Filmlerde Bize Çok Farklı Anlatılan Orta Çağ Hakkında 15 Gerçek

Selim 12 Mayıs 2021

Orta Çağ dendiğinde aklımıza hemen kapkaranlık bir dünya, çamurla kaplı insanlar ve hiç sonu gelmeyen savaşlar gelir, peki gerçekten öyle mi?

Gerek izlediğimiz filmler ve diziler gerekse de okuduğumuz kitaplar sebebiyle olsa gerek Orta Çağ dendiğinde aklımızda karanlık bir dünya canlanır. Kir pas içinde insanlar, çöplük içinde sokaklar, hastalıklar, savaşlar… Peki gerçekten Orta Çağ böyle bir dönem miydi yoksa büyük şatolarda yaşayan güzel prenseslerin yaşadığı aşklarla, cesur şövalyelerle ve cömert krallarla geçen bir dönem miydi? Orta Çağ ile ilgili olarak bize yansıtılan ve aktarılan şeylerin büyük çoğunluğu karamsar ve karanlık şeyler. 5’inci yüzyıldan 15’inci yüzyıla kadar uzanan bu dönemin içinde çok farklı gelişmelerin yaşandığını unutmamak gerekiyor.

Biacaip olarak Orta Çağ’da gerçekten neler döndüğüne ışık tutuyoruz, filmlerde izlediklerimizle tarihçilerin çeliştiği noktaları aydınlatıyoruz. İşte daha önce hiç duymadığınız Orta Çağ…

Kir pas içindeki insanlar

Orta Çağ gerçekleri

Filmler sayesindedir ki pek çok insan Orta Çağ’da yaşayanların sürekli kirli dolaştıklarını zanneder. Yılda taş çatlasın bir iki kere banyo yapan, korkunç görünen ve çok kötü kokan insanlarla doludur ortalık. Ancak bu doğru değildir. O zamanlarda, halk arasında son derece popüler olan pek çok umuma açık banyo ve hamam bulunmaktadır. İnsanlar buralara hem temizlenmek hem de sosyalleşmek için giderlerdi. Sıcak su kaynaklarından dolayı İngiltere’de bulunan bir hamam bunlar arasında en meşhuruydu diyebiliriz. Ancak söz konusu evler olduğunda, sadece zenginlerin evlerinde banyo bulunurdu. Yoksul insanlar temizlik işini ıslak bezlerle karşılamak zorundaydı. Vücudun kötü kokması kabul edilebilir bir şey değildi. Bu türden kokular günahkar olmakla ilişkilendirildiği için, ister zengin olsun ister fakir herkes mümkün olduğunca güzel kokmaya özen gösterirdi.

Cehalet

Orta Çağ gerçekleri - 1

Orta Çağ’da insanlar bizim zannettiğimiz kadar kara cahil ve bilgisiz değildi. Dini kurumlar, özellikle kiliseler hurafelerin yayıldığı merkezler değildi. Bu gibi yerlerde o zaman doğru kabul edilen bilgilere ulaşmak mümkündü. Aslına bakılırsa bugünün popüler ve köklü pek çok üniversitesi ilk defa o yıllarda kurulmuştur. Mesela pek çok insan dünyanın yuvarlak olduğunu biliyordu ve kilise bunun aksini iddia etmiyordu.

Asil şövalyeler

Orta Çağ gerçekleri - 2

Şövalye, cesaretin, onurun ve adaletin sembolüdür. Zayıfları koruyan ve kötüleri cezalandıran gerçek birer savaşçıdırlar. Ancak Orta Çağ’ın tüm savaşçıları bu özelliklere sahip değildi elbette.

Pek çok savaşçı erkekti ve içlerinde sönmek bilmeyen bir enerji vardı. Bu enerjilerini savaşarak atamadıklarında halk için büyük tehlike oluşturuyorlar, toplumu terörize ediyorlardı. 11. Yüzyılda lordlar bu savaşçıları toplumu kontrol altında tutmak ve sorun çıkarak köyleri ortadan kaldırmak için kullanıyorlardı. Bir rivayete göre haçlı seferleri sırf bu tipleri evlerinden uzaklara göndermek için düzenlenmiş seferlerdi.

Sadece lordlar ve köylüler vardı

Orta Çağ gerçekleri - 3

Orta Çağ’daki sınıflar düşündüğümüzden çok daha karmaşık bir yapıya sahipti. Sadece lordlar ve köylülerden oluşan yapılar yoktu. Bizim köyü diye bildiğimiz kişiler, lordların sahip olduğu arazilerde veya ticari işletmelerde çalışan insanlardan ibaret bir sınıftı. Küçük kasabalarda birkaç zengin aile temel olarak tüm bölgeyi yönetirdi.

Şatolarda çalışan hizmetliler de soylu sınıfından sayılabilir. Lordlar çocuklarını sırf soylu kimselere hizmet etsinler diye onların yanlarına gönderirlerdi. Bu hizmetleri karşılığında çok yüksek miktarda para kazanmazlardı, hatta çoğu ücret bile almazdı, ancak bu onların soylu sınıfına dahil olmalarını sağlayacağı için bunu pek de önemsemezlerdi. Hizmetlilerin çoğu erkeklerden oluşmaktaydı.

Advertisements
Advertisements

Orta Çağ’da ev kadınları

Orta Çağ gerçekleri - 4

Orta Çağ’da yaşayan kadınların yaşamı hiç de bildiğimiz ve gördüğümüz kadar karanlık, zorlu ve kasvetli değildi. Çoğu kadın vaktinin tamamını evde geçirmezdi. Kimi zaman kocalarının yanında kimi zaman da başka yerlerde ev bütçesine katkı sağlamak için çalışırlardı. Ancak başka yerde çalışabilmek için kocalarının iznine ihtiyaç duydukları zamanlar da olurdu.

Yetenekli ve bilgili kadınlar eğitmen olarak çalışabilirlerdi, hatta pek çok erkeği eğittikleri de olurdu. Sadece hiçbir işte çalışmayan kadınlar tüm günü ev işi yaparak geçirirdi. Her gün yemek yapmak da çok sık görülen bir şey değildi, özellikle şehirlerde evlere yemek servisi yapan pek çok satıcı bulunurdu. Kocası ölen kadınlar, eşlerinin işlerini devam ettirirdi.

Güzel prensesler

Orta Çağ gerçekleri - 5

Orta Çağ’da kadınlar saçlarının ahenkle dans etmesine izin verirdi, saçları omuzlarından aşağıya süzülürdü demek çok da doğru değil. Terbiyeli, iyi huylu bir kadın artık çocuk değildir ve saçlarını toplamalı hatta örtmelidir. Bu hem soylular hem de sıradan halk için geçerli bir kuraldır.

O dönemlerde iyi davranışlar büyük takdir görürdü. Toplumun değerlerine aldırış etmeyen bir kadın sadece kendi hayatını değil ailesinin hayatını da mahvedebilirdi. Mesela yabancılarla konuşmak kabul edilebilir bir şey değildi. Eşi veya akrabası olmayan bir erkeği yanağından olsa bile öpmek korkunç bir davranış olarak görülürdü. Kadının elini öpme geleneği 18. Yüzyılda ortaya çıkmıştı.

Kaba saba hareketler  

Orta Çağ gerçekleri - 6

Ne soylular arasında ne de halk içinde, herkesin eliyle yemek yediği, çatlayana kadar tıkındığı, geğirdiği, birbirine yemekler fırlattığı, masaları devirdiği korku filmi gibi ziyafetler yoktu. İnsanların nasıl yemek yemesi gerektiğini düzenleyen belirli etik kurallar vardı. Pek çok insan yemeklerini çatal bıçak kullanarak yer, masa örtüsü kullanırlardı.

Misafirliğe giden insanlar kendi çatal bıçaklarını yanlarında götürürlerdi. Mesela yemek yerken dirsekleri masaya koymak, ağzını çok fazla doldurmak kaba davranışlar olarak kabul edilirdi. Ekmekler elle bölünmez, dilimlenirdi, masada peçete kullanmak yaygındı, insanlar tuzlara parmaklarıyla dokunmazlardı.

Filmlerde izlediğimiz gibi patates ve hindi yemeklerin vazgeçilmezi değildi. Bu yiyecekler ancak 16. yüzyılda masalardaki yerini almıştı.

Kötü büyücüler ve cadılar

Orta Çağ gerçekleri - 7

Orta Çağ denince aklımıza gelen cadı avları pek de gerçekçi değil, en azından bizim düşündüğümüz gibi değil. Kilise 13 ve 15. Yüzyıllara kadar cadılarla hiç ilgilenmedi ve onları her yerde avlamadı. Esasen insanlar yardım almak için cadılara başvururdu.

Süvariler

Orta Çağ gerçekleri - 8

Baştan ayağa zırh kuşanmış atlı süvarilerin savaş meydanındaki görüntüleri son derece epiktir. Ancak Orta Çağ savaşlarında, savaş sırasında at kullanımı pek yaygın değildir, süvariler daha etkili olduğu için savaş öncesinde atlarından inerdi. Atlar daha çok savaş meydanına gitmek, kuşatma öncesinde topları, mühimmatı ve kumanyaları taşımak için kullanılırlardı. İyi eğitimli piyadeler karşısına atla çıkmak savaş meydanları için çok akıllıca değildi.

Savaşlar

Orta Çağ gerçekleri - 9

Komutanlar, savaş öncesinde askerlerinin motivasyonlarına büyük önem verirlerdi, ancak motivasyon konuşmaları savaş meydanlarında değil öncesinde karargahlarda yapılırdı. Savaş meydanında komutanın öne çıkıp at üzerinde bir o yana bir bu yana giderek konuşma yapması pek akıllıca sayılmazdı, bu durumda düşman okçuları için açık bir hedef olunacağını herkes bilirdi. Zaten savaş meydanında böyle bir konuşma yapılsa bile askerlerin tek bir kelimesini bile anlamayacağı kesin gibiydi.

Filmlerde savaş sahnelerinin daha kolay izlenebilmesi için askerler filmlerde çok daha farklı resmedilir. Bazıları parlak zırhlar giyer, bazıları sadece eski çaputları kuşanır, kimiyse kamufle olmuş haldedir. Mesela Braveheart (Cesur Yürek) filminde savaşçıların yüzlerini Mavi-Beyaz boyalarla boyadığını görürüz, ancak bu davranış o günden tam 1000 yıl sonra ancak popülerlik kazanmıştır.

Kirli sokaklar, yollarda gezen hayvanlar

Orta Çağ gerçekleri - 10

Filmlerde Orta Çağ şehirleri son derece kasvetli, kirli ve hayvanların gezindiği yerler olarak görürüz. Ancak gerçekte bu kadar kötü durumda değillerdi. İnsanların evlerinin etrafını temiz tutmalarına yönelik son derece katı kurallar vardı. Sokakları temiz tutmak ve çöplerini belirlenmiş alanlara atmak zorundaydılar. Aksi halde ceza ödemeleri gerekirdi.

İnsanların besledikleri hayvanları sokaklara salmalarına izin yoktu. Bunu yapanlar yüklü cezalarla karşı karşıya kalıyordu.

Birbirinin aynı, sıkıcı kıyafetler

Orta Çağ gerçekleri - 11

Neredeyse bütün filmlerde, Orta Çağ insanlarını birbirinin aynısı, sıkıcı, kahverengi kıyafetler içinde görüyoruz. Ancak o zamanlarda bile güzel kıyafetler revaçtaydı. Sosyal statüsü ne olursa olsun pek çok insan yünden dokunmuş renkli kıyafetler giyerdi. Ancak renkli kıyafetler elbette pahalıydı ve yoksul insanlar daha az süslemeli kıyafetleri tercih etmek durumundaydı (gri, siyah, kahverengi diğer koyu renklerde), ancak zenginler metal, kürk, nakış ve mücevher süslemeli kıyafetleri tercih ederdi.

Biz burada yabancıları sevmeyiz…

Orta Çağ gerçekleri - 12

Farklı ülkelerden gelen, farklı ırklara mensup insanları görmek Orta Çağ için çok sıra dışı bir durum değildi. Avrupa şehirlerinin sokaklarında Afrika ve Ortadoğu’dan gelen çok sayıda insana rastlamak mümkündü. Avrupa ile diğer ülkeler arasında ticaretin hız kazandığı Orta Çağ’ın son dönemlerinde, farklı ülkelerden gelen çok daha fazla sayıda tüccarı her yerde görmek mümkündü.

Şövalye zırhları

Orta Çağ gerçekleri - 13

Zırh sadece şövalyelerin giydiği bir ekipman değildi. Elbette soylu şövalyeler çok daha parlak, pahalı ve kaliteli zırhlar giyerlerdi, ancak sıradan askerler de kendilerini korumak için zırh desteği alırlardı. Hemen hemen herkes bir koruyucuya başvururdu, hiçbir şey olmasa bile kaskları mutlaka olurdu. Zırhlar son derece pahalı ekipmanlar değildi ve herkes bir şekilde kendini koruyacak zırh temin edebilirdi.

Ayrıca, zırhlar zannettiğiniz kadar ağır değildi. Standart kask ve gövde zırhının toplam ağırlığı yaklaşık 20 kilo civarındaydı, günümüzde tam donanımlı bir itfaiye erinin kıyafetinin 100 kiloya yaklaşan ağırlığı yanında ihmal edilebilir bir ağırlıktı bu. Yani tam donanımlı bir şövalyenin atına binebilmek için yardıma ihtiyacı yoktu.

Girilmesi imkansız kaleler

Orta Çağ gerçekleri - 14

Yemyeşil bir çayırın ortasında, etrafında içi su dolu derin hendeklerin bulunduğu girilmesi imkansız taştan kaleler… Pek çok filmde Orta Çağ kalelerini bu şekilde görürüz. Ancak o zamanlarda çok az sayıda kale taştan yapılırdı. Bir şato ilk olarak ev demekti, bu nedenle çoğu şato çok büyük değildi ve ahşap ve çamur kullanılarak yapılırdı. Eğer yapının etrafına derin hendekler kazılacaksa içinde mutlaka su olması gerekmezdi. Etrafındaki duvarlar saldırmayı zorlaştıracak şekilde yüksek inşa edilirdi.

Advertisements
Advertisements

İlginizi çekebilecek diğer içerikler