’da modern tarih eğitimi aldı ve orada birinci derece onur kazanan ilk kadın oldu.

Mezun olduktan sonra Bell, uluslararası bir kaşif oldu. Hevesli bir dağcı olarak, zirvesine ilk ulaşanlardan biri olmasının ardından onuruna Alpler’de bir dağa “Gertrudspitze” ismi verildi. Ancak maceracı ruhu onu tehlikeli durumların içine soktu.

Gertrude Bell, Winston Churchill ve T.E. Lawrence arasında bir deve üzerinde oturuyor, 1921.
Gertrude Bell, Winston Churchill ve T.E. Lawrence arasında bir deve üzerinde oturuyor, 1921.

1902’de bir kar fırtınası Bell’i İsviçre Alpleri’nde tuzağa düşürdüğünde felaket gerçekleşti. Kar fırtınası dinmeden önce Bell iki günden fazla bir süre bir dağın yamacında asılı kaldı. İki yıl sonra, donmuş eller ve ayaklara rağmen Bell, Matterhorn’a başarıyla tırmandı.

Bell, “Çok güzel bir tırmanıştı, asla ciddi anlamda zor değildi, ama asla kolay değildi,” diye yazdı “ve çoğu zaman tırmanması muhteşem olan büyük, dik bir yüzeydi.”

Bu dağlar, kariyeri boyunca ulaşabileceği bir dizi zirvenin yalnızca ilkiydi.

Ortadoğu’da Erken Maceralar

Gertrude Bell, Babil, Irak’ta, 1909.
Gertrude Bell, Babil, Irak’ta, 1909.

Bell, dondurucu ve haşlayan arazi arasında geçiş yaptı ve Orta Doğu’daki yolculuğuna ilk olarak 1892’de başladı. 1909’da Bell, arkeolojik alanları fotoğraflayarak Mezopotamya’yı geçti. Resimleri, IŞİD ve Suriye iç savaşının son yıllarda birçok yeri tahrip etmesinden sonra antik mimarinin en güvenilir kayıtlarından biri haline geldi.

Daha sonra 1913 civarında İran’a yöneldi ve Suriye ve Mezopotamya ile ilgili gözlemlerini de kitap ve fotoğraflarla yayınladı. İngiliz çağdaşlarının çoğunun aksine, Bell kendini Orta Doğu’nun dilini, siyasetini ve kültürünü anlamaya adadı. Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesini akıcı bir şekilde öğrendi. Bu bağlılık ona birçok yerel müttefik kazandırdı.

Bell'in 1900 dolaylarında Yahudi çölündeki Bedevi fotoğraflarından biri.
Bell’in 1900 dolaylarında Yahudi çölündeki Bedevi fotoğraflarından biri.

O yıl Bell, Ortadoğu’daki Arap uluslarının İngiltere’den bağımsızlıklarını kazanmalarına yardım eden İngiliz askeri subayı genç T.E.Lawrence ile de tanıştı.

O sırada Lawrence bir arkeolog asistanı olarak çalışıyordu. Görüşmelerinden sonra Bell, Lawrence’ı “ilginç bir çocuk” olarak nitelendirdi ve “Bir gezgin olacak” diye tahminde bulundu. Haklıydı.

Gertrude Bell

Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Bell, Orta Doğu’yu Britanya’daki neredeyse herkesten daha iyi biliyordu ve birçok Mezopotamya kabilesi arasında sadık müttefikler kazanmıştı. İngilizler, hala Ortadoğu, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika’nın geniş bölgelerini yöneten Osmanlılara karşı savaşı kazanmak için Bell’i işe aldı.

1915’te İngiliz askeri istihbaratı için çalışan ilk kadın oldu. Unvanının emsali olmadığı için “Binbaşı Bayan Bell” olarak tanındı.

Irak’ın Yaratılışındaki Rolü

Gertrude Bell - 3

Binbaşı Bayan Bell, Birinci Dünya Savaşı sırasında Kahire’de T.E. Lawrence ile beraber çalıştı. Birlikte istihbaratı analiz ettiler ve İngilizlere, Osmanlıyı yenmek için Türklere karşı Arap müttefikleriyle birlikte savaşmalarını tavsiye ettiler.

Bell, savaş sona erdiğinde ve Osmanlı İmparatorluğu düştüğünde kendi kaderini tayin etme vaadi ile Arap müttefiklerine ulaştı. İngilizler bu sözü tutmayı asla planlamamış olsalar da Bell sözlerini tuttuklarından emin oldu.

Gertrude Bell - 6

Bell, 1918 Kasım’ında I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden iki hafta sonra bir Arap devleti kurma görevi hakkında, “Sevgili babacığım, hayatımın açık ara en ilginç zamanını yaşıyorum” diye yazmıştı. “İnsanlara devlet olarak geleceklerinin ellerinde olduğu söylemek ve ne istediklerini sormak çok sık rastlanan bir durum değil. “

Bell, 1919 Barış Konferansı’nda ve hükümete sunduğu 1920 raporunda Arapların kendi kendini yönetmesi için bastırdı. Daha sonra 1921’de Lawrence ve Winston Churchill ile birlikte Irak’ın Arap egemenliğini savunmak için Kahire’ye döndü.

Barzan Sarayı'nın 1914 yılında Bell tarafından çekilmiş bir fotoğrafı.
Barzan Sarayı’nın 1914 yılında Bell tarafından çekilmiş bir fotoğrafı.

Konferansta Bell, Irak’ın güney sınırının çizilmesine yardım etti ve savaş sırasında İngilizlere yardım eden I. Faysal’ı yeni monarşiyi yönetmesi için zorladı. 3 Ekim 1932’de Irak krallığına bağımsızlık verildi.

Yeni Irak hükümetiyle el ele çalışan Bell, Irak Ulusal Müzesi’nin kurulmasına yardım etti. Faysal, katkılarını onurlandırmak için Bell’i, Mezopotamya eserlerini İngiliz müzeleri yerine Irak’ta tutmak için savaştığı eski eserler müdürü olarak atadı.

Iraklılar Bell’e “saygıdeğer hanımefendi” anlamına gelen “khutan” adını verdiler.

Gertrude Bell’in Karmaşık Mirası

Gertrude Bell - 2

Bell’in Arap bağımsızlığına olan bağlılığı batıdaki herkes tarafından saygı görmedi. Örneğin, Ortadoğu’da daha aktif bir rol oynamak isteyen İngiliz emperyalistlerinin nefretini kazandı.

Orta Doğu’yu bölmek için Fransa ve Rusya ile gizli bir savaş zamanı anlaşması yapan Sir Mark Sykes, Bell’i “kendini beğenmiş aptal geveze, yalaka, tahta göğüslü, erkek Fatma, kuyruk sallayan, zırvalayan ahmak!” gibi sıfatlarla nitelendirdi.

Gertrude Bell - 4

Gertrude Bell sonunda Bağdat’a taşındı ve arkeolojiye geri döndü. Oradaki son yıllarını akciğer hastalığıyla mücadele ederek geçirdi ve 12 Temmuz 1926’da aşırı dozda uyku hapı nedeniyle ölü bulundu. Ölümünün intihar mı yoksa kaza mı olduğu bilinmiyor.

Iraklılar tarafından onurlandırılmış olmasına rağmen, Bell’in Britanya’daki mirası, özellikle kadınların oy hakkına yürekten karşı çıktığı için daha karmaşıktı. Bir kadının oy kullanma hakkına karşı kampanya yürüttü ve hatta 1909’da Oy Karşıtı Birlik’in Onursal Sekreteri oldu.

Gertrude Bell - 5

Ve uğruna savaştığı monarşi sonunda başarısızlığa uğrayarak Irak’ı bugüne kadar devam eden bir şiddet ve huzursuzluk dönemine sürüklese de Bell’in orada hâlâ birçok hayranı var. İngiliz diplomat Rory Stewart 2003’te orada görev yaptığında, “Iraklıların kadın meslektaşlarımı ‘Gertrude Bell’ ile karşılaştırdığını sık sık duydum” dedi.

Bell için bu, yüksek övgü anlamına gelebilir.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir