kategoriler

Daha İyi bir Yaşam İçin Uzak Durmanız Gereken 16 Rahatsız Edici Duygu


Diğer insanların yaşamayacağı gibi yaşayın, böylece diğer insanların yaşayamadığı gibi yaşarsınız – Mastin Kipp

Öyle duygular vardır ki sizi sürekli dibe çeker, hayatı yaşamaktan sizi alıkoyar. Bu duyguları hemen hemen hepimiz biliriz, ama onlardan uzaklaşmak için gerekli çabayı göstermeyiz. Oysa böyle duyguların esiri olmadığınızda çok daha mutlu, keyifli ve iyi bir hayat yaşayacağınız ortadadır. Nedir bu rahatsız edici duygu dediklerimiz? Hepsini buraya yazmamız mümkün değil elbette, ama sizler için uzak durulması gereken birtakım olumsuz duyguları derledik.

1. Bir gelecek planına sahip olmamanın getirdiği iç sıkıntısı.

Gelecek planının olmamasının verdiği iç sıkıntısı.
Kişinin kendini 5 yıl sonra nerede göreceğini bilmesi sadece bir illüzyondan ibaret, insana kendini rahat hissettiren bir illüzyon. Oysa bir gelecek planım yok diye dertlenmek yerine yolunuzu adım adım yürümek daha mantıklı olabilir. Her seferinde atacağınız o adıma odaklanın, eğer çizdiğiniz bir yol varsa onu adım adım yürümek en mantıklısı. Varacağınız son noktayı düşünmediğiniz için kendinizi suçlu hissetmeyin.

2. Koca bir günü tek başına geçirmenin verdiği keyifsizlik.

Günleri tek başına geçirmek.
Boşa geçirilmiş, tembellik edilmiş, kayıp bir gün gibi mi geliyor bu size? Bakıyorsunuz arkadaşlarınızın hepsi bir yerde, kimi sahilde, kimi tatilde, kimi sabah erkenden yollara düşmüş, kimi buluşmaya gitmiş, vs. ama siz evde tek başına yatıp yuvarlanarak vakit öldürüyorsunuz ve bu içinizi kemiriyor. Kemirmesin! Yalnızlıkta, kendinizin farkına varırsınız, kendinizi dinleme, anlama şansı yakalarsınız. Hiç kimse için hiçbir şey yapmak zorunda olmadığınız bir gün kendiniz olmak için kocaman bir şans yakalamış olursunuz, değerlendirin.

3. Hiçbir şey yapmıyorum hissi.

Hiçbir şey yapmıyorum hissi.
Aşırı üretkenlik küçük dozlarla alındığında son derece tatminkar bir durumdur, ancak hiçbir şey yapmamanın gücünü keşfederseniz orada yaşamın gerçek eğlencesini, keyfini bulabilirsiniz. Sabah uyanıp kendinize bir kahve yapmak, küçük bir kahvaltı, koltuğa uzanıp kitap okumak, camı açıp havayı ciğerlerinize doldurmak, koltukta kestirmek, arkadaşlarla küçük sohbetler, vs. bunlar hiçbir şey yapmamak değil, çok şey yapmaktır aslında. Kendinize böyle molalar vermek sizi rahatsız etmemeli.

4. Hatalı olduğunda hatalıyım diyememenin getirdiği yük.

Hatalıyım diyememek.
Hangi ülkenin atasözü bilmiyorum ama tam olarak şunu diyor: Haklı olmayı mı istiyorsun, yoksa iyi biri olmayı mı? Yani haklı çıkacağım diye yanlışta ısrar etmenin anlamı yok, bunu yaparak iyiliğinden ödün veriyorsun. Hatalı olduğunda hatalıyım demeyi öğrendiğinde omuzlarına binmiş asgari 1500 kilo yükten kurtulacaksın.

5. Yaptıklarının arkasında duramamanın verdiği eziyet.

Davranışlarının arkasında duramamak.
Başka insanları ikna etmek, onları inandırmak için kendi davranışlarınızı düzeltmeye, onlardaki yanlışları görmeye çalışıyorsanız yanlışınız var. Oysaki kendinizi ikna etmek için başkalarının hareketlerini eleştirmeli, değerlendirmelisiniz. Yaptığınız şeylerin arkasında duramıyorsanız, o an için çok şey hissetmezsiniz belki, ama sonrasında içinizde dert olarak ortaya çıkacak bunlar.

6. Ortada hiçbir sebep yokken endişeli hissetmek.

Gereksiz endişe.
Hayatınızda var olan somut, elle tutulur, göz önünde duran sebeplerden dolayı yaşadığınız sıkıntıları, sanki ortada hiçbir sebep yokmuş gibi yaşadığınızı varsayıyorsanız yanlış yapıyorsunuz demektir. Gerçekleri görmezden geliyor, üstünü örtüyor, sıkıntılarınızdan kaçıyorsunuz demektir. Diyet yapmak, para biriktirmek veya saç şeklinizi değiştirmek eğer sorununuz kilolarınızla, maddi durumunuzla veya saçlarınızla ilgili değilse hiçbir şeyi çözmez. Gerçek sorunlarınızın üzerine gidin, kaçmanın faydası yok.

7. Mücadelelerinizi takdir etmemek.

Kendini takdir etmemek.
Hayattaki başarısızlıklarınızı, yanlışlarınızı verdiğiniz hatalı kararları eleştirip kendinizi yerden yere vurmak yerinde, neleri elde ettiğinize, hangi mücadelelerden güçlü çıktığınıza bakmayı denemek ister misiniz? Sürekli bir mücadele içinde olabilirsiniz, bir şeyleri elde etmek için hep çabalamak zorunda olabilirsiniz, bunun için lanet etmek yerine, hayatla nasıl mücadele ettiğinize bakıp kendinizi tebrik etmeyi deneyin. Bir kere bunu yaptığınızda bakış açınızın değiştiğini, savunma mekanizmalarınızın daha büyük bir güçle devreye girdiğini göreceksiniz.

8. Diğer insanların düşüncelerine göre hareket etmek.

Başkalarının ne düşündüğüne çok önem vermek.
Yargılar, insanın aldığı yaraların bir yansımasıdır. Başka insanların size yönelttiği yargıları onların yaralarıdır ve siz bu yaralara göre hareket etmek istiyorsanız sizin bileceğiniz iş. Demek ki siz gerçekten iyileşmek istemiyorsunuz? Oysa kendi yaralarınızdan, kendi hayatınızdan damıttığınız şeyler sizi daha çabuk iyileştirecektir. Kendinize, kendi yargılarınıza göre yaşayın. Bırakın isteyen istediğini söylesin.

9. Arkadaşlarınızla düşünceleriniz hakkında değil de başkalarının hayatları hakkında konuşmak.

Dedikodu yapmak.
Ortak nefretler üzerinde ortak noktalar bulmak kolaydır, ancak sizi zehirler. Başkalarının hayatlarını, ilişkilerini, iş yaşamlarını konuşmak yerine kendinize daha faydalı ve sizi ileri taşıyacak konular bulun. Kitap, film, müzik, gezi, fikir veya ilginç bulduğunuz herhangi başka bir şeyi konuşun. İşin özü gıybeti bırakın daha yararlı şeyler hakkında konuşun. Rahatlayacaksınız söz.

10. Çelişkili düşüncelerden arınamamanın getirdiği rahatsızlık.

Çelişkili düşünceler.
Çocukluğunuzda, gençliğinizde ve hatta daha geçen yaz düşündüğünüz şeyler her zaman doğru olacak diye bir şey yok. Hatta birbiriyle çelişir gibi duran şeylerin her ikisi de belli zamanlarda aynı anda doğru olabilir. Hayatın paradoksunu kucaklamayı öğrenin bu sizi büyük bir stresten kurtaracaktır. Çelişkili düşüncelerinizi bir kenara bırakın, her ikisinin de doğru olabileceğini kabul edin, her ikisinin yanlış olabileceğini de görün.

11. Kararsız olmak aslında bir karardır.

Kararsızlık.
Eğer bir konu hakkında çok fazla düşünüyorsanız cevabı muhtemelen hayırdır. Hayattaki bazı şeylerin kararını bilinçsiz bir şekilde verebiliriz ve kararsız olmak bazen kararın kendisi olabilir. Kendinizi kararsız olduğunuz için yıpratmayın, bırakın hayat kendi yolunda aksın, sizi zaten gitmek istediğiniz yere götürebilir.

12. Almaya gönüllü olmak.

Merak duygusunun ölmesi.
Feminen enerji bize ne istediğimizi söylerken maskülen enerji onu nasıl elde edeceğimizi söyler. Eğer biz kendimizi “nasıl elde edeceğimize” çok kaptırırsak; almaya, sezgilere ve meraka olan ilgimizi zamanla kaybederiz. Oysa gerçek iyileşme, almaya karşı istekli olmakla başlar. Ne istediğinizden çok onu nasıl elde edeceğinize odaklanmayın, bu er geç bir başarısızlık, kaybetme ve kopuş ile baş başa bırakacaktır sizi.

13. Öfke patlamalarını baskılamaya çalışmak.

Öfkeyi bastırmaya çalışmak.
Öfke öğretici bir duygudur. Bize neye inandığımızı, neyi değiştirmemiz gerektiğini ve neye tutkuyla bağlı olduğumuzu söyler. Bu hissi yaşamaya izin vermek öğrenme kanalımızı açmamız anlamına gelir. Oysa bu duyguyu bastırmaya çalışmak kendine çok daha yıkıcı şekillerde bir çıkış yolu aramasına sebep olabilir. Bırakın öfke bize öğretsin, yoksa içinizi tahrip edecektir.

14. Yanlış bir şey yaptığında olması gerektiği şekilde utanmak.

Gerektiği gibi utanmamak.
Yanlış bir şey yapmadığında, kendiniz cezalandırır gibi utanmak zararlıdır. Buna karşın bize daha iyisini yapabileceğimizi gösteren duygusal kapasitemizin hayati bir parçası olarak sağlıklı şekilde ortaya çıktığında ondan çok şey öğrenebiliriz ve olması gereken de budur.

15. Bazı şeyleri yavaş, ancak iyi yapmak.

Yavaş, ancak iyi yapmamak.
Yemek için değil, mutfakta zaman geçirmek için yemek yapmak, bitirmek için değil yaratıcılığımızı tetiklemek için çalışmak, bir yere ulaşmak için değil, gittiğimiz yolu gözlemlemek için yürümek. Sonuçta ne yaptığınız elbette önemlidir, ama asıl önemli olan onu yapana kadar yaşadıklarımız, tecrübe ettiklerimizdir.

16. Derin ve tam bir nefes almamak.

Derin ve tam bir nefes almak.
İnsanlar derin ve tam bir nefes almanın güzünü çoğu zaman küçümser. Yaşadıkları hislerin farkında olmayan insanlar çoğu zaman yaptıkları işe kısa bir ara verip nefes almaya karşı direnç gösteren insanlardır. Bunun yerine başka şeylere yönelmeyi, dikkat dağıtacak başka şeylerle uğraşmayı yeğlerler. Bu onların ellerindeki işten uzaklaşmasına, içlerini başka şeylerle doldurmalarına sebep olur. Oysa durun, derin bir nefes alın, verin ve işinize kaldığınız yerden devam edin.


Bu içeriği arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?

Yorumlar

yorumlar

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds

Send this to a friend