İnsanlık Tarihinde Sadece Bir Kez Görülmüş Olan 11 Acayip Olay

Emre Acar 6 Nisan 2020

İnsanlık tarihinde pek çok savaş, felaket, doğal afet ve yıkım var, ancak bazı olaylar sadece bir kez görülmüş, işte sadece bir kez görülen 11 acayip olay.

İnsanlık tarihi boyunca meydana gelen her olayı saymak mümkün değil. Tarihin gidişatını değiştiren, çağ açıp çağ kapatan sayısız olaya şahitlik etti insan oğlu. Ancak bazı olayların diğerlerinden çok daha önemli olduğu anlar var. Yaşadığımız her bir olay son derece önemli olsa da insanlığın sadece bir kere şahit olduğu ilginç olaylar var. Biacaip olarak tarih boyunca sadece bir kez görülmüş acayip olayları derledik.

1. Mississippi Nehri’nin ters yönde akması

Mississippi Nehri

ABD’de bulunan Mississippi Nehri dünyanın en uzun dördüncü nehri. 2012 yılında ABD’de etkili olan Isaac Kasırgası yüzünden Mississippi Nehri 24 saat boyunca ters yönde aktı. Fırtına aynı zamanda nehrin, normal yüksekliğinin 3 metre üzerine çıkmasına sebep oldu.

2. ABD karasularında dev mürekkep balığı görüntülenmesi

Mürekkep balığı

Bu devasa canlılar normal olarak Japon denizlerinde görünse de bilim insanları bir keresinde ABD’de denizin 750 metre derininde bu canlıyı görüntüledi. Bu dev canlı, derin deniz incelemesi için kırmızı ışık teknolojisi kullanan özel kamera sistemleriyle yapılan 120 saatlik kayıt sırasında görüntülendi.

Advertisements
Advertisements

3. Wow sinyali

Wow sinyali

Bundan 43 yıl önce 1977 yılında, Big Ear (Koca Kulak) isimli bir radyoteleskop uzaydan gelen 72 saniyelik çok güçlü bir ses dalgasını yakaladı. Radyo astronom Jerry Ehman uzaydan gelen bu sinyal karşısında o kadar heyecanlandı ki bilgisayar çıktısında “6EQUJ5” şeklinde görülen sinyali daire içine alıp yanına “Wow!” Yazdı.

Yapılan hesaplamalara göre sinyal, Yay Takımyıldızı’nda yer alan 120-220 ışık yılı uzaklıktaki “Chi Sagittarii” yıldızlarından gelmiştir. Dünya dışı zeki varlıkların olduğunu savunanların elindeki en güçlü kanıt olduğu söylenmektedir. Ancak yapılan tüm çalışmalara rağmen sinyal tekrar alınamamıştır.

4. Tunguska olayı

Tunguska olayı

Bu olay, 1908 yılında Stony Tunguska Nehri yakınlarında meydana gelen bir patlamadır. Bazı teoriler bu patlamanın sebebinin atmosfere giren ve yere çarpmadan önce patlayan bir meteordan kaynaklandığını iddia etmektedir. Bu patlama Hiroşima’ya atılan atom bombasından 185 kat daha güçlü bir etkiye sahiptir. Bölgede herhangi bir krater oluşmamıştır çünkü meteor yere çarpmadan önce patlayıp imha olmuştur, ancak bölgedeki tüm bitki ve hayvan yaşamını yok etmiştir. Bugün bile o bölgede hala ağaç yetişmemektedir.

Tunguska olayı 1

Ayrıca patlamadan sonraki birkaç gün içinde Londra’da sabahları herhangi bir lamba olmadan, daha henüz güneş doğmadan da sokakta gazete okunabilecek kadar gökyüzü aydınlık olmuş, İskandinavya’da uzun süre ufukta tuhaf şekiller, ışıklar görülmüştür.

5. Carrington olayı

Carrington olayı

1859 yılında meydana gelen bu olay, tarihteki en acayip güneş fırtınası olayı olarak kabul edilmektedir. Daha net konuşmak gerekirse, gerçekleşen şey çok sayıda güneş partikülünün dünyanın manyetik alanı içerisinde çarpışmasıdır, bu çarpışmalar Kuzey Işıkları’na (Aurora Borealis) sebep olmuştur. Ancak bu ışıklar bildiğimiz Kuzey Işıkları’ndan çok farklıdır, Carrington adı verilen bir ışık parlaması o kadar güçlüdür ki aynı anda dünyanın pek çok yerinden gözlemlenmiştir.

6. Hedef Uranüs

Uzay mekiği

1986 yılında, NASA tarihinde ilk defa Voyager 2 uzay mekiği ile Uranüs’e yaklaşmayı başarmıştır. Güneşe en uzak gezegen olmamasına karşın Uranüs Güneş Sistemi’ndeki en soğuk gezegendir. Bilim insanlarının keşfettiği bu garip durum gezegenin bir iç ısı kaynağına sahip olmamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, bulut kümelerinin altında kaynayan okyanusların olduğuna dair kanıtlar da vardır.

Advertisements
Advertisements

7. Toba süper patlaması

Toba süper patlaması

Süpervolkan Toba, 74 bin yıl önce yakınlarındaki tüm insan türünün yok olmasına sebep olmuştur. Patlamadan kaynaklanan kül ve sülfür gazı dumanı o kadar fazladır ki güneş ışığını bloke etmiş ve çevresinde yaşamın devam etmesinin imkansız kılmıştır: bitki ve hayvan yaşamı sona ermiş ve hava nefes alınamayacak kadar zehirli bir hale gelmiştir. O günden sonra Sumatra Adası’nda bulunan Toba Gölü dünyadaki en büyük krater halini almıştır. Peki bu büyük felaketin ardından insanlar nasıl hayatta kalabilmiştir? Patlamanın, insanların çok zor şartlar altında yaşamlarını sürdürdüğü “refugia” adı verilen alanlar oluşturduğuna inanılıyor. Patlamanın ardından sahil kesimleri büyük önem kazanıyor, patlamadan diğer hayvanlara ve bitkilere nazaran daha az etkilenen kabuklu deniz canlıları insanların hayatta kalabilmesi için önemli bir besin kaynağı haline geliyor. Canlı yaşamının yeniden canlanmasına kadar geçen sürede insanlar bu canlılarla beslenerek hayatta kalmayı başarıyor.

8. West Kuyruklu Yıldızı

West Kuyruklu Yıldızı

Bu kuyruklu yıldız 1970’lerde, arkasında parlak bir iz bırakarak gökyüzünden geçti. Yıldızın kuyruğu büyük boyuttaki buz ve kaya parçalarından ve toz kümesinden oluşuyordu. Kuyrukta bulunan gazlar yanmaya sebep oluyor bu da West Kuyruklu Yıldızının diğer kuyruklu yıldızlardan çok daha parlak görünmesine neden oluyordu. Hayatta bir kere görülebilecek bu kuyruklu yıldız Venüs;’ten bile daha parlaktı ve kuyruğu adeta gökyüzünü aydınlatıyordu. Tarihteki en parlak kuyruklu yıldızı olarak nitelenen West Kuyruklu Yıldızı’nın adı, onu ilk defa Şili’deki Avrupa Güney Gözlemevi’nde gözlemleyen Richard West’ten geliyor.

9. Çiçek hastalığı: Tamamen yok edilen tek insan hastalığı

Çiçek hastalığı: Tamamen yok edilen tek insan hastalığı

Çiçek hastalığı benzersiz bir hastalık, çünkü hem insanlık tarihindeki en ölümcül hastalık hem de tamamen ortadan kaldırılan tek hastalık. Çiçek hastalığının bir tedavisi yoktu ve hastalık için geliştirilen aşı o zamana kadar geliştirilen ilk başarılı aşıydı. Hastalığın çok daha iyi huylu bir şekline maruz kalan ve bu sayede bağışıklık kazanan büyükbaş hayvan sahibi köylüler sayesinde geliştirildi. Bu şekilde insan vücuduna verilen zayıflatılmış virüsün antikor gelişimini sağladığı görüldü ve ardından bu keşif bugün çiçek aşısı olarak bildiğimiz aşıya dönüştü.

10. Dans Salgını

Dans Salgını

1518’de Strasburg’da vuku bulan bu hadise Frau Troffea adlı bir kadının, kendisinden başka kimsenin duymadığı bir müzik eşliğinde sokakta dans etmeye başlamasıyla patlak verir. İleriki bir hafta içinde kendisine 34 kişi daha eşlik etmeye başlar, bir aya varıldığında ise dans edenlerin sayısı 400’e ulaşmıştır. İşte bu 400 kişi dans etmekten kanayan ayakları kendilerini taşımayana dek eylemlerini sürdürmüş. Onlarcası kalp krizi, yorgunluk ve muhtelif sebeplerden dolayı ölmüştür.

Dans Salgını 1

Tarihçiler, psikologlar ve bilim adamları bu gizemli olaya bilimsel ve adli bir açıklama getirebilmek adına vaka üzerinde derinlemesine bir araştırma yapmışlardır. Uzunca bir süre revaçta olan teori şu yöndedir: Bu vaka, nemli çavdar saplarında oluşan bir çeşit küfün, tüketilen ekmeğe karışması nedeniyle ortaya çıkan toplu bir ruhsal bozukluk vakasıdır. Gerçekten de bu durum şiddetli sarsılma, delirme ve aşırı titreme halinde kendini gösterebilir. Lakin bu teoriye itirazı olanlar bu ve benzeri vakaların kayıtlarında şiddetli sarsılma semptomuna rastlanmadığını öne sürerler.

Dans Salgını 2

Bir diğer teori ise şöyledir. Salgınlar dini kaygılar ve yarattığı depresyon hali neticesinde ortaya çıkan kitlesel bir hezeyan halinden başka bir şey değildir. Çünkü salgınlar, İncil’de bahsedilen felaket senaryolarının sürekli ve art arda vuku bulduğu bir dönemde ortaya çıkmaktadır, kuraklık, sel vb… Bu da insanlarda tanrının günahkarları cezalandırmak adına tüm bu felaketleri insanlığın başına musallat ettiği gibi hezeyana neden olmuş, dolayısıyla insanlar da bir çeşit ruhani trans haline düşmüşlerdir. Büyük ihtimalle dans ederken amaçladıkları şey, bu yolla Aziz Vitus’u yardımlarına çağırmaktır. Zaten Aziz Vitus gününde Aziz Vitus heykeli önünde dans etmek bu coğrafyada oldukça eski bir gelenektir.*

Advertisements
Advertisements

11. Tanganyika gülme salgını

Tanganyika gülme salgını 3

Salgın, 30 Ocak 1962’de Tanganyika’nın (yeni adıyla Tanzanya) Kashasha kentinde sadece kızların kaldığı bir yatılı okulda başlıyor. Öğrenciler arasındaki bir şaka sonucu başlayan gülme, gelişigüzel bir şekilde tüm yatılı okula yayılıyor. Yatılı okulda yaşları 12 ile 18 arasında değişen 159 öğrenciden 95’ini etkiliyor gülme salgını. Belirlemelere göre salgının etkisi kişiden kişiye değişmiş. Bazı kişilerde birkaç saat, bazılarında ise dile kolay fakat tam 16 gün sürmüş.

Tanganyika gülme salgını

Öğretmenler bu salgından etkilenmemiş ancak olayın önüne bir türlü de geçememişler. Öğrencilerin derslerine konsantre olamadıklarını belirten öğretmenler, 18 Mart 1962’de okulun kapatılmasını istemişler ve okul o tarihte kapatılmış.

Okul kapatılmış kapatılmasına ancak gülme salgını yine de devam etmiş. Tanganyika’nın Nshamba köyünde nisan ve mayıs aylarında okul çağındaki çocuklar ve genç yetişkinlerden oluşan 217 kişi salgından etkilenmiş ve gülerek eğlenmiş.

Kashasha’daki okul 21 Mayıs’ta yeniden açılmış. Mayıs’tan Haziran’a kadar açık kalan okul sayesinde salgın Bukoba yakınlarına kadar yayılmış ve bu sayede 48 kişi daha salgından etkilenmiş.

Tanganyika gülme salgını 1

Sonrasında yetkililer duruma el atmış ve salgının patlak verdiği okula dava açılmış. Okuldaki öğrenciler çevre köylerdeki okullara dağıtılmışlar. Çevre köylerdeki okullara giden kızlar orada da benzer etkiye sebep olmuşlar ancak salgın, başladıktan 6-8 ay sonra tamamen sona ermiş.

Toplamda 14 okul kapatılmış Tanganyika’da bu olay yüzünden. Yaklaşık 1000 kişi de olaydan etkilenmiş. Gülme salgını denildiğine bakmayın, durmadan gülmek insana iyi gelen bir şey değil. Zaten bu olay sonucunda da o bölgede birçok genç ağrı çekmiş, baygınlık ve kızarıklık atakları geçirmiş.

Tanganyika gülme salgını 2

Uzmanlara göre bu durumun sebebi toplumsal histeri. Toplumsal histeri genellikle çok fazla güçlü olmayan topluluklarda meydana geliyor ve düşük statüye sahip olan insanlar için son çare gibi bir şey. Bir şeylerin yanlış olduğunu ifade etmenin bir yolu.

Purdue üniversitesi’nden Charles F. Hempelmann, Tanganyika gülme salgınının “stres” kaynaklı olduğunu belirtmiş. 1962’de Tanganyika bağımsızlığını yeni kazanmış. Bu sebeple de öğrenciler; öğretmenlerin ve ailelerin kendilerinden daha fazla beklentiye girdiğini belirtmişler ve aşırı stres yaşamışlar. Öğrenciler de kendilerine böyle bir kaçış yolu bulmuşlar ve tarihteki en ilginç olaylardan birine imza atmışlar.*

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir