Desmond Doss: İkinci Dünya Savaşı’nda 75 Kişinin Hayatını Kurtaran Kahraman Sıhhiyeci

Bora Yakis 28 Aralık 2021

Okinawa Muharebesi’nde, kendi hayatını riske atarak 75 kişinin hayatını kurtaran İkinci Dünya Savaşı sıhhiyecisi Desmond Doss’un ilham verici hikayesi.

Ona bir kahraman diyecek olsaydın, Desmond Doss muhtemelen seni düzeltirdi.

1945’te Okinawa’daki Maeda Escarpment’te tek başına 75 Amerikan askerinin hayatını kurtaran II. Dünya Savaşı’nın genç sıhhiyecisi sadece doğru olanı yaptığını, asla herhangi bir türde silah taşımadığını çünkü işinin can almak değil hayat kurtarmak olduğunu söylerdi.

2016 Akademi Ödüllü Hacksaw Ridge filmi, Desmond Doss’u daha önce onun adını ve inanılmaz hikayesini duymamış çok sayıda insanla tanıştırdı.

İşte Desmond Doss’un ‘Hacksaw Ridge’ için bile fazla kahramanca olan gerçek hikayesi…

Silahlardan nefret eden asker…

Desmond Doss
Desmond Doss

Desmond Doss (7 Şubat 1919 doğumlu), genç yaştan itibaren ileriki yaşamında bir asker olarak sergileyeceği türden bir empati yaydı. Örneğin, çocukken, yerel bir radyo istasyonunda trafik kazasında yaralanan biri için (hiç tanımadığı biri) kana ihtiyaç olduğu duyduktan sonra, kan vermek için 10 km yol yürüdü. Birkaç gün sonra, Desmond daha fazlasını vermek için aynı uzun yolu tekrar yürüdü.

Ayrıca Doss, genç yaşta, yaşamı boyunca, hatta savaşta olduğu süre boyunca da devam edecek bir silah nefreti geliştirdi.

Doss’un silah nefreti, sarhoş babasının bir tartışma sırasında amcasına silah çekmesini izlemesinden ve Yedinci Gün Adventistleri olarak bilinen dini inançlarından kaynaklanıyordu. Annesi kocasının elinden 45’lik tabancayı almayı başardı ve genç Doss’a koşup silahı saklamasını söyledi. O kadar sarsılmıştı ki, elindeki son silahın bu olacağına dair kendine yemin etti.

Doss, çocukluğunu Lynchburg, Virginia’daki evinin yakınındaki demiryolunda bozuk paraları düzleştirmek ve küçük kardeşi Harold ile güreşmek gibi şeyler yaparak geçirdi. Harold, Desmond’la güreşmenin pek eğlenceli olmadığını çünkü asla kazanamayacağınızı söyledi. Bunun sebebi Desmond’un çok yetenekli olması değildi, o asla teslim olmazdı ve nasıl pes edeceğini de bilmezdi.

Okinawa Muharebesi sırasında savaşan denizciler. Mayıs 1945.
Okinawa Muharebesi sırasında savaşan denizciler. Mayıs 1945.

Yıllar sonra, bu fiziksel dayanıklılığı onun Onur Madalyası kazanmasına yardımcı oldu.

18 yaşında, Doss askerlik görevi için kaydoldu ve Newport News, Virginia’daki bir tersanede çalıştı. II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde, Doss hiç düşünmeden ülkesine hizmet etme fırsatına atladı.

Ancak, bırakın kimseyi öldürmeyi, bir silah taşımayı reddetmesi, ona pek de sevilmeyen “vicdani retçi” etiketini kazandırdı. Bu, Doss’un nefret ettiği bir etiketti ve askerlik hizmetini yapmayı kesinlikle reddetmek yerine, doktor olarak çalışmakta ısrar etti. Ordu, bırakıp gideceğini umarak onu bir tüfek bölüğüne atadı.

2004’te Doss hakkında bir belgesel olan Vicdani Retçi’yi yapan film yapımcısı Terry Benedict, “Ordu’nun iyi bir askerin nasıl olması gerektiğine dair modeline uymuyordu” dedi.

Denizciler, Okinawa Muharebesi sırasında bir Japon mağarasını yok ediyor. Mayıs 1945.
Denizciler, Okinawa Muharebesi sırasında bir Japon mağarasını yok ediyor. Mayıs 1945.

Doss, ordunun kararına, onu bir sağlık görevlisi yapana kadar itiraz etti. Ancak eğitim kampındaki asker arkadaşları Doss’un neden orada olduğunu hala anlayamamıştı.

“Adam ol ve kendine bir tüfek kap” diyerek onunla acımasızca alay ettiler. Geceleri yatağının yanında dua ederken çizmelerini ona fırlattılar. Şabat Günü izin aldığı için ondan nefret ediyorlardı çünkü kutsal günde çalışmak onun dinine aykırıydı – subayların Doss’a Pazar günleri tek başına tamamlaması için en kötü işleri vermelerine de aldırmıyordu. Kimse onunla arkadaş olmak istemiyordu. Arkadaşlar birbirinin arkasını kollardı. Bir savunma silahı olmadan, Doss’un onlar için işe yaramaz biri olduğu konusunda ısrar ettiler.

Yine de Doss defalarca onların zalim davranışlarını reddetmekle kalmadı, bunun üzerine çıktı. Amacının hem Tanrı’ya hem de ülkeye hizmet etmek olduğuna kararlılıkla inanıyordu. Tek istediği, bu iki görevin birbirini dışlamadığını kanıtlamaktı.

Desmond Doss, 12 Ekim 1945'te Beyaz Saray'da düzenlenen bir törende Onur Madalyası'nı aldıktan sonra Başkan Harry S. Truman ile el sıkışıyor.
Desmond Doss, 12 Ekim 1945’te Beyaz Saray’da düzenlenen bir törende Onur Madalyası’nı aldıktan sonra Başkan Harry S. Truman ile el sıkışıyor.

Ardından, Okinawa Maeda Escarpment’teki ya da Amerikalıların “Hacksaw Ridge” dediği yerdeki savaş geldi. Doss’un Şabat günü olan 5 Mayıs 1945 Cumartesi gününe denk geldi. Topçu atışlarının son derece hızlı ve öfkeli geldiği öylesine yorucu bir saldırıydı ki, kelimenin tam anlamıyla insanları ikiye bölüyordu.

Japon ordusunun ateş açmak için, tüm Amerikalıların açık araziye ulaşmasını bekleme planı, yıkıcı miktarda askerin yaralanmasına sebep oldu. Ama Japonlar Amerikalıların Desmond Doss’a sahip olduğunu bilmiyorlardı.

Bugün bile Doss’un birliğinden hayatta kalan üyelerini hala hayrete düşüren bir eylemde, korkusuz sıhhiyeci açık arazideki yerini korudu. Doss, hiç bitmeyen silah sesleri ve havan topları arasında, başkalarının ölüme terk etmiş olabileceği yaralı Amerikan askerlerini tedavi etti.

Desmond Doss-1

Saatler sonra patlamalar kulaklarında sürekli çınlarken turnikeler bağladı. Tepeden tırnağa kendisine ait olmayan kanla kaplıydı, sürünerek ekibinin her yaralı üyesini sırtın kenarına sürükledi ve dikkatlice aşağı indirdi. 12 saatten fazla bir süre boyunca Doss ateş altında çalıştı ve inanılmaz sayıda askerin hayatını kurtardı.

Bazı Japon askerlerinin bazen yaralı ABD askerlerine işkence ettiğini bilen Doss sırtın tepesinde tek bir adam dahi bırakmayı reddetti.

Doss sadece arkasında kimseyi bırakmamakla kalmadı, aynı zamanda – mucizevi bir şekilde – kendi hayatını da kurtardı ve herhangi bir ciddi yara almadı. Doss her zaman Tanrı’nın onun hayatını bağışladığını iddia etti ve Vicdani Retçi isimli belgeselde söylendiğine göre, Japon askerlerinin silahları, ne zaman karşılarına Doss çıksa tutukluk yaptı.

Desmond Doss-2

İki hafta sonra, Doss ve bazı hastalarının bulunduğu bir sipere bir Japon bombası düştüğünde, Doss kayalıklardan birkaç km uzakta yeniden savaşın ortasındaydı. El bombasını tekmelemeye çalıştı ama bomba patladı. Doss’un, bacaklarının her tarafında derin şarapnel yaraları açıldı.

Yardım için başka bir sıhhiyecinin yanına gelmesi yerine, kendi kendini tedavi etti ve yaralarını sardı. Beş saat sonra nihayet biri sedyeyle geldi. Doss, ona ihtiyaç duyan bir asker görür görmez sedyeden yuvarlandı, sedyesini ona verdi ve yoldaşını tedavi etmeye başladı.

Yardım gelmesini beklerken bir keskin nişancı ateş ederek Doss’un sol kolundaki tüm kemikleri parçaladı. (Hacksaw Ridge yönetmeni Mel Gibson, filmin o kadar kahramanca olduğunu düşündüğü için bu kısmı filmden çıkardı çünkü izleyiciler bunun gerçekten olduğuna inanmayacaklardı.)

Doss daha sonra refakatçi olmadan 300 metre sürünerek yardım istasyonuna geldi. O zaman fark etmemişti ama Mukaddes Kitabını savaş alanında kaybetmişti.

Desmond Doss-3

Bu muhteşem cesaret ve kahramanlık gösterisinden sonra Doss sonunda asker arkadaşlarının saygısını kazandı. Komutanı hastaneye geldi ve hizmetinden dolayı Onur Madalyası kazandığını ve bunu başaran ilk vicdani retçinin kendisi olduğunu söyledi. Doss’a Onur Madalyası’nı verdikten sonra, Başkan Harry Truman’ın, “Bunu gerçekten hak ediyorsun. Bunu başkan olmaktan daha büyük bir onur olarak görüyorum.”

Komutan ayrıca Doss’a bir hediye getirdi: hafif yanmış, ıslak bir İncil. Amerikalıların bölgeyi Japonlardan geri almasının ardından, bölükteki gücü yeten her asker İncil’i bulana kadar tüm molozları taramıştı.

Desmond Doss, o günden kalan yaralarla 87 yaşına kadar yaşadı. Ama bir zamanlar kendi hayatını riske atarak 75 hayat kurtaran adam olarak anılmaya devam edecek.

Advertisements

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir