Marie Antoinette: Fransa’nın Lükse ve Gösterişe Düşkün Kraliçesinin Gerçek Hikayesi

Pelin Akar 26 Ekim 2020

Krallığı açlıktan kırılırken pahalı kıyafetler ve mücevherler peşinde koştuğu için nefret duyulan Marie Antoinette, kraliçe olduğunda sadece 18 yaşındaydı.

Peki anlatılanlar doğru mu? Marie Antoinette’e hakaret etmek ve onu nefretle anmak için öğrendiğimiz olaylar gerçek mi yoksa hepsi sadece bir propaganda ürünü mü?

Marie Antoinette, Fransız Devrimi’nin monarşiyi devirmesinden önceki son Fransa kraliçesiydi. Antoinette, halk ve mahkemedeki düşmanları tarafından ‘Madam Kıtlık’ olarak anılmakta ve onun şatafatlı yaşam tarzı Fransız elitlerinin sınırsız müsrifliğinin sembolü olarak görülmekteydi. Bütün bunlar onun giyotine uzanan hikayesinin içinde birer basamaktı.

Bütün bunlara karşın Marie Antoinette gerçekten devrimcilerin anlattığı gibi uçarı, hoppa ve lüks düşkünü bir kraliçe miydi? Yoksa ekonomik sıkıntılar içinde debelenen Fransa’nın sorumlusu olarak seçilmiş bir günah keçisi miydi?

Marie Antoinette kimdir?

Marie Antoniette - 1

Her ne kadar Fransız tarihindeki en dikkat çekici kraliçe olarak yaşayıp ölmüş olsa da Marie Antoinette -Tam adıyla Maria Antonia Josefa Johanna- Fransız muhafazakarlarının uzun süredir en büyük rakibi olan Avusturyalı Hapsburg ailesinin bir mensubuydu.

O zamanlarda gerçekleşen pek çok kraliyet evliliği gibi, politik kazanımlar elde etmek için geleceğin kralı Louis-Auguste ile nişanlandı. Bu evlilik Antoinette’in annesi, güçlü Avusturya kraliçesi Maria Theresa’nın ayarladığı bir evlilikti.

Maria Theresa
Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa

Maria Theresa, Prusya ve Birleşik Krallık’ın artan gücünün önünü kesmek için Fransa ile Avusturya arasında uzun süredir devam eden düşmanlığı bitirmek istiyordu. Bunun için de kızı Antoinette’in Fransız kraliyet ailesinden biriyle evlenmesini en uygun çözüm olarak gördü.

Antoinette’in annesi, 16 çocuğunu da tıpkı imparatorluğu yönettiği gibi demir yumrukla yetiştirdi. İmparatoriçe, tahta çıkmasının ardından bile Antoinette’e karşı son derece sert ve acımasız davranmaya devam etti.

Fransa kraliçesi olmasının ardından kızına yazdığı bir mektupta şunları diyordu: “Güzelliğin… dillere destan sayılmaz. Aynı şekilde yeteneklerin ve zekan da. Bütün bunlara sahip olmadığını sen de çok iyi biliyorsun.”

Marie Antoniette

Bütün bunlara karşın Maria Antonia, 16 Mayıs 1770 tarihinde, sadece 14 yaşındayken Louis-Auguste ile evlendi. Düğünleri Versay Sarayı’nda yapıldı ve evlenmesinin ardından ismini, kulağa daha Fransız gelen Marie Antoinette olarak değiştirdi.

Dört yıl sonra, 19 yaşındaki kocası Kral XVI Louis Fransa kralı oldu ve Antoinette 18 yaşındayken kraliçe oldu.

Her ne kadar kral ve kraliçe arasında yakın bir ilişki kurulmuş olsa da düğün gecelerinin berbat geçtiği söylentilerinin ayyuka çıkması evliliklerini zorlamaya başladı. İkilinin evliliklerini rayına oturtması yedi yıl sürecekti.

Kral XVI. Louis
Kral XVI Louis

Kralın yaşadığı sağlık sorunları sebebiyle, Antoinette ile kralın tam anlamıyla bir karı koca hayatı yaşadıklarını söylemek mümkün değildi. Böylelikle sarayda, genç kraliçenin başka erkeklerle birlikte olduğu dedikoduları yayılmaya başladı.  

Kral ve kraliçenin yatak odasında yaşadığı sorunlar sadece ikisini ilgilendiren bir konu değildi. Maria Theresa için bu durum ailenin geleceğini de etkileyen politik bir sorundu.

Annesinin emriyle, Antoinette’in Kutsal Roma İmparatoru olan kardeşi II. Joseph, kardeşinin Fransız kralının yaşadığı sorunları düzeltmek için onları ziyaret etmeye karar verdi. Kraliyet protokollerinden kaçmak ve hızlı hareket etmek için kendi adı yerine Kont Falkenstein takma ismini kullanarak yola çıktı. Avusturya’dan ayrılmadan önce ikiliye şu öğütleri verdi. Kardeşi Antoinette kocasına karşı daha sevecen ve ilgili olacak, buna karşın XVI. Louis de yaşadığı sorunu ortadan kaldırmak için basit bir ameliyat geçirecekti.

Marie Antoniette - 2

Avusturya imparatorunun verdiği öğütler işe yaramış gibi görünüyordu. Bir yıl sonra Marie Antoinette ilk çocuğu olan prenses Marie Therese Charlotte’yi kucağına aldı. Kraliçe ilerleyen yıllarda dört çocuk daha dünyaya getirdi, ancak bunlardan sadece biri ergenliğini görebilecek kadar uzun yaşadı.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

O, Fransa’nın vahşi ergen kraliçesiydi.

Marie Antoniette - 3

Marie Antoinette ve Kral XVI. Louis hala evli bir çiftten ziyade iki arkadaş gibiydi. Kraliçe vaktinin büyük bir kısmını kocasıyla değil, yakın çevresindeki arkadaşlarıyla birlikte geçiriyordu.

Bunun en başta gelen sebeplerinden biri ikisinin tamamen farklı karakterlere sahip olmasıydı. Marie Antoinette daha neşeli ve gamsız biriyken, kral çok daha ciddi ve ölçülü biriydi.

Antoinette cemiyet hayatını çok seviyordu, gün ağarıncaya kadar devam eden partiler düzenliyor ve krallığın parasıyla sürekli kumar oynuyordu. Buna karşın Louis bilime ve yabancı dillere karşı büyük ilgi duyuyor, sabahlara kadar odasında tek başına okumayı ve düşünmeyi tercih ediyordu.

Kral XVI. Louis ve Marie Antoinette

Nisan 1775 yılında arkadaşına yazdığı bir mektupta Antoinette şunları yazıyordu: “Kral ile zevklerimiz çok farklı, kendisi sadece avcılık ve metal işleme ile ilgileniyor.” Ayrıca güvendiği bir danışmanı olan Avusturya büyükelçisi Comte Florimond de Mercy Argenteau’ya sürekli olarak “sıkıcı biri olmaktan ödünün koptuğunu” söylüyordu.

Kraliçe Marie Antoinette’in savurgan ve müsrif bir zevki vardı ve Fransız krallığının hazinesi boşaldığında ve ekmek fiyatları tavan yaptığında bile bu zevklerinden ödün vermedi. Kasanın boşlaması ve halkın yokluk içinde olması onun para harcamasının önüne geçemedi.

Marie Antoniette - 5

Üstelik bu kadar parayı kıyafetlere, ayakkabılara, peruklara ve mücevherlere harcıyordu. Sadece kendini eğlendirmek için elmaslar ve inciler almaktan geri durmuyordu.

Gayrı menkuller için de inanılmaz paralar harcıyordu. Bunlardan en dikkat çekeni, kocasının büyükbabasından miras kalan orta halli, 3 katlı bir neoklasik şato olan “Petit Trianon”u baştan sonra yeniden dekore ettirmesiydi. Son derece sade ve gösterişsiz bir yapı olan bu küçük şatoyu kendi zevkine göre, renkli ve şatafatlı bir mekana dönüştürmek için tonlarca para harcadı.

Petit Trianon
Petit Trianon

Versay Sarayı’nda bulunan birkaç odayı da yine kendi uçarı tarzında dekore ettirmek için mimarlara ve dekoratörlere adeta para saçtı. Yine krallığın sahip olduğu yerleşkeleri, hiç ihtiyaçları olmadığı halde yeniletiyor; altın, mermer, bronz gibi pahalı detaylarla süslettiriyor, pahalı bahçe düzenlemeleri yaptırıyordu.

Antoinette’in yeniden dekore ettirdiği bir Versay Sarayı odası

Çok daha esnek gelenekleri olan Avusturya kraliyet ailesinden gelen Antoinette, Fransız kraliyet ailesinin sıkı ve baskıcı geleneklerine de baş kaldırdı. Uyanma seremonisi, kraliyet üyelerini eğlendirmek, halka açık yemekler düzenlemek ve uymak zorunda olduğu diğer sıkı kurallara uymamak için direndi. Giyinirken, makyaj yaparken, yüzünü yıkarken, vb. gündelik işlerinde yanında onlarca yardımcının dolaşmasından bıktığını çeşitli kereler dile getirdi.

Ancak bu hareketleri, umursamazlığı ve gamsızlığı kraliyet ailesinden ve halktan tepki görüyordu, bütün bunlar annesinin kulağına da gitti. Avusturya imparatoriçesi annesinin birkaç defa sert şekilde, kendini yola sokması için Antoinette’i uyardığı biliniyor.

Versailles Sarayı
Versailles Sarayı

1775 yılında kızına gönderdiği bir mektupta anne Maria Theresa, “Hovarda ve dağılmış bir hayat sürüyorsun. Umarım sonunda seni bulacak felaketi görecek kadar uzun yaşamam” diye yazmıştı. Anne Theresa, sanki kızını bekleyen feci sonu önceden görmüş müydü?

Kraliçe, bir numaralı halk düşmanı oluyor.

Marie Antoniette - 7

Kral XVI. Louis taç giymeden önce Fransa ekonomik durgunluk içerisinde savruluyordu. Elbette Marie Antoinette’in savurgan harcamaları ve şatafatlı yaşamı Fransa’nın düşüşünün tek sebebi değildi, ancak bu davranışlarının onun halkın gözündeki yerini kötüleştirdiği bir gerçekti.

Bütün bunlara politik anlamdaki yetersizliği de eklenince Antoinette’in halkın gözünden düşmesi hızlandı. Annesinin ve kardeşinin etkisi altında kalan Antoinette sürekli olarak politik potlar kırıyor, Avusturya’nın Fransa’da etkili olması için çaba sarf ediyordu. Yabancı bir kraliçeye başından beri karşı çıkan Fransız vatandaşlarının elinde artık bu tezlerini savunmaları için çok daha fazla sebep vardı, Fransa’nın Avusturya ile ezelden beri düşman olmasının da bunda etkisi büyüktü. İnsanlar artık kraliçenin Fransa’ya sadık olduğunu, Fransa’nın yararı için çalıştığını düşünmüyordu.

İsveç Kontu Axel von Fersen
İsveç Kontu Axel von Fersen

Kraliçe Marie Antoinette’in en korkusuz ve cüretkar muhaliflerinden biri de Kral XVI. Louis’nin halası Marie Adelaide idi, Antoinette için “Avusturyalı kadın” diyordu. Kralın, hükümdarlığının ilk yıllarında çok güvendiği danışmanlarından biri olan halası, Anti-Avusturya Partisi’nin üyelerini davet ettiği gizli toplantılar düzenliyor, bu toplantılarda Antoinette kıyasıya eleştiriliyor ve onunla ilgili dalga geçen şiirler okunuyordu.

Ancak kraliçenin de kendi ekibi vardı elbette, Prenses Lamballe, Polignac Düşesi ve İsveç Kontu Axel von Fersen (gizli aşığı olduğu iddia ediliyor) gibi isimler kraliçenin etrafındaki ekibinde yer alan isimlerdi. Kraliyet görevlerinden sıkılan ve kendisine gösterilen düşmanlıktan bıkan Antoinette bu yakın dostları ile birlikte, daha önce büyük paralar harcayarak dekore ettirdiği Petit Trianon Şatosu’nda gizli gizli buluşuyordu.

Petit Trianon-1

Marie Antoinette’in keyfine aşırı düşkün oluşu, kraliyet protokolünü hiç umursamaması ve monarşinin en son temsilcisi olduğunu açıkça ilan etmesi onu, ülkede yükselen devrim ateşinin bir numaralı hedefi haline getirdi. Fransız halkı açlıktan ölürken, gösterişli bir yaşam süren ve har vurup harman savuran yabancı bir kraliçe olduğu yönündeki laflar kulaktan kulağa fısıldanmaya başlandı.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

‘Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler’ sözünü gerçekten söyledi mi?

Marie Antoniette - 6

Antoinette’e takılan “Madam Kıtlık” lakabı hızla yayılıyordu. Devrimciler, onun saraydaki yaşamına dair çirkin karikatürler hazırlıyor ve propaganda malzemesi olarak dağıtıyordu. Kraliçe’nin kralı aldattığı, başka insanlarla çarpık ilişkilerin içinde olduğu, halk açlıktan ölürken sarayda partiler düzenleyip, sabahlara kadar eğlendiği anlatılıyordu.

Tarihçilere göre Marie Antoinette’in bu kadar büyük tepki görmesinin, böylesine yersiz iftiralara uğramasının sebeplerinden biri de Kral XVI. Louis’nin hiç metresi olmamasıydı. O yıllarda kralın metreslerinin olması son derece olağan bir şeydi, metresler, kraliçenin önünde bir sigorta ve tampon görevi görüyor, oluşan tepkileri üzerine çekerek kraliçeyi koruyordu. Ancak XVI. Louis’nin metresi olmayınca halkın tüm öfkesi doğal olarak kraliçeye yöneldi. Antoinette’in davranışları da bu durumu ziyadesiyle kolaylaştırdı.

Kraliçe hakkında anlatılan hikayelerden belki de en meşhuru söylediği bir sözdü. Ancak tarihçiler bu sözün yanlış yorumlandığını ifade ediyor. Hikayeye göre, Fransız halkının açlık ve sefalet içinde olduğu, yiyecek ekmek dahi bulamadığı kendisine söylendiğinde Antoinette, biraz da dalga geçerek “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” demiştir.

Ancak aslında Antoinette’in söylediği sözün orijinali, “Qu’ils mangent de la brioche”dur. Burada ‘brioche’ tatlı ve küçük bir tür Fransız ekmeğidir. Zaman içinde küçük tatlı ekmek, pastaya dönüşmüştür.

Marie Antoniette - 4

Ancak bu söz hakkında farklı iddialar da mevcuttur. Marie Antoinette’in hayat hikayesini yazan tarihçi Antonia Fraser’a göre, bu sözü söyleyen kişi Antoinette değil, ondan çok daha önceleri Fransız kraliyet ailesine giren İspanyol Prenses Marie Therese’dir.  

Bir başka iddia ise bu sözün kaynağının bir Alman halk hikayesi olduğu yönündedir. Hikayede zengin bir kadın, fakir insanların neden ‘krosem’ (bir tür tatlı ekmek) yemediğini merak etmektedir. Yüz yıllar sonra, Marie Antoinette sadece 9 yaşındayken ve hala Avusturya’da yaşarken, Fransız düşünür Jean-Jacques Rousseau yazdığı otobiyografisinde “Qu’ils mangent de la brioche” sözünü kullanmıştır.

Fransız Devrimi - 1

Pek çoklarına göre bu söz muhtemelen Fransız Devrimi’ni ateşlemesi için bilinçli bir şekilde monarşinin temsilcisi olarak görülen Marie Antoinette’e atfedilmiştir. Ne olmuş olursa olsun kesin olan tek bir şey var: Kraliçe Antoinette’in bu sözü söylediğine dair sözlü ya da yazılı hiçbir kaynak yoktur.

Aksine, Antoinette’in ahlaki duruşunun bunun tam tersi yönde olduğunu söylemek bile mümkündür. Fransa’da ekmek kıtlığının olduğu bir dönemde annesine gönderdiği mektupta, “bize çok iyi davranan insanların böylesine bir çaresizlik içinde olduğunu görmek son derece acı verici, onların mutluluğu için büyük bir gayretle çalışmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var” satırlarını yazmıştır.

Fransız Devrimi.

Fransız Devrimi

1786 yılına gelindiğinde Marie Antoinette’in halk arasındaki ünü dibi görmüştü. Hakkındaki karalayıcı ve küçük düşürücü karikatürler yaygınlaşmış ve hiçbir tarihi kaynak tarafından doğrulanmasa da sarayda sürdüğü iddia edilen görkemli ve şatafatlı hayatı hakkındaki dedikodular alıp başını gitmişti. Bütün bunlar halk arasındaki öfkenin büyümesine ve monarşi karşıtı hareketlerin artmasına yol açtı.

Bütün bunların üstüne bir de “elmas kolye ilişkisi” olarak bilinen skandal patlak vermiştir. Kraliçenin, bugünkü değeri 4.7 milyon dolar olduğu söylenen 650 elmastan oluşan gösterişli bir kolye taktığı iddiası ortaya atılmıştır.

Marie Antoinette ve çocukları-1

Ancak bu iftiraların en kötüsü şüphesiz ki çocuklarının gayrı meşru olduğu iddiasıdır. Söylentilere göre Marie Antoinette’in taht sırasında yer alan çocuklarından en az ikisi İsveç Kontu Fersen ile olan ilişkisinden dünyaya gelmiştir. Bu iddiaların gerçek olup olmadığını bugün için bilmemize imkan yok, ancak kraliçe ile kont arasında bir gönül ilişkisi olduğu kesin. Birbirlerine yazdıkları mektuplarda aşklarını hiç gizlememişler ve birbirlerini sevdiklerini defalarca ifade etmişler. Monarşinin yıkılmasının ardından Antoinette’in, kontun yanına kaçma girişimi de başarısız olmuş.

Fransız Devrimi - 3

Halkın kıtlık içinde kıvranması ve Fransız hazinesinin suyunu çekmesi Fransız monarşisinin artık ortadan kaldırılması gerektiği yönündeki inanışı güçlendirdi.

14 Temmuz 1789 tarihinde 900 Parisli işçi ve köylü geleceklerini kendi ellerine almaya karar verdi. Yandaş toplamak ve silahlanmak için Bastille Hapishanesini bastılar. Marie Antoinette’in emrine rağmen, Kral XVI. Louis olayları bastırmak için kuvvet göndermeyi reddetti. Böylece Fransız Devrimi başlamış oldu.

Fransız Devrimi - 2

Ekim ayında, çoğunluğu kadınlardan oluşan binlerce insan yaklaşık 200 km yol yürüyerek Paris’ten Versay’a gitti. Amaçları Kral XVI. Louis’yi ve karısını Paris’e getirip halkın içinde bulunduğu durumun sorumlusu olarak yargılamaktı.

Kalabalık Versay’a ulaştığında sayıları 10 binleri bulmuştu. Kalabalık kraliçenin balkona çıkması için bağırıyordu. Kraliçe eğilerek toplanan öfkeli kalabalığı selamladı, kuşatma altındaki kraliçenin bu hareketi “çok yaşa kraliçem” denilerek karşılandı. Ancak Marie Antoinette bu yaşanan şeyin uzun süre böyle gitmeyeceğinin farkındaydı.

Fransız Devrimi - 4

Saraya geri girdiğinde Antoinette, ‘benim ve kralın, kafaları kazıklara geçirilmiş korumalarımızın ardında Paris’e gitmesini istiyorlar’ dedi. Saatler içerisinde de dedikleri gibi oldu, kalabalık korumaların kafasını kazıklara geçirdi, kral ve kraliçeyi yanlarına alarak Paris’teki Tuileries Sarayı’na getirdi. Fransız kraliyet ailesi yeni ikametgahlarında sürekli gözetim altında tutuluyorlardı. Kral XVI. Louis kendini olayların akışına bırakmış ve yaşananları kabullenmişken, Marie Antoinette’in azmi ona devam etme gücü veriyordu. Antoinette bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Fransız monarşisinin sonu.

Alıkonuldukları süre boyunca Marie Antoinette bakanlardan ve elçilerden oluşan bir konsey oluşturdu. Avrupa ülkeleri nezdinde, Fransa’yı işgal edip devrimi sonlandırmaları için diplomatik girişimlerde bulundu.

Yoğun baskı altında metanetini koruyan Antoinette, monarşi karşıtı hareketin lideri Comte Honoré de Mirabeau tarafından kasıtlı bir şekilde yargılanması gereken tek kişi olarak gösterildi. Fransız Devrim’ni takip eden haftalar içerisinde Ulusal Meclis monarşinin tüm yetkilerini elinden aldı ve insan hakları be özgür basın bildirgesini yayınladı.

İsveç Kontu Axel von Fersen ve Marie Antoinette
Marie Antoinette ve Kont Fersen

Marie Antoinette’in isyanı bastırmaya yönelik tüm girişimlerine rağmen, nihayetinde kraliyet ailesi Paris’ten kaçmayı planladı. Marie Antoinette’in aşkı Kont Fersen’in yardımıyla kral, kraliçe ve çocukları Avusturya’nın kontrolü altındaki Montmedy’ye getirilmek üzere bir fayton ile yola çıktılar. Ancak fayton yoldayken Ulusal Meclis’e bağlı askerler tarafından durduruldu ve içindekiler tekrar Paris’e götürüldü.

Yeniden yakalanmalarından yıllar sonra, XVI. Louis yeni anayasa çalışmaları için kral olarak kaldı. Bu sayede kral ile parlamentonun denk güçlere sahip olması yasal bir zemine oturtuldu.

Kral XVI. Louis'nin idamı

Bu sırada Marie Antoinette çaresiz bir şekilde ulaşabildiği her yerde yardım aramaya devam ediyordu. Meclis içerisinde yer alan muhafazakar kişilere mektuplar yazıyor, Avrupa’nın diğer ülkelerinden yardım istiyordu. Meclisin canavarlardan, deli insanlardan ve karanlık kişilerden oluştuğunu söylüyordu.

Marie Antoinette idama götürülürken

İlk Fransız Cumhuriyeti 22 Eylül 1792’de ilan edildi. Ocak ayında Kral XVI. Louis vatana ihanetten suçlu bulunarak idam edildi. Onun giyotinde can vermesi Fransız monarşisinin de sonunu getirdi.

Kralın idam edilmesinden kısa bir süre sonra, bir tapınakta esir olarak tutulan Marie Antoinette de kocasıyla aynı kaderi paylaştı. Ekim 1793’te giyotinle idam edildi. 1815 yılında muhafazakarların Fransa’da yeniden güç kazanmasının ardından naaşları Saint Denis Bazilikası’na taşındı.  

İlginizi çekebilecek diğer içerikler