kategoriler

Hayata Bakış Açınızı Değiştirecek Birbirinden İlginç 11 Acayip Sendrom


Akinetopsia, Urbach-Wiethe Hastalığı ve adını dahi duymadığınız onlarca acayip rahatsızlık.

Beyin çok acayip bir organ, ama öyle böyle değil. Sizi hayatta tutabilmek adına her gün, her saniye milyarlarca işlem yapıyor. Hepimiz yürüme, koşma, konuşma, yemek yeme, düşünme, vb. eylemlerine şahit oluyoruz, çünkü bizzat tecrübe ediyoruz. Ama onun derinlerinde hiç bilmediğimiz birtakım acayip işler dönüyor. Mesela biliyor musunuz bilmem ama insanlığın yaklaşık %20’si ruhsal hastalıklarla mücadele ediyor.

Depresyon, bipolar bozukluk, borderline, şizofreni, paranoya gibi ruhsal rahatsızlıkları pek çoğumuz duymuştur, hatta bunlardan mustarip olanlarımız bile vardır. Ancak beyin bu kadarıyla yetinecek bir organ değil. Sizin adını dahi duymadığınız ve hatta daha bilimin bile farkına varmadığı ne şeylerle mücadele içinde garibim. Biz sizin için 10 acayip sendromu derleyip toparladık. Bunları okuduktan sonra depresyona, bipolar bozukluğa falan şükredeceksiniz.

1. Akinetopsia

Hareket algılama bozukluğu Akinetopsia
Hemen hemen hepimiz “renk körlüğünün” ne demek olduğunu, bazı renkleri görememenin nasıl bir şey olabileceğini aşağı yukarı biliyoruz. Renkleri görme yetisi kaybolmuş bir insanın dünyayı algılama biçimi hakkında birtakım fikirlere sahibiz. Peki ya hareketi görme yetisini kaybetmek nasıl bir şey acaba?
İşte biz buna akinetopsia diyoruz. Yani akinetopsia hareketi algılama bozukluğudur, “hareket körlüğü” olarak da adlandırılır.

Çok yaygın bir rahatsızlık değil bu, bilinen az sayıdaki hastalardan birine 1978 yılında, 43 yaşındayken teşhis konmuş. Bu kadın hastanın tarifine göre akinetopsia şöyle bir şey: Sanki bir film izliyorsunuz ancak filmi sanki art arda beliren fotoğraf kareleri gibi algılıyorsunuz.

Bu rahatsızlıktan mustarip kişilerin normal bir şekilde görebilmesi için etraflarındaki her şeyin tamamıyla hareketsiz olması gerekmektedir. Hareket halindeki nesneler, canlılar, vs. bu kişiler için ortadan kaybolmaktadır.

Rahatsızlığın orta temporal lobdaki görsel hareket algısından sorumlu v5 adı verilen nöronların ya da bağlantılarının hasarından kaynaklandığı düşünülmektedir ve maalesef bu rahatsızlığın tedavisi yoktur.

2. Kendi vücudunu kaybetmek!

Ian Waterman iç algı bozukluğu
19 yaşındaki Ian Waterman dokunma hissini tamamen kaybettiği şikayetiyle hastaneye başvurdu. Ian vücut parçalarının nerede olduğunu algılayamıyordu. Yani içalgı (propriyosepsiyon) dediğimiz şeyi kaybetmişti ve bu his olmadan hayatınızın başından beri yaptığınız hareketleri, mesela yürümeyi gerçekleştirebilmek neredeyse imkansızdı.

Kendi vücuduna yabancılaşan bu kişilerin bir daha yürümeleri mümkün olmayabilir. Ancak Ian inat etti. İçalgısını yeniden kazanmak için görme yetisini kullandı ve her hareketini önceden planlamaya başladı. Yani öylesine canı istediği için kalkıp yürüyemiyordu ama öncesinde bu yürüme işini düşünerek, vücudunun konumunu gözlemleyerek, etrafını inceleyerek planlıyor sonrasında harekete geçiyordu.

Peki ne oldu? Bu inat sonucunda Ian kollarını ve ellerini yeniden kullanabilmeyi başardı. Ancak hala yürümeyi beceremiyor, ona göre yürümesi hala “kontrollü düşüşlerden” ibaret.

3. Prosopagnosia

Yüzleri tanımama rahatsızlığı prosopagnosia, kaybolan bir yüz.
İnsanların çoğu bu sendromu ilk defa Brad Pitt’in 2013 yılında Esquire dergisine verdiği röportajda kendisinde bu sendromun olabileceğini düşündüğünü söylemesiyle duydu.

Prosopagnosia insanların yüzlerini hatırlama yeteneğinin kaybolması, yani bir nevi “yüz körlüğü”. Yüzünü tanımasanız bile insanları kokusundan, giyim tarzından, vs. yola çıkarak ayırt etmeniz mümkün, ama yüzleri tanıyamıyorsunuz.

Yakın zamana kadar bu rahatsızlığın inme, kafa travması gibi nörolojik hasara uğramış kişilerde görüldüğü düşünülüyordu, ancak bu tür bir hasarın oluşmadığı kişilerde de görülebildiği gözlemlendi. Prosopagnosia’dan mustarip kişiler maalesef yakınlarının yüzlerini bile hatırlayamamakta.

4. Capgras sendromu

Capgras sendromu Maskeler
Gelin bir senaryo düşünelim: Biri, bir trafik kazasında kafasına sert bir darbe alıyor, ancak şans eseri hayatta kalıyor. Ardından bir süre sonra uyanıyor ve artık sizin siz olduğunuza inanmıyor, sizin içinizde onu kandırmak isteyen sizin kılığınıza girmiş biri olduğunu düşünüyor.

Özetle Capgras sendromu; kişinin yakınında bulunan kişilerin yerini aynı görünümde olan, ama sahtekar benzerlerinin aldığı ve kendisine bu şekilde bir komplo kurulduğu sanrısıyla karakterize psikotik bir bozukluk.

Bu sendroma sahip kişiler yüzleri tanıyabiliyor, ancak o yüzün altında başka birinin olduğuna inanıyor. Sadece insan olması da gerekmiyor, evcil hayvanlarının içine başka hayvanların girdiğine inanan hastalar da kayıtlara geçmiş durumda.

Capgras sendromu, ilk defa Fransız psikiyatrlar Capgras ve Reboul-Lachaux tarafından tanımlanmıştır. Bu iki psikiyatr, mirasına konabilmek ve mülkünü elinden alabilmek amacıyla önce kocasının ve sonra da kızının yerini alan sahtekarlardan, gerçeğin tamamıyla benzeri olan kopyalardan söz eden bir kadının vakasını kayda geçirmişlerdir.

Son bir not: Bu sendrom, “görsel algı” ile alakalı olduğundan, işitsel olarak kurulan bir iletişimde, mesela bir telefon görüşmesinde hasta karşısındakinden herhangi bir şekilde şüphelenmemektedir.

5. Urbach-Wiethe Hastalığı

Yüksek bir yerde korkuluk üzerinde oturan kedi.
Hiç korkusuz olmanın nasıl bir şey olabileceğini düşündünüz mü? İşte Urbach – Wiethe hastalığından mustarip kişiler bu duyguyu yaşıyorlar. Bu hastalığın, beynin pek çok korku merkezini barındıran amigdalanın seçici şekilde bozulmasından kaynaklandığı düşünülüyor.

Bu hastalığa sahip kişilerin korkusuzluğunu test etmek için psikologlar pek çok ürkütücü durum senaryosu tasarlamış. Hatta bir defasında onu perili bir eve bile kapatmışlar. Ancak hastamız korkmak şöyle dursun evden yüzünde kocaman bir gülümsemeyle çıkmış.

Perili evden kim korkar! diyebilirsiniz, psikologlar da böyle düşünmüş ve yılanlardan nefret ettiğini söyleyen bir hastayı yılanlarla dolu bir odaya koymuş. Kısa bir süre sonra hasta yılanları sevmeye, onları eline alıp konuşmaya başlamış. Daha ne diyelim, Allah herkese böyle psikolojik rahatsızlık versin, bildiğin bal porsuğuna dönüyorsun.

Sponsorlu Bağlantı

6. Klüver – Bucy Sendromu

Her şeyi ağzına sokma isteği doğuran Klüver Bucy sendrommu, ağzına taş sokan adam.
Klüver – Bucy sendromu kişilerin nesneleri ağızlarına sokmalarına ve uygunsuz seksüel davranış göstermelerine yol açan nadir görülen nörolojik bir rahatsızlıktır.

Klüver ve Bucy isimli iki arkadaş, 1930’larda maymunlar üzerinde bir deney yapıp bilateral temporal lobektomi yapmışlar. Elimizi korkak alıştırmayalım diyen iki arkadaş işe girişmişken amigdala, hipokampus ve çevre kortikal yapıları, ne buldularsa çıkarıp almışlar. Sonra bir de bakmışlar ki bu maymunlarda görüş alanlarına giren her nesneye deli gibi bir ilgi, her bulduklarını yeme içme eğilimi ve durmak bilmeyen cinsel aktivite ortaya çıkmış. Maymunlar tüm nesneleri, elleri yerine, ağızlarıyla incelemeye başlamış. Maymunlarda ne bir korku ne de öfke kalmamış, uçup gitmiş hepsi.

Kısacası bu sendrom sizi; korkusuz, meraklı, unutkan, her şeyi yemeye çalışan, farklı cinse hatta farklı türe ilgi duyan biri haline getiriyor. Evlerden ırak.

7. Guillain – Barre Sendromu

Heidi, Peter, Klara ve dedesi dağlarda.
Guillain – Barre sendromuna sahip hastalarda hastanın bağışıklık sistemi, merkezi sinir sistemiyle vücut arasında bilgi taşıyan periferal sinir sistemine saldırıyor. Guillain – Barre tüm vücutta güçsüzlük, hissizlik, uyuşma ve karıncalanma hissiyatına sebep oluyor.

Her ne kadar bu sendromun sebebi tam olarak bilinmese de mide üşütmesinin veya akciğer enfeksiyonlarının bu sendromu tetiklediği düşünülüyor. 100 bin kişide bir görülüyor olması tek tesellimiz olabilir.

Popüler kültürden örnek vererek bağlayalım; Heidi çizgi fimindeki Clara büyük ihtimalle Guillain – Barre sendromundan mustariptir. Heidi ile birlikte Alp Dağları’na çıkınca temiz hava ve uçsuz bucaksız doğa kendisini iyileştirmiştir.

8. Rett Sendromu

Rett sendromlu bir kız çocuğu ve annesi.
Rett sendromu bebeleri ve neredeyse sadece kız bebekleri etkileyen gelişimsel bir bozukluktur. Bu sendroma sahip bebekler ilk altı ay son derece normal bir gelişim tablosu gösterirler. Ardından hareket etmelerine, koordinasyon sağlamalarına ve iletişim kurmalarına yardımcı olan kaslarının kontrolünü kaybetmeye başlarlar.

Beyin gelişimleri yavaşladığı için Rett Sendromlu çocukların kafaları daha küçüktür. Büyümeleri devam ettikçe diğer vücut organlarında da gözle görülebilir büyüme bozuklukları ortaya çıkar.

Maalesef bu hastalığın tedavisi yoktur, ancak konuşma terapisi, fizyoterapi, su terapisi vb. terapiler yardımıyla çocuğun koordinasyonuna, duruş ve denge sağlamasına, el ve beden hareketlerine biraz daha hakim olabilmesini sağlamak mümkündür.

9. Booblehead Doll sendromu

Einstein sallanan kafa oyuncağı
Yaklaşık 3 yaşındaki çocukları etkileyen, nadir görülen bir sendromdur. Çocukların kafalarını sağa sola veya aşağı yukarı sallamalarına sebep olduğu için booblehead, yani sallanan kafa sendromu adı verilmiştir. Denemeleri halinde çocukların kafa sallamayı önlemeleri mümkündür. Ayrıca uykudayken bu sallama hareketleri durur. Ancak çocuk heyecanlandığında veya konsantrasyonunu kaybettiğinde bu sallama hareketleri kötüleşir.

Ölümcül olmaması sevindiricidir, beyindeki bir kistten kaynaklandığı için tedavisi de kolaylıkla yapılabilir. Kistin alınmasıyla birlikte semptomlar yok olur veya son derece azalır.

10. Sinestezi

Mor brokoli yiyen renkli dilli kız.
Duyguların birbirine karışması durumudur. Bu rahatsızlığa sahip kişiler sesleri gördüklerini, renkleri duyduklarını, şekillerin tadını aldıklarını iddia ederler. Her sinestezi hastasında bunların hepsi olacak diye bir şey yok, çok farklı sinestezi türleri mevcuttur.

Bu hastalar belli bir harf ya da rakam gördüklerinde kafalarında bir renk canlanır. Belli sesleri işittiklerinde ağızlarında spesifik bir tat belirir. Genellikle iki duygu birbiriyle bağlantılıdır. Ancak bazı durumlarda üç veya daha fazla duygu birbiriyle bağlantılı olabilir.

Kadınlarda erkeklere nazaran 3 kat fazla görülür. Sinestezi hastaları genellikle solaktır ve ailelerinde başka sinestezi öyküleri mevcuttur. Sinesteziye beynin hangi kısmının sebep olduğu bilinmemekte. Bazı bilim insanları beyindeki bağlantıların karışması sonucu ortaya çıktığını, bazılarını olayın sorumlusunun limbik sistem olduğunu düşünmekte.

Sinestetik kişilerin genellikle hassas yapılı, hayal dünyası çok zengin, ruhsal durumları çalkantılı kimseler olduğunu da ekleyerek bitirelim.

Sponsorlu Bağlantı

11. Agrafi

Agrafi ve disleksi hastaları yazıları nasıl görür?
Agrafi, sonradan oluşan bir nörolojik rahatsızlıktır ve kişinin yazıyla iletişim kurmasını ve sözcükleri hecelemesini engeller. Çok sayıda nedeni olabilir, ancak kesin sebebi hala bilinmemektedir. Kişi, kolunda, elinde, parmaklarında hiçbir sorun olmadığı halde yazı yazma yeteneğini yitiriverir.

Agrafi hastalarının birçoğunda aleksi, afazi, disartri ve apraksi de görülmesi bu rahatsızlığın diğer dil problemleriyle alakası olduğunu düşündürmektedir.


Bu içeriği arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?

Yorumlar

yorumlar

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Video
Youtube, Vimeo or Vine Embeds

Send this to a friend