En Büyük Korkusu Canlı Canlı Gömülmek Olan İnsanların Bulduğu 10 İlginç Çözüm

Bora Yakis 8 Haziran 2018

Bugünlerde ne kadar yaygındır bilemiyoruz ama eskiden canı canlı gömülmek insanların en büyük korkularından biriymiş.

Hatta öyle ki “canlı canlı gömülmek istemeyenler” diye dernek kurdukları bile olmuş. Bu derneklerde canlı canlı gömülmemek için neler yapılabileceği konuşunda ateşli tartışmalar yapmışlar, kendilerine göre çözümler bulmuşlar.

İşte sizin için bu derneğin tüzüğünü bulduk… Tabii ki bulmadık, ama bu derneklerde ortaya atılan ilginç fikirleri sizler için derledik. Umarız bu içerik yok yere canlı canlı gömülme korkusu aşılamaz hiçbirinize. Düşünsene toprak yutuyorsun falan…

1. Atardamarların kesilmesi.

Kill Bill kılıç sahnesi

Bu fikir ilk olarak 1932 yılında bir restoran sahibi tarafından dillendirilmiş. Sohbet sırasında arkadaşlarına “ben ölünce, öldüğümden emin olmak için tüm atardamarlarımı kesin” demiş. Böylece ölmemiş olsam bile kesin ölürüm ve canlı canlı gömülmem diye düşünmüş.

Yazar Hans Christian Andersen de canlı gömülmekten çok korkan biriymiş ve damarlarının kesilmesi fikrine sıcak bakıyormuş. Hatta öyle çok korkuyormuş ki kendisi canlı gömülmekten otelde kaldığı zamanlarda odasında görünür bir yere “hala hayattayım, sadece uyuyorum” yazılı notlar bırakıyormuş. Andersen’den Korkular.

2. Tırnak altına yanan kibrit yerleştirme testi.

El şeklinde yanan mum

Bu ne saçma bir test böyle be?! Diye düşünebilirsiniz ama özellikle kadınlar arasında çok popülermiş. 20. Yüzyılın başlarında canlı gömülmekten korkanlar sadece erkekler değilmiş elbette. Canlı gömülme söylentileri o kadar yayılmış ki kadınlar da tırım tırım tırsıyormuş canlı gömülmekten.

Ruby Caroline isimli bir kadın öldükten sonra kendisine tırnak altı yakma testi uygulanasını vasiyet etmiş. Nedir bu test? Çok basit ölen kişinin tırnak altına bir kibrit sokup yakıyorsunuz ve sönene kadar bekliyorsunuz. Bu öyle bir acı veriyor ki gerçekten ölmemiş birisinin bu acıya tepkisiz kalması mümkün değil.

Bayan Ruby sadece bunu istemekle de kalmamış, cesedinin yakılıp küllerinin rüzgara savrulmasını da istemiş. Kadın hiçbir şeyi şansa bırakmamış valla, bravo. Bütün bunlara karşın ilginç olan ne olurdu biliyor musun sayın okuyucu Bayan Ruby’nin canlı canlı gömülmesi. Ama buna ilişkin bir bilgi yok, demek ki ölmüş gerçekten. Toprağı bol olsun.

3. Kafa kesme.

Seinfeld, Kramer baş ağrısı
En Büyük Korkusu Canlı Canlı Gömülmek Olan İnsanların Bulduğu Çözümler

Yok artık! Şimdilerde radikal grupların propaganda filmlerinin bir parçası olan bu olayı insanlar ölümlerinin ardından, tam olarak ölmek için istiyormuş. Bunu ilk defa talep eden arkadaş James Mott. İngiltere’de yaşayan bu vatandaş iki doktordan ölümünün ardından kesin öldüğünü tespit etmeleri için vücudu üzerinde testler yapmalarını, ardından da ağzına siyanür koymalarını istediği detaylı bir vasiyet bırakmış.

Ağzına zehir koyulmasının ardından da iki seçenek sunmuş: Birincisi gömülmeden önce kafasının kesilmesi, eğer doktorlar buna yanaşmazsa ikinci seçenek olarak vücudunun parçalara ayrılması.

Sonra da gömün dememiş bak, beni parçalara ayırıp bir daha hayata dönme ihtimalim kalmayınca çuvala doldurup denize atın demiş. Yani hala yaşıyorsam yüzerek kurtulurum belki diye düşünmüş herhalde. Ya James manyak mısın sen?

Charles Albert Reed isimli bir vatandaş da öldükten sonra kafasını kesecek doktora 500 dolar bahşiş bırakmış vasiyetinde. Bir başka deli de bu.

4. Gizli mesaj yöntemi.

Tabuttan çıkan el

Bak en bilimsel ve en manyak yöntem bu. İnsanlar gerçekten öldüklerini ispat etmek için olmadık yollar deneyip durmuşlar. Bunlardan en ilginci ise gizli mesaj yöntemi.

İlk olarak ölen kişi(!) üstü açık bir kutuya yerleştiriliyor. Ardından kutunun açık kısmına vücudu tam örtecek şekilde bir cam yerleştiriliyor. Camın cesede bakan kısmına gümüş nitrat ile “Ben öldüm” yazılıyor.

Tabii ki bu mesaj görünmez halde. Ne zaman ki vücut ölümden dolayı çürümeye başlıyor ve hidrojen sülfür gazı açığa çıkıyor o zaman yazı görünür hale geliyor. Böylece “Ben öldüm” mesajı görülünce kişinin gerçekten öldüğü anlaşılıyor ve gömülüyor.

Aslında oraya “naber lan tırrekler” falan yazdıracaksın, korkudan altlarına sıçsınlar. Ama eskiden mizah böyle değilmiş.

5. Nefes testleri.

Camdan görünen dinozor

1850 yılında basılan bir tıp kitabı kişinin gerçekten ölüp ölmediğini anlamaya yarayacak birtakım solunum testi listesi yayınlamış.

İlki ayna testi. Dümdüz kişinin ağzına ve burnuna bir ayna dayayıp aynada buhar var mı bakıyorsunuz. Aynayı orada 30 saniye ile bir saat arasında tutmanız gerekiyor. İkincisi tüy testi. Yine ağza ve buruna yakın bir tüy koyuyorsunuz tüyün titreyip titremediğine bakıyorsunuz. Son olarak su veya cıva testi. Suyla veya cıvayla dolu bir bardağı kişinin göğsünün üstüne koyuyorsunuz, kişi nefes alıyorsa oluşacak olan dalgalanmaları takip ediyorsunuz.

Ancak bunların hiçbiri %100 etkili değil maalesef, kim bilir kimleri diri diri gömdü cahiller!

Sponsorlu Bağlantı
adsense
Sponsorlu Bağlantı
adsense

6. İğne batırmak.

Çığlık atan kadın

Şaka yaptığımızı düşünmeyin, 1800’lerde kullanılan en yaygın yöntem bu. Canlı bir vücuda iğne batırıldığında oluşan deliğin kırmızıya döneceği ve hemen kapanacağına inanılıyor. Ölü bir bedende ise delik kapanmıyor. Gayet basit dimi?

Bu yöntem sıklıkla parmaklara ve ayaklara uygulanıyor. Bazen de çok acı verdiği için tırnakların altına iğne sokuluyor. Çünkü ne demiştik yukarıda hiç kimse böyle bir acıya tepkisiz kalamaz.

Bu yöntemin kendilerine uygulanmasını vasiyet eden yüzlerce insan var tarihte. Yazık.

7. Kalbi sökmek.

Kan pompalayan kalp animasyonu

İşte en kesin çözüme geldik. Birinin ölüp ölmediği anlamak için kalbini çıkarıp bakmak kadar kesin ve etkili bir yol olabilir mi? Üst sınıf insanlar arasında, canlı canlı gömülmemek için başvurulan en favori yöntem bu.

Doktoruna 200 büyükbaş hayvan veren mi ararsınız, yakınlarının kalp sökme işlemine şahit olmalarını isteyen mi ararsınız hepsi var. Ancak bu yöntem doktorlar için biraz küçültücü bir yöntem. Çünkü birinin ölüp ölmediğini kalbini çıkarmadan anlayamıyorsan sen ne biçim bir doktorsun falan diyorlarmış. Kabalığa bakar mısınız?

8. Zehir zerk etmek.

Joffrey Baratheon zehirlenme sahnesi

Canlı canlı gömülmenin önüne geçmek için kestirme bir yok. Ölmemişsek bile öldürün temalı bir yaklaşım bu. Gömülmeden önce hastaya damardan zehir enjekte ediyorlar ki ölmediyse de tabutta ölsün. Siyanürden morfine kadar türlü türlü zehirler kullanmışlar bu iş için. Sanırım o dönem zehir piyasası, saray entrikalarından sonraki en parlak dönemlerinden birini yaşamıştır.

9. Kloroform.

Bayılan adam

1800’lerin sonunda ölümünün ardından eğer kişi otopsiye girmemişse, mumyalanmamışsa veya yakılmamışsa öldüğünden emin olmanın en iyi yolu kloroformdu.
Ağzı açık bir şişe kloroform kişinin tabutunun içine konuluyordu. Bu sayede kişi ölmemişse bile uyanamıyor ve uykusunda tekrar ölüyordu.

Çok benimsenmedi bu yöntem, sanırım zehir piyasasının belini kırmak için kloroformcuların bir atağıydı ama tutmamış işte.

Sponsorlu Bağlantı
adsense
Sponsorlu Bağlantı
adsense

10. Bedenin çürümesini bekleme.

Çürüyen elma

Geldik en popüler yönteme. Öldükten sonra bile acı çekmek istemeyenler için harika bir çözüm. Ölüyü gömmüyorsunuz. Kişinin bedeni çürümeye başlayana kadar bekliyorsunuz, kokmaya başlayınca “hah bu ölmüş” deyip gömüyorsunuz.

Acı yok, kesme biçme yok, zehir yok. Tek yan etkisi ağır koku ve zombi riski. Cenaze evleri bunu faturaya bile yansıtıyormuş. Direkt gömülecekse 3 pound, çürümesi beklenecekse 13 pound mesela.

Sonuç:

Muz yiyen Ajdar
En Büyük Korkusu Canlı Canlı Gömülmek Olan İnsanların Bulduğu Çözümler

Günümüzde tıp çok gelişti merak etmeyin. Öldüğünüz zaman doktorlar şıp diye anlıyorlar. Ama yine de emin olmak istiyorsanız biz “Ajdar Testi” öneriyoruz. Morgda on dakika kadar Ajdar şarkıları çalınsın, ölmeyen birinin bu eziyete on dakika dayanması mümkün değil. Buna rağmen dirilmediyseniz başınız sağ olsun, ölmüşsünüz demektir.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir