‘Karındeşen Jack’ Olduğundan Şüphelenilen 19. Yüzyıl Katili Mary Pearcey ile Tanışın

Ergun Mutlu 11 Mart 2022

Karındeşen Jack’in Londra’da beş kadını öldürüp sakat bırakmasından iki yıl sonra, Mary Pearcey ürkütücü derecede benzer bir cinayetten suçlu bulundu.

1888’de, Londra’nın Doğu Yakası sokakları, “Karındeşen Jack” olarak bilinen korkunç bir katil tarafından arşınlandı. Katil asla yakalanmamış olsa da Mary Pearcey adında bir katil de dahil olmak üzere 100’den fazla şüpheli tespit edildi.

Gerçekten de bazı tarihçiler, özellikle 21. Yüzyılda elde edilen DNA sonuçlarının da desteğini almalarının ardından, cani kasabın baştan beri bir kadın olabileceğinden şüpheleniyorlardı. Ancak bazılarının Karındeşen Jack’in aslında Karındeşen Jill olduğuna inanmasının tek nedeni bu değil.

Karındeşen Jill’in Ardında Yatan Teori

Katil Mary Pearcey, Londra polisi tarafından ünlü "Karındeşen Jack" seri katili olarak kabul edilen tek kadın şüphelilerden biriydi.
Katil Mary Pearcey, Londra polisi tarafından ünlü “Karındeşen Jack” seri katili olarak kabul edilen tek kadın şüphelilerden biriydi.

1888 yazında ve sonbaharında, Londra’nın Whitechapel semtindeki sokaklarda beş kadın doğranmış halde bulundu. Kurbanlardan bazıları o kadar şiddetli bir şekilde boğulmuştu ki, neredeyse kafaları kopacaktı, diğerlerinin ise hayati organları vücutlarından ustalıkla oyularak alınmıştı.

Cinayetler Londra’yı dehşete düşürdü ve katil, gazeteler tarafından “Whitechapel Kasabı” ve “Deri Önlük” olarak adlandırıldı. Ama Scotland Yard’a gönderilen bir dizi alaycı mektuba göre, katil kendisine Karındeşen Jack diyordu.

Londra polisi, Karındeşen Jack’ten 600 mektup aldı. Birçoğu aldatmacaydı, ancak bazıları yalnızca katilin bilebileceği ayrıntıları içeriyordu. Hatta mektuplardan biri iki cinayeti tahmin etti ve katilin kurbanın kulağının bir kısmını keseceğine dair söz verdi, hepsi gerçekleşti.

Polisin Whitechapel'de bir ceset bulmasını gösteren 1891 tarihli bir illüstrasyon.
Polisin Whitechapel’de bir ceset bulmasını gösteren 1891 tarihli bir illüstrasyon.

Ancak kasabın kimliği, Avustralyalı bilim adamı Ian Findlay’in 118 yıllık eski davayı çözmeye çalıştığı Mayıs 2006’ya kadar unutuldu.

Findlay, Karındeşen Jack tarafından gönderilen pul ve zarflardan DNA elde etmek için en son teknikleri kullandı. Teknik, Findlay’in pulun arkasındaki tükürükten ve zarftan özenle topladığı en az 200 insan hücresi gerektiriyordu.

Findlay potansiyel bir bombayı ortaya çıkardı. Asırlık DNA, belirli bir kişiyi tanımlamaya imkan vermese de kısmi bir profil oluşturdu. “Karındeşen kadın olabilir,” dedi.

Bu şok edici iddiayı ilk ortaya atan Findlay değildi. 1888’de İngiliz Başmüfettiş Frederick Abberline, Karındeşen Jack’in bilinen son kurbanı Mary Kelly’nin ölümünden sonra tanık ifadelerine dayanarak cinayetleri bir kadının işlemiş olabileceğini düşündü.

Ölümünden saatler sonra, tanıklar Kelly’yi gördüklerine yemin ettiler. Bu ifadeler Abberline’ın, katilin olay yerinden kaçmak için Kelly’nin kıyafetlerini giydiğine inanmasına neden oldu.

Mary Pearcey-3

Sherlock Holmes kitaplarının yazarı Sir Arthur Conan Doyle bile, Londra’da sadece bir ebenin kıyafetlerinde onca kanla fazla dikkat çekmeden yürüyebileceğinden yola çıkarak, suçun arkasında bir kadının olabileceğini öne sürdü.

Kurbanların parçalanmış cesetlerinin durumu da bir kadın Karındeşen ihtimaline işaret etti. Katilin bıçak becerileri onlara “Kasap” lakabını kazandırmış olsa da 19. yüzyıl kadınlarının çoğu suçu işleyecek anatomik bilgiye sahipti. Özellikle, bir ebe veya kürtajcı, Karındeşen’in bazı kurbanlarına yaptığı gibi, rahmi cerrahi olarak çıkarabilirdi.

Ve eğer Karındeşen Jack aslında Karındeşen Jill ise, 19. yüzyıl müfettişlerinin dikkatini çeken bir şüpheli vardı: Mary Pearcey.

Karındeşen Jack Cinayetlerinin Arkasındaki Kişi Mary Pearcey miydi?

Mary Pearcey-1

Doğumdaki adı Mary Eleanor Wheeler olan Pearcey, 1890’da sevgilisinin partnerini bir bıçakla vahşice öldürdüğü ve cesedini kaldırıma bıraktığı için idam edildi.

Karındeşen Jack’in Londra sokaklarını kan gölüne çevirdiği zamanlarla aynı zamanda, Pearcey, yasal olarak hiç evlenmediği bir İngiliz marangoz olan John Charles Pearcey ile birlikte yaşiyordu. Bu arada, Mary Pearcey, John onu evinden kovana kadar birkaç ilişkiyi aynı anda yürütüyordu.

Mary Pearcey-2

Pearcey daha sonra Frank Hogg’un yanına taşındı, Mary Frank’i aldatırken, Frank de Mary’yi aldatıyordu. Ancak kısa süre sonra Hogg, Phoebe Styles adında başka bir kadını hamile bıraktığını ve onun yerine onunla evlenmeyi planladığını söyledi.

Hogg, Styles ile evlendikten sonra bile Pearcey ile cinsellik temelli görüşmeye devam etti. Ancak Styles doğum yaptığında, Pearcey yeni anneyi ve bebeğini 24 Ekim’de çay içmeye davet etti.

Styles geldikten kısa bir süre sonra, Pearcey onun boğazını kesti, sonra da bebeğini boğdu ve sokağa attı.

Suçu örtbas etme zahmetine bile girmedi. Polis evine geldiğinde, kan lekelerini burun kanamasına bağladı. Polise, “Sağlığım pek iyi değil” dedi. “Eve geldiğimde burnum şiddetli şekilde kanamaya başladı.”

Mary Pearcey

Neden sonra kanın yakın zamanda öldürdüğü farelerden geldiğini iddia etti.

Polis bu anlatılan hikayelerin hiçbirine kanmadı ve Mary Pearcey’i cinayetten tutukladı ve bu süreçte Styles’ın çalınan alyansını Mary’nin parmağında buldu.

Pearcey Aralık 1890’da yargılandı ve hızlı bir şekilde suçlu bulunarak ölüme mahkum edildi. İnfazı sırasında, cellat James Barry, Pearcey’nin son derece sakin olduğunu söyledi. Onun, “Hakkımda verilen karar adil, ama aleyhimdeki delillerin çoğu yanlıştı” dediğini duyduğunu hatırladı.

Karındeşen Jill Olarak Mary Pearcey Davası

Eylül 1888'de Karındeşen Jack'ten Scotland Yard'a gönderilen yüzlerce mektuptan biri.
Eylül 1888’de Karındeşen Jack’ten Scotland Yard’a gönderilen yüzlerce mektuptan biri.

Pearcey idam edilmeden önce Londra dedektifleri onun Karındeşen Jill olduğundan şüpheleniyordu.

Pearcey, diğer suçlar için ölmeyi hak ettiğini öne süren şifreli son sözlerinin yanı sıra, bir İspanyol gazetesine “M.E.C.P. M.E.W.’nin son dileği ihanet etmedin” şeklinde bir ilan verdi.

Bu şaşırtıcı ilanın şifresi hiç çözülemedi. “M.E.W.” kısaltması, Mary’nin doğum ismi olan Mary Eleanor Wheeler’ın baş harflerine işaret ediyor olabilirdi. Peki ya “M.E.C.P.” olarak kodlanmış olan diğer baş harfler? Bunlar Karındeşen Jack’in dört kurbanı Mary Jane Kelly, Elizabeth Stride, Catherine Eddowes ve Polly Nichols’a atıfta bulunuyor olabilir miydi?

Katilden gelen bu mektup, şarapta korunmuş yarım insan böbreğinin bulunduğu küçük bir karton kutu ile birlikte geldi.
Katilden gelen bu mektup, şarapta korunmuş yarım insan böbreğinin bulunduğu küçük bir karton kutu ile birlikte geldi.

Eğer öyleyse, mesaj Pearcey’nin bir suç ortağıyla birlikte çalıştığını ima etmekteydi, çünkü başka hiç kimsenin bu mesajı çözmesine imkan yoktu.

Ayrıca Pearcey açık bir şekilde öldürme gücüne ve yeteneğine sahipti. Styles’ı öldürdüğünde neredeyse kafasını vücudundan ayırıyordu.

Victoria dönemi cellatlarından James Barry tarafından çizilen bir Mary Pearcey resmi.
Victoria dönemi cellatlarından James Barry tarafından çizilen bir Mary Pearcey resmi.

Pearcey, diğer 19. yüzyıl kadın katilleri arasında da göze çarpıyordu. Bu kadınların çoğu için tercih edilen cinayet silahı zehirdi. Örneğin, Mary Ann Cotton 20 kişiyi öldürerek Karındeşen Jack’ten on yıl önce Victoria İngiltere’sinin ilk seri katili olduğunda arsenik kullanmıştı.

Ancak, ikinci dereceden kanıtlardan biraz daha fazlası Mary Pearcey’nin Karındeşen Jill olduğunu gösteriyor. Kesinlikle cinayet işleme yeteneğine sahip olmasının yanı sıra Whitechapel cinayetleriyle aynı zamanlarda aktif olan en tanınmış kadın katili Mary idi.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir