Gençler Bilmez, Ayakkabı Boyacılarının En Çok Başvurduğu Tuzaklardan Biri: Fırça Düşürme Numarası

Selim 13 Aralık 2020

Eğer bir gün önünüzde giden bir ayakkabı boyacısı, fırçasını yere düşürürse ona yardım etmeden önce iki kere düşünmenizi sağlayacak bir yazı.

Şimdilerde hala devam ediyor mu bilmiyoruz, malum koronavirüs salgını sebebiyle hayatımızdaki pek çok şeyi aslıya aldık. Ancak eskiden ayakkabı boyacılarının müşteri bulmak için çok dahiyane yöntemleri vardı. Bunlardan en çok bilineni ise ‘yere fırça düşürme’ yöntemiydi. Kısaca özetlemek gerekirse ayakkabı boyacısı avını gözüne kestirir, hızlanarak onun önüne geçer ve fırçasını düşürüverir. Yardımsever av hemen fırçayı alır ve ayakkabı boyacısına verir. Sonra olaylar gelişir…

İşte Ekşi Sözlük yazarlarının tecrübeleriyle yere fırça düşürme yöntemiyle müşteri avlamak.

Bu numara nasıl işliyor?

Fırça düşürme numarası-1

Ayakkabı boyacısı tuzakları arasındaki en klişe yöntemlerden biridir fırça düşürme yöntemi.

Kısaca özetlersek, ayakkabı boyacısı, seni uzaktan gözüne kestirir, kerizlemelik insan yerine koyar ve peşinden takip eder. Hatta adımlarını hızlandırır ki önüne geçsin. Ardından bir parmak atışıyla boya kutusunun arkasında asılı olan fırçayı düşürüverir. Sonra hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam eder. Eğer tınmazsanız, bir ara durur, şapşal şapşal etrafa bakar “aaa bir şey mi oldu ya?” falan diye, belki kerizler umuduyla.

Eğer ola ki “abi fırçanı düşürdün” dersen veya daha da fenası, “pardon fırçanızı düşürdünüz” gibi kibar bir yaklaşımda bulunursan bittin zaten. “iyilik yaptın, bedavaya boyarım” hesabına girişir ayakkabılarına ve sonunda para ister.

Advertisements
Advertisements

Bu yöntemi bizzat tecrübe etmiş ekşi sözlük yazarlarına kulak verelim.

Fırça düşürme numarası

Bugün yedim bu numarayı. Daha öncesinde haberlerde izlemiştim ama hiç aklıma gelmedi o an. Yanından ayrıldıktan sonra çaktım köfteyi ama neyse ki zarar ziyan yok, zarar olmamasının yanı sıra güzel bir anı da bıraktı.

Fırçayı düşüren arkadaşa “dayıcım hop” diye seslendim. Aldım fırçayı, kendisine uzattım. Tam ayrılıyordum yanından ki abi dur dedi ve oturdu ayakkabıların önüne. Gerek yok, estağfurullah, olur mu öyle şey demeye kalmadan başladı fırçalamaya. Eyvallah, yeterli falan diyorum, bırakmıyor. Neyse bir yandan da muhabbet ediyor; memleket neresi abi falan, Edirneliyim dedim. Hadi ya, hemşeri sayılırız, ben de Keşanlıyım dedi. Vay ben de Keşanlıyım dedim sonrasında. Roman mahallesindenim (Yörük Mah.) Abi falan dedi. N’apıyorsun, hiç Keşan’a geliyor musun falan dedim. Abi gidemedim bir senedir, babayı kaybettik. İşte onun mezarını görmeye gidiyordum falan filan devam etti. Ne zaman vefat ettiğini sordum, başın sağ olsun dedim, 2019’da vefat etmiş. Benimki de 2018’de vefat etti dedim. Baş sağlığı diledi ve geldik final noktasına.

Fırça düşürme numarası-2

İşte, benim de bir çocuğum var, onu büyütmeye çalışıyorum, senin de yardımın dokunursa sevinirim demeye kalmadı sözünü kestim hemen. Zaten o ara üzerimde para arıyordum fakat nakit taşımayı sevmeyen biri olarak 5 kuruş para yoktu üzerimde, olsa verecektim. “kanka valla bende baktım bir şeyler vereyim diye ama 5 kuruş para yok inan ki” dedim ve cüzdanı açtım gösterdim. Yüzüme baktı, hafif tebessümle vedalaşıp ayrıldık. 20 adım sonra falan ilgili haber beynimde şimşek gibi çaktı, “vay böyle oluyormuş demek” dedim. Biraz buruk, biraz da şaşkın bir biçimde Ali Sami Yen’e doğru devam ettim.

7 yıl sonra yine, yeni, yeniden başıma geldi bu olay.

Fırça düşürme numarası-3

İlkinde üniversiteye yeni başlamışım, Inditex grubunun iş mülakatı var. Yer: Point Otel taksim civarı. O zaman mülakatlar orada oluyor. Dolapdere’ye de inceden yakın bir lokasyon. İstanbul’a yeni gelmişim sayılır, bir bok bilmiyorum. Suratta tüy bitmemiş daha. 10 saniye içinde bir ayakkabı boyacısı beni solladı, çaaattt bi fırça düştü adamın ardından. Biz de iyilik timsaliyiz ya, hemen aldım verdim. Adam, “eyvallah” dedi, anında çöktü ve ayakkabıları boyamaya başladı. Dur da diyemiyorsun. Neyse herif bi yandan boyuyor, bir yandan anlatıyor; içerden yeni çıktım, 3 kişiyi şöyle deştim, babamı böyle kestim vs. Ben zaten iptalim. Sabah saati çevre sakin. Ben toy. Adam katil(!) İş bitti, dedi at bakam bi siftah. Dedim üzerimde para yok, sigara vereyim. Olur dedi. Çıkardım bir tane verdim, 2 tane daha ver diyo yüzsüz. Verdik tabii mecburen. Korkuyoruz oğlum pırpırımız kalkmıyor.

Fırça düşürme numarası-5

Aradan yedi koca sene geçti, bugün başıma yine geldi bu olay. Beşiktaş stadından aşağı iniyorum, merdivenlerde bir boyacı. Bizi keriz belledi yine herhalde, çaaat fırça düştü yine yere. Hiç istifimi bozmadan inmeye devam ettim, arkamdan bağırdı: “sağ ol delikanlı” vicdan yaptıracak aklı sıra. Sen sağ ol dayıcım, Allah herkese temiz kazanç nasip etsin deyip yürüdüm. Bu da böyle bi anımdır. Hatalardan ders çıkarmak önemli.

Advertisements
Advertisements

Peki ne yapmalıyız?

Fırça düşürme numarası-4

İzlenecek iki yol var ya son örnekte olduğu gibi hiç umursamadan yolumuza devam edeceğiz ya da fırçayı düşürdüğünü söyleyeceğiz ama kesinlikle alıp vermeyeceğiz. Verirsek elinizi verip kolunuzu kurtaramazsınız. Son bir ihtimal de ‘üstümde bir lira dahi yok, sigara yok, hiçbir şey yok, yine de istiyorsan boya’ demek olabilir. Hiçbir şey vadetmeyen müşteriyle vakit kaybetmek istemeyeceklerdir. Ama yine de en iyisi fırçanın etrafından dolaşmak uyarmadı demeyin.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Advertisements
Advertisements