İngilizlerin ‘İngilizce Bilmeyen Cahil’ Dediği, Almanların Güvenmediği Bir Garip Ajan: İlyas Bazna

Selim 4 Ağustos 2020

Askerliğinin bir bölümünü Atatürk’ün yanında yapan, dünya tarihinin gördüğü en ilginç casuslarından biri İlyas Bazna, nam-ı diğer Çiçero.

Bundan yaklaşık 70 yıl önce akşam saatlerinde Ankara’daki İngiltere Büyükelçiliği’nin klasik döşenmiş koridorlarında bir gölge usulca İngiltere Büyükelçisi’nin yanından geçti. Elçi yatağında derin bir uykudaydı. Yatak odasında komodinin hemen yanıbaşındaki çantayı sessizce açtı. Ve içinden çok gizli ibaresi taşıyan evrakları aldı. Tarihin seyri avuçlarının içindeydi. Evrakları başka bir odada ışıklı bir masaya taşıdı ve yanındaki Leica makineyle fotoğraflarını çekti. Elçi huzurla rüyasında gülümserken müttefiklerin bütün savaş planı artık o iki rulo fotoğrafa sığmıştı.

İlyas Bazna 'Çiçero'-3

Film rulolarını cebine atan kişi Elyasa ya da Türkiye’deki söylenişiyle İlyas Bazna’ydı. Arnavut kökenli bir Türk vatandaşıydı. 1904 doğumlu olan Bazna hiçbir işte dikiş tutturamamış, fazla meraklı olduğu için Alman Elçiliği’nden kovulduktan sonra İngiliz Elçiliği’nde kavas yani uşak olarak işe alınmıştı. Casusluk faaliyetine başladığı zamanlarda henüz 40’lı yaşlarındaydı ancak maceralı yaşamı, Fransa’da hapishanelerde geçirdiği yıllar onu daha yaşlı gösteriyordu.

Askerlik hizmetinin bir bölümünü Atatürk’ün yanında yaptı.

İlyas Bazna 'Çiçero'
İlyas Bazna ‘Çiçero’

1904, Priştine doğumlu İlyas Bazna, 1918 yılında Sırplar’ın Priştine işgali sonrasında anne ve babasıyla İstanbul’a göç etti. Askerlik hizmetinin bir bölümünü Çankaya Köşkü’nde Atatürk‘ün yanında yapan Bazna, terhis olduktan sonra ticarete atılsa da başarılı olamadı.

Priştine
Priştine

2. Dünya Savaşı yıllarında Ankara’da ilk olarak Yugoslavya Krallığı’nın büyükelçisinin, daha sonra da Almanya büyükelçilik müsteşarının uşaklığını yaptı. Almanya büyükelçiliğinde çalışırken müsteşarın mektuplarını okurken yakalanması işinden olmasına neden oldu.

Advertisements
Advertisements

Takvimler 1943’ü gösterdiğinde İngiltere’nin Ankara büyük elçisi Sir Hugge KnatchbullHugessen‘in uşağı İlyas Bazna idi.

Sir Hugge Knatchbull-Hugessen

Büyükelçinin banyosunda onun sırtını ovalayacak kadar yaklaşan ve kendini sevdiren Bazna, büyükelçinin büyük bir müzik tutkunu olduğunu biliyordu. Büyükelçi’ye opera aryaları okuyor uygun vakitlerde ise büyükelçinin odasına girmek için fırsat kolluyordu. Bazna İngilizleri sevmiyordu. Bundaki en büyük sebep babasının ölümünden onları sorumlu tutmasıydı.

Hayali opera sanatçısı olmaktı ve büyük paralar kazanmak istiyordu. Kendini büyükelçinin uşağı olarak bulduğunda Almanlarla bağlantıya geçti. Çiçero 20.000 sterlin karşılığında önemli bazı belgeleri Almanlara satacaktı. Bu konuda harekete geçti.

Ancak büyükelçinin kasasını açmak hiç kolay olmayacaktı.

Büyükelçi ve eşi

Zira kasanın anahtarları her daim büyükelçinin boynunda asılıydı. Almanlar bu işe çözüm olarak özel bir ağda verdiler Çiçero’ya. Çiçero büyükelçinin sırtını ovaladığı vakitlerde anahtarın kopyasını çıkartmayı başardı. Bundan sonra banyo sırasındaki kısa vakitlerde kasadaki belgelerin fotoğraflarını çekmek kalıyordu.

Çiçero Normandiya çıkartmasının istihbaratına kavuşmuştu. Artık iş bunu Almanlara satmaktı. İstediği paraya belgeleri satarak kavuşan Çiçero’dan kimse şüphelenmiyordu. İngilizler onu ”İngilizce bilmeyen bir cahil” olarak tanımlıyordu.

Tüm bilgiler Almanya büyükelçisinin elinde…

Franz von Papen
Almanya büyükelçisi Franz von Papen

Artık Türkiye üzerinden Sovyetler Birliği’ne gönderilen askeri yardımlar, Ege’de Türkiye topraklarının da kullanıldığı İngiliz askeri operasyonları ve Britanya’nın Türkiye’nin kendi saflarında savaşa katılması için yaptığı tüm baskılar Almanya büyükelçisi Franz von Papen’in elindeydi.

Fakat alınan bu bilgiler bile güvenilmez bir kişiliğe sahip olan Bazna’ya, Almanlar’ın tam anlamıyla güvenmesini sağlayamadı.

Nazi Almanya’sı Dışişleri Bakanı Ribbentrop
Joachim von Ribbentrop

Fotoğrafta görülen Nazi Almanya’sı Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop, Bazna’nın ikili oynayan bir İngiliz ajanı olduğunu düşünmekteydi. Normandiya Çıkarması’nın planı da dahil olmak üzere birçok belge ulaştıran Bazna, Hitler’in de güvenini kazanamamıştı.

Normandiya istihbaratını elinde bulunduran Naziler, Çiçero’ya güvenmediler.

1943 yılında Bazna’nın ulaştırdığı bilgilerle dolu olan konferans salonunda konuşan Hitler, ‘Müttefik kuvvetler batıdan değil, Balkanlar’dan ya da Norveç tarafından saldırıya geçecek’ diyordu. Nitekim Çiçero’ya güvenmeyen Naziler bunun bedelini ağır kayıplarla ödediler. Öyle ki, Ocak 1944’te müttefik kuvvetler tarafından Sofya’nın bombardımana tutulacağını söyleyen Bazna’ya inanmayan Almanlar, büyük bir hezimete uğradı ve ciddi kayıplar verdi. Artık Çiçero’nun güvenilir bir ajan olduğuna hemfikirlerdi.

Advertisements
Advertisements

Çember daralıyor…

İlyas Bazna 'Çiçero'-1

Çemberin gittikçe daraldığını düşünen Bazna, Alman elçiliğinde sekreterlik görevi yapan Lena Kapp’ın Amerikan ajanı çıkmasıyla iyice gerilmişti. Alman elçiliğinde Çiçero diye bilinen Bazna için Kapp şunları söylemişti; ‘İngiliz elçiliğinde Çiçero diye birisi var, bizim elçiliği aradığı an büyük hareketlilik başlıyor ve düşük rütbeliler odadan çıkarılıyor.’

Eski gazete kupürü

1944 yılında İngiliz büyükelçiliği Çiçero avına çıktı. Bazna da şüphelilerden biriydi ancak ‘eğitimsiz, cahil’ diye nitelendirildiği için bu kadar süre kalabilmişti. Kendisi için yaklaşan büyük tehlikenin farkına varan ve Almanlar tarafından uyarılan Bazna, nam-ı diğer Çiçero, casusluk faaliyetinden kazandığı 300.000 Sterlinlik servetini de alıp Arjantin’e kaçtı.

Sterlin

Kaçışından sonra Çiçero’nun İlyas Bazna olduğunu anlayan İngilizler büyük şok içindeydi. Hatta İngiliz büyükelçi Hugge Knatchbull-Hugessen ‘O ajan olamaz, bir kere çok aptal, ikincisi bir kelime dahi İngilizce bilmiyor’ diyerek Bazna’yı savunuyordu.

Bazna artık kazandığı parayla lüks bir hayat yaşayacaktı.

İlyas Bazna 'Çiçero'-6

Hayali olan her şeyi yapabilecekti. Ancak gittiği yerde onu kötü bir sürpriz bekliyordu. Nazilerden aldığı bütün sterlinler sahteydi! Nazilerin İngiliz ekonomisini çökertmek için bastığı sahte sterlinler onun elindeydi. Bu da bir tehlikeydi onun için haliyle.

Savaş bitiminden sonra Almanlara tazminat davası açan Bazna kazandığı parayla elbette mutlu olamadı. Zira verilen tazminat oldukça mütevazıydı, yaptıkları karşılığında ‘çerez parası’ diye nitelendirilebilecek boyuttaydı. Çok istediği ve uğruna ölümü göze aldığı parayı, anılarını yazdığı “I was Cicero” (Ben Çiçero’yum) adlı kitaptan kazandı İlyas Bazna. 1951’de “5 Fingers” adıyla sinemaya da uyarlanan kitap buna rağmen Bazna’ya uzun süreli bir mutluluk getirmedi.

İlyas Bazna mezar taşı

İlyas Bazna 1970 yılında Münih’te gece bekçiliği yaptığı sırada hayata gözlerini yumdu.

Geride yanıtlanması gereken onlarca soru işareti bırakmıştı.

İlyas Bazna 'Çiçero'-4

Nasıl olup da dünyanın en büyük casus şehirlerinden biri sayılan Ankara’da göze batmadan böylesine büyük bir ajanlık faaliyeti gerçekleştirmişti? İngilizler geçmişte Alman Elçiliği’nde çalışmış bu uşağı hiç sorgulamadan nasıl olup da işe alabilmişti? Fransa’da bisiklet hırsızlığı nedeniyle hapis yatmış bu sabıkalı adamdan niçin hiçbir elçilik şüphelenmemişti?

Advertisements
Advertisements

İlyas Bazna 'Çiçero'-7

Tarihin akışını değiştirecek ve Normandiya çıkarması dahil pek çok önemli sırrı yatak odasında saklayan o İngiliz Büyükelçisi nasıl olup da cezalandırılması yerine Belçika’ya büyükelçi olarak atanabilmişti?

Bu soruların yanıtı hiçbir zaman bilinemedi. Çünkü Bazna kendisine sorulan sorulara her defasında farklı yanıtlar vererek, hatta kendi öyküsünü anlattığı kitabındaki anlatılanlara bile uymadan kafaları karıştıran bir isim olarak tarihe geçti.

İlyas Bazna 'Çiçero'-5

Aradan yıllar geçtikten sonra ise Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından çıkarılan MİT’in tarihini anlatan bir kurum kitabında ilk kez tarihi bir itirafta bulunuluyor ve Bazna’nın o zamanki adıyla Milli Amele Teşkilatı olan MİT çalışanı olduğu itiraf ediliyordu.

İlyas Bazna 'Çiçero'-2

Ajan Çiçero dünya casusluk tarihinin belki de en ilginç ve önemli isimlerinden biriydi. Alman Genelkurmayı ona inansa tarih değişebilirdi. Olmadı. Öyle ilginç bir casusluk faaliyetiydi ki casusun kendisi de aldatılmış, savaşın seyrine hiçbir katkısı olmadığı gibi kendisi de kıt kanaat bir yaşam sürmüştü. Niçin bu işi yaptığı sorulduğunda sadece “para için” demiş, çalıştığı elçiliğe ihanet edip etmediği sorulduğunda ise “benim için onurdu” yanıtını vermişti.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler