Duygusal Filmler: Göz Yaşlarınızın Sel Olup Akacağı Sinema Tarihinin En Duygusal 30 Filmi

Sefer Turgut 7 Mayıs 2020

Duygusal filmler, ruhunuzda bilmediğiniz bir yerlere dokunan, sizi içinde bulunduğunuz zamandan koparan ve içinizde fırtınalar koparan filmlerdir.

Bazen duygularınızı serbest bırakıp ekranın karşısında gözleriniz şişene kadar ağlarken bulursunuz kendinizi. Bazı filmler içinizde bilmediğiniz bir yerlere dokunur ve kendinize hakim olamazsınız. Elde mendil, burnunuzu çeke çeke izlediğiniz filmlerdir bunlar. Sinema tarihi insanları gözyaşlarına boğan yüzlerce duygusal filmle doludur.

Hepsine burada yer vermemiz mümkün değil, ama sizler için insan ruhuna dokunan, içinde fırtınalar koparan ve gözyaşlarının sel olacağı en iyi 30 duygusal filmi seçmeye çalıştık. İşte duygularına vakit ayırmak isteyenler için tüm zamanların en duygusal filmlerinden küçük bir seçki.

1. Atonement (Kefaret) – 2007

Atonement

1935 yazının en sıcak günlerinden birinde, On üç yaşındaki Briony Tallis, yanlış zamanda yanlış yerde bulunarak görmemesi gereken bir şeyi aklına kazır: Ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie’nin gizli bir şekilde cilveleşmelerine tanık olmuştur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması yıllarca sürecek büyük bir trajedinin yaşanmasına neden olacaktır. Bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan da hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

İMDB: 7.8

2. Awakenings (Uyanışlar) – 1990

Awakenings

Oliver Sacks’ın kendi hayatını kaleme aldığı aynı isimli romandan sinemaya uyarlanan film, ömrünü bilime adayan asosyal bir doktorun, icat ettiği bir ilaç sayesinde değiştirdiği yaşamları anlatır. Nörolog Malcolm Sayer, yeni çalışmaya başladığı bir hastanede, daha önce görmediği tarzda bir hastalığa sahip bir grup hastayla karşılaşır. Bu insanlar uzun yıllardır hareket etmeden yatağa bağlı bir şekilde uyku modundadırlar. Doktor Malcolm bir konferans esnasında tanıtılan bir ilacın bu hastalığı da iyileştirebileceğini düşünür ve bu hastalar üzerinde uygulamaya başlar. Uyandırılıp hayata dönen ilk hasta Leonard Lowe olur.

İMDB: 7.8

3. Bacheha-Ye Aseman (Cennetin Çocukları) – 1997

Bacheha-Ye Aseman

Cennetin Çocukları, kız kardeşinin ayakkabılarını kaybeden bir çocuğunun onları bulmak için verdiği mücadeleyi ele alıyor. İran sinemasının dikkat çekici yönetmenlerinden Majid Majidi’nin eserinde, yoksul bir aileye sahip iki kardeşin aynı çift ayakkabıyı paylaşmasının öyküsü anlatılıyor.

İMDB: 8.3

4. Canım Kardeşim – 1973

Canım Kardeşim

Kahraman, ağabeyi ve ağabeyinin dostu Halit, beraberce yokluk içinde ancak kendilerine yettikleri bir yaşam sürmektedirler. Bu buhranın içerisinden çıkmak için tek umutları Kahraman’ın okuması ve hayatta bir amacının olmasıdır. İçerisinde yaşadıkları yoksulluklarına rağmen bir şekilde mutlu ve iyimser kalabilmeyi başaran üçlünün tüm hayatları Kahraman’ın kanser olduğunu öğrenmeleriyle beraber geri dönüşü olmayan bir biçimde sarsılacaktır. Kahraman’ın hayatındaki son isteği ise bir televizyondur. Artık ona bir televizyon almak, geride kalan ikilinin tek amacı olacaktır.

İMDB: 8.8

Advertisements
Advertisements

5. La Vita é Bella (Hayat Güzeldir) – 1997

La Vita é Bella

Hayat Güzeldir’de, başkahramanımız hayat dolu Guido’nun güzeller güzeli öğretmen Dora’ya vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında savaş patlak verir. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğluna esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

İMDB: 8.6

6. Le Scaphandre et le Papillon (Kelebek ve Dalgıç) – 2007

Le Scaphandre et le Papillon

43 yaşındaki Jean-Dominique Bauby, üç hafta süren koma halinden sonra gözlerini açmıştır. Bu mucizevi uyanış doktorlar tarafından şaşkınlıkla karşılanır çünkü Bauby fiziksel olarak hiçbir eylemi yerine getiremiyorken, beyin bölgesinde hiçbir sorun çıkmaz ve izleyici bu andan itibaren Bauby’nin iç sesiyle olaylara tanıklık etmeye başlar. Tek kontrol edebildiği organı sol göz kapağı olan adam bir mucizeye daha imza atarak insanlarla göz hareketiyle anlaşmaya, dahası hayat hikayesini anlatacağı kitabını yazmaya başlar.

İMDB: 8.0

7. Nuovo Cinema Paradiso (Cennet Sineması) – 1988

Nuovo Cinema Paradiso

Cennet Sineması’nda Salvatore, yerel bir film göstericisi olan Alfred ile tanıştığı dönemde henüz genç bir oğlandır. Sinemayı tanıdıkça sevmeye; Alfredo’ya da orada kendisine bir iş bulması için yalvarmaktadır. En sonunda Alfredo, onu asistan film gösterici yapar. Salvatore yeni işiyle birlikte kurduğu hayal dünyasına ilk adımını atmış olur. Sinemaya olan aşkı ve Alfredo’ya karşı duyduğu sevgisi, günden güne büyüyecektir.

İMDB: 8.5

8. The Boy in the Stripped Pyjamas (Çizgili Pijamalı Çocuk) – 2008

The Boy in the Stripped Pyjamas

2. Dünya Savaşı’nın kara günlerinde, arkadaş olmaya çalışan iki çocuğun hikayesi. 8 yaşındaki Bruno ailesiyle Berlin’den ayrılır ve Polonya’da yaşamaya başlar. Babasının işi için taşındıkları bu yerde bir de arkadaş edinir. Arkadaşı tellerin arkasında kalan bir Yahudi’dir.

Bruno’nun yaşadığı yer, 1.5 milyon Yahudi’nin öldürüldüğü Auschwitz toplama ve yok etme kampının bitişiğindedir. Oğlunun tellerin ardında yaşananlarla ilgili gerçeği öğreneceğinden kaygılanan Bruno’nun annesiyse oğlunu bu arkadaşlıktan korumaya çalışır.

İMDB: 7.8

9. The Kite Runner (Uçurtma Avcısı) – 2007

The Kite Runner

Kaliforniya’da yaşayan Amir, Afganistan’a Taliban rejiminin hakim olmasından sonra Amerika’ya göç eden Kabil’li zengin bir tüccar ailenin oğludur. Kabil’de geçen çocukluk yılları sırasında evin hizmetçisinin oğlu Hasan ile çok sağlam dostluk bağları kurmuştur. Ancak bir uçurtma yarışı sırasında Hasan’ın başına gelen olayda ona yardım edebileceği halde ona sırtını dönerek en sevdiği arkadaşına ihanet etmiştir.

Aradan geçen uzun yıllar boyunca bu ihaneti ve suçluluk duygusu hiç aklından çıkmaz. Yıllar sonra Hasan ve karısının Taliban tarafından öldürüldüğü haberini alır. Bunun üzerine bir zamanlar ihanet ettiği çocukluk arkadaşının başı dertte olan oğlunu bulmak ve onun hayatını kurtarmak için Taliban yönetiminin kontrolündeki Afganistan’a geri döner.

İMDB: 7.6

10. The Pursuit of Happyness (Umudunu Kaybetme) – 2006

The Pursuit of Happyness

İyi bir baba olan Chris Gardner, işinde sorunlar yaşayan, maddi açıdan sarsıntıda olan ve aynı zamanda iyi bir eş olan bir adamdır. Ancak ne yazık ki eşi sıkıntılara daha fazla katlanamayacağına karar vererek onu terk eder. Christopher adındaki oğulları da babasının yanında kalır. Karısının terk edişi de yetmezmiş gibi bir de ev sahibi dışarı atar baba ve oğlunu.

Sokaklarda kalıp, tuvaletlerde, düşkünler evinde çalışarak ayakta durmaya çalışır. Oğlunun sevgisi bu mücadeleci baba için her şeydir. Ve sevgiye eklenen bir var olma savaşı hiç şüphesiz, vakti geldiğinde en mükemmel kapıları açacaktır.

İMDB: 8.0

Advertisements
Advertisements

11. The Stoning of Soraya M. (Soraya’yı Taşlamak) – 2008

The Stoning of Soraya M.

Freidoune bir gazetecidir. Arabası bozulduğu için durduğu küçük bir köyde Zahra ile tanışır. Mütedeyyin insanların çoğunlukla yaşadığı bu köyün sakinlerinden Zahra, Freidoune’un peşini bırakmaz. Çünkü onun bir basın görevlisi olduğunu anlamıştır ve Zahra, onunla konuşabilmek için ısrarla peşine takılır.

Yeğeni Soraya bir gün önce aynı köyde yaşadığı insanlar tarafından vahşice katledilmiştir. Ölmeden önce yeğenine söz veren Zahra, bunun köyün sırlarının arasına gömülmemesi için elinden geleni yapmaya kararlıdır. Tek umudu da bu gazetecinin elindedir, dinlemeli ve bu küçücük köyün büyük günahını tüm dünyaya anlatmalıdır.

İMDB: 8.0

12. The Way We Were (Bulunduğumuz Yol) – 1973

The Way We Were

Katie (Barbra Streisand) üniversite yıllarındaki aşkı Hubell (Robert Redford) ile 20 sene sonra karşılaşır. Katie, spikerliğe yönelerek savaşın anlamsızlığını dile getirmeye çalışır. Sporla uğraşan ve yazar olan Hubbell ise bir süre sonra orduya yazılarak, ülkesi adına savaşa gider. Komünist bir aktivist olarak çalışmalarını sürdüren Katie ile Hubbell yıllar sonra bir araya geldiklerinde, hiçbir şeyi bıraktıkları gibi bulamayacaklardır.

İMDB: 7.1

13. I Am Sam (Benim Adım Sam) – 2001

I Am Sam

Sam Dawson beyninde bir gelişme problemi olan, bu nedenle de yedi yaşındaki bir çocuğun zekasına sahip olan, karısı tarafından terk edilmiş, kızıyla birlikte yaşayan bir babadır. Tüm zihinsel engellerine rağmen iyi bir sosyal çevresi ve mutlu bir ailesi olan Dawson’ın asıl sorunları kızı yedi yaşına geldiğinde başlar. Kızı Lucy’nin doğum günü partisinde eve gelen bir sosyal güvenlik çalışanı baba ve kızı trajik bir sona sürükleyecektir.

İMDB: 7.6

14. P.S. I Love You (Not: Seni Seviyorum) – 2007

P.S. I Love You

Holly, kocasına aşıktır ve bir gün Gery ölümcül bir hastalığının olduğunu öğrenir. Tek istediği kendisinden sonra Holly için hayatı kolaylaştırmaktır artık. Bu vesile ile ölmeden önce bir sürü mektup yazar karısına. İşte bu mektuplar sayesinde Holly yeniden hayata tutunmayı öğrenecektir.

İMDB: 7.1

15. Dead Poets Society (Ölü Ozanlar Derneği) – 1989

Dead Poets Society

1950’lerin Welton Akademisi ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan ancak geri kafalılığın iktidarda olduğu bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakâr ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir yer haline getirmektedir. Fakat yeni İngilizce öğretmeni John Keating’in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.

İMDB: 8.1

Advertisements
Advertisements

16. The Champ (Şampiyon) – 1979

The Champ

Eski bir boksör olan Billy Flynn’nın hayatındaki en önemli şey sekiz yaşındaki oğludur. Eski karısı Annie ile ayrılalı birkaç yıl olmuştur ve ikili boşandığında çocuğun vesayeti babası Billy’nin olmuştur. Billy artık bir at eğitmeni olarak çalışmakta, küçük ailesini idame ettirebilecek kadar kazandırmaktadır. İşler yolunda giderken bir gün aniden Annie ortaya çıkar. Oğlu Billy’i görmek istediğini söyleyen Annie’yi kendilerinden uzak tutmak isteyen Billy, oğlunu korumak için yapabileceği tek şeyin ringlere geri dönmek ve son bir dövüşe katılmak olduğuna karar verir.

İMDB: 6.8

17. Sophie’s Choice (Sophie’nin Seçimi) – 1982

Sophie’s Choice

Yeni geldiği Brooklyn’de, Polonya’lı Yahudi Sophie Zawistowski ve sevgilisi Nathan Landau ile arkadaş olan Stingo, tutkulu ama bir o kadar da sorunlu bir aşk yaşayan çiftin ilişkisine tanıklık etmeye başlar. Sophie sürekli olarak kabuslar ve rahatsız edici hayaller görürken, sevgilisi Nathan da soykırım takıntısı yüzünden şizofreniye varan şiddetli krizler geçirmektedir.

Stingo, kadının koluna damgalanmış numarayı görünce Auschwitz’de yaşadıklarını öğrenmek ister. Sophie hikayesini anlatmaya başladıkça, çiftin yaşadıkları sorunların kaynağı da yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar: Sophie, kampta Naziler tarafından hayatı boyunca kendisinde derin yaralar bırakacak bir karar almaya zorlanmıştır.

İMDB: 7.6

18. The Color Purple (Mor Yıllar) – 1985

The Color Purple

1900’lerin başında, güneyli bir siyahi kız olan Celie, önce babası tarafından hamile bırakılır, ardından yıllar boyunca efendisi olarak göreceği adama evlenmek üzere adeta satılır. Kocasından gördüğü şiddete rağmen tek tesellisi kız kardeşi Nettie’ye yazdığı mektuplardır. Oysa babası Nettie’nin cevaplarının ona ulaşmasına engel olmaktadır. Celie sonunda kuru gürültüye papuç bırakmayacak güçlü bir kadın olan Sofia ile tanışacak ve ondan çok şey öğrenecektir.

İMDB: 7.8

19. Grave of Fireflies (Ateşböceklerinin Mezarı) – 1988

Grave of Fireflies

Grave of the Fireflies, insanlık tarihinin en kara lekelerinden biri olan II. Dünya Savaşı’nın yıkıma uğrattığı hayatları iki küçük kardeş üzerinden anlatıyor. Annelerini savaşa kurban veren Seita ve Setsuka babalarının da savaşta olması nedeniyle yakın bir akrabalarına gönderilirler. Burada tutunamayan bu iki küçük çocuk evden kaçarak, kendilerini savaşın izlerinin anbean körüklendiği sokaklara atarlar. Ancak bu yolculuk bildiğimiz türden yolculukların aksine, kan kokulu sokaklarda verilen bir yaşam savaşına dönüşecektir.

İMDB: 8.5

20. My Girl (Kız Arkadaşım) – 1991

My Girl

Vada, zamanının çoğunu en iyi erkek arkadaşıyla geçiren ve hastalıklardan korkan bir kızdır. On bir yaşındaki Vada’nın hayatı, babasının yeniden evlenmeye karar vermesiyle bir anda kararır. En büyük yıkımı ise en yakın arkadaşını kaybettiğinde yaşayacaktır.

İMDB: 6.9

Advertisements
Advertisements

21. The Fault in Our Stars (Aynı Yıldızın Altında) – 2014

The Fault in Our Stars

16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar.

Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel’ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam’a gidecek ve Hazel’ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten’i bulmaya çalışacaklardır.

İMDB: 7.8

22. Stepmom (Omuz Omuza) – 1998

Omuz Omuza - Stepmom

Luke ani bir ayrılığın ardından yeni hayatına başlar. Eski karısı Jackie ile ayrılmasının ardından hayatını yeniden yoluna kurmanın derdindedir. Yeni tanıştığı sevgilisi olan Isabel ile birlikte yaşamaktadır. Hayatını adadığı çocukları da onunla beraber yaşamaktadırlar. Luke’un iki çocuğu Anna ve Ben, Luke ne yaparsa yapsın bir türlü Isabel’e ısınamamışlardır. Öte yandan Isabel de bu iki çocuğu pek sevmemektedir. Ailevi problemler, günden güne büyüyeceklerdir.

İMDB: 6.8

23. My Sister’s Keeper (Kız Kardeşimin Hikayesi) – 2009

My Sister’s Keeper

Fitzgerald çifti bir gün acı gerçeği öğrenir. Sara ve Brian Fitzgerald’a verilen kederli haber kızları Kate’in lösemi olduğunun bilgisidir. Çocuklarının sadece birkaç yıl ömrünün kaldığı gerçeği çifti allak bullak etmiştir. Bunun üzerine çift Kate’e donör olması için Anna adında bir bebek sahibi daha olmaya karar verirler. İlk yaptıkları şey Anna’nın göbek bağından alınan kanı kullanmak olur.

Yıllar geçtikten sonra artık Anna’dan Kate’e kemik iliği nakli yapılması gerekmektedir. 11 yaşındaysa, Kate’in böbrek nakline de ihtiyacı vardır. Bu olanların üzerine Anna, ailesinin onu bu amaçla kullanmasından dolayı onlara dava açar. Bu karar tüm aileyi parçalamıştır, çünkü Kate’e böbrek nakli yapılmazsa ölecektir.

İMDB: 7.4

24. The Notebook (Not Defteri) – 2004

The Notebook

Yaşlılar için yapılmış bir bakımevinde yaşayan ve çevresindekiler tarafından ‘Duke’ diye çağırılan ihtiyar adam sararmış defterinde yazılı olan bir aşk hikayesini okumaya başlar. Hikaye 1940 yılında başlar. Güney Carolina’da yer alan Seabrook Adası’na Allie Hamilton isimli 17 yaşında bir genç kız gelir.

Ailesiyle birlikte tatile gelen Allie, burada yaşayan Noah isimli bir gençle yakınlaşmaya başlar. Aralarındaki sınıfsal ve ekonomik farklılıklara rağmen birbirlerine duydukları hissi engellemez, doyasıya yaşamaya başlarlar. Ancak onları bekleyen ayrılık 2. Dünya Savaşı’nın kızışmasıyla birlikte gelmek üzeredir.

İMDB: 7.9

25. Terms of Endearment (Sevgi Sözcükleri) – 1983

Terms of Endearment

James L. Brooks’un 30 yıllık bir döneme yayarak bir anne-kız hikayesi anlattığı filmde, Aurora ve Emma arasındaki ilişkinin iniş çıkışları Shirley MacLaine ve Debra Winger’ın içten performansları sayesinde gerçekçi bir biçimde anlatılıyor.

İMDB: 7.4

Advertisements
Advertisements

26. Marley & Me (Marley ve Ben) – 2008

Marley & Me

Hayvan sever yeni evli çift John ve Jenny, çocuk yapmadan önce köpek almaya karar verirler. Efsanevi müzisyen Bob Marley’nin ismini alan küçük yavru köpekleri hemen büyümüştür.

Ancak Marley eğitimine cevap vermemektedir ve sahiplerinin emirlerini hiçbir zaman uygulamaz. Gün geçtikçe Marley evi mahvetmeye başlar. Bir ailenin iyi bir ders aldığı sevimli ama bir o kadar da hınzır köpeğin komik ve keyifli hikayesi.

İMDB: 7.1

27. Boys Don’t Cry (Erkekler Ağlamaz) – 1999

Boys Don’t Cry

Nebraska’nın Falls şehri, Brandon Teena (Hilary Swank) adındaki delikanlıyla ilgili dedikodularla çalkalanıyordu, tüm kadınların olduğu gibi tüm kasabalının da dikkatini ve ilgisini çekmişti. Karizmatik kişiliği ve masum yüzünün arkasında kocaman bir sır gizliyordu. O herkesin olduğunu zannettiği kişi değildi.

Her genç insan gibi hatalar yapıyordu ve bu hatalarını da çok pahalıya ödemek zorundaydı. Yeni sevgilisi Lana ve gözü pek arkadaşı John arasındaki sınırları yanlışlıkla aşınca sır, bir vahşetle ortaya çıktı.
Brandon Teena; hararetli bir aşık, toplumdan dışlanmış kimsesiz bir hayalperest, cesur bir hırsız ve haksızlığa uğramış trajik bir suçluydu.

İMDB: 7.6

28. Amour (Aşk) – 2012

Amour

80’lerinde emekli ve eğitimli iki müzik öğretmeni olan Georges ve Anne, ilerlemiş yaşlarına rağmen geride kalan ömürlerini huzur ve mutluluk içerisinde geçiren bir çifttir. Ayrıca kendileri gibi müzisyen olan kızları Eva Avrupa’da onlarda uzakta ailesiyle yaşamaktadır.

Yaşlı çiftin sakin hayatı bir gün Anne’nin kriz geçirip, boyundan aşağısının felç olması ile altüst olur. Georges sevgili karısına elinden geldiğince iyi bakar ama onun da yapabilecekleri sınırlıdır. Üstelik Anne’nin durumu git gide kötüleşmektedir. Georges çareyi en sonunda iki ayrı hemşire tutmakta bulur. Şimdi onca yıla yayılmış olan evlilikleri, bir kez daha bağlılık sınavı verecektir.

İMDB: 7.9

29. Manchester by the Sea (Yaşamın Kıyısında) – 2016

Manchester by the Sea

Lee Chandler, sıhhi tesisat, elektrik, kapıcılık gibi sıradan işler yaparak, tek göz bir evde yalnız başına yaşayan bir adamdır. Doğup büyüdüğü ama uzun zamandır uğramadığı kentten bir gün acil bir telefon alır. Kalp hastası abisi hastaneye kaldırılmıştır ve durum ciddidir. Lee kafasında endişeler ve soru işaretleri ile yola koyulur. Hastanede alacağı haberle de birlikte hayatı değişecektir.

İMDB: 7.8

Advertisements
Advertisements

30. Big Fish (Büyük Balık) – 2003

Big Fish

William Bloom, babası kanser nedeniyle ölüm döşeğinde olduğu için, aile evine geri döner. Gezgin bir satıcı olan babasını yakından tanımak için, efsanevi bir kişiliği olan adamın gençliğinde yaşadıklarına dair öyküler toplamaya başlar.

Babasının yaşadıklarına dair efsaneler ve mitler, bir puzzle’ın parçaları gibi yerine oturacak ve anlaşılması güç olan adamın yaşamını zaferleriyle ve zaaflarıyla ortaya dökecektir.

İMDB: 8.0

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir