Nasıl Çalıştığı Bugün Dahi Bilinmeyen Satranç Ustası Mekanik Türk’ün Hikayesi

Ceyda Karabulut 19 Aralık 2019

Birazdan okuyacaklarınız Napolyon Bonapart ve Benjamin Franklin gibi isimleri alt etmeyi başaran satranç ustası Mekanik Türk’ün hikayesidir.

Mekanik Türk ya da kısaca Türk, 1770 yılında Wolfgang Von Kempelen tarafından Kutsal Roma Cermen İmparatoriçesi I. Maria Theresa için yapılmıştı. Akçaağaçtan yapılma ve üzerine satranç tahtası çizilmiş tekerlekli bir kabin önünde oturan bıyıklı, sarıklı ve pelerinli bir Türk figüründen oluşuyordu. Kurularak çalışan Türk, karşısındaki gönüllüyle satranç oynamaya başladığında, gözleri satranç tahtasını tarıyor, başını arada bir sallayıp satranç taşlarını eliyle hareket ettiriyordu.

Yaptığı hamlenin bittiğini başını üç kez sallayarak belirten otomat, maç sonrasında seyredenlerden gelen soruları satranç tahtasının yanında bulunan özel bir tepside harfleri birleştirerek yanıtlayabiliyordu. İşte Amerikalı şair ve yazar Edgar Allan Poe’nun “Maelzel’in satranç ustası kadar ilgi gören bu tür başka bir gösteri herhalde yoktur. Gören herkesi hayretler içerisinde bırakıyor” sözleriyle bahsettiği Mekanik Türk’ün ilgi çekici hikayesi.

Mekanik Türk.

Mekanik Türk çizimi

Başta sadece “satranç ustası” olarak adlandırılan otomaton, daha sonra başındaki sarık ve pala bıyığı nedeniyle “Mekanik Türk” ya da “Türk” olarak anılmaya başlanmıştı. Ahşaptan yapılmış gerçek insan boyutlarındaki mekanik maket, o dönemin Batılı bakış açısıyla “Şark büyücüsü” gibi giydirilmişti. Bir satranç masasının arkasında oturan maket 120 cm uzunluğunda, 105 cm genişliğinde ve 60 cm yüksekliğindeydi.

“Türk”ün meziyeti, satranç oynamaktı. 1770 yılında ilk satranç karşılaşmasına çıkmış ve daha sonra karşısına oturan rakiplerinin neredeyse tamamını yenmeyi başarmıştı.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Nasıl çalıştığı 70 yıl boyunca çözülemeyecekti.

Mekanik Türk çizimi 1

Satranç ustası “Türk”, mekanik oyuncak ve aletlerin büyük ilgi gördüğü bir dönemde tasarlanmıştı. Avusturya’daki Hellbrunn Sarayı’nda 200’den fazla otomaton ile oluşturulmuş ütopik bir şehir tasviri sergileniyordu. Bu hayali kentte, mekanik maketler gündelik işleri üstlenmişlerdi. Satranç ustası “Türk” her ne kadar böylesine incelikli bir tasarım olmasa da ona Avrupa çapında büyük şöhret getiren şey sadece dış görünüşü değildi.

“Türk”ün düşünebildiği ve muhakeme yapabildiği fikri yayılıyor.

Wolfgang von Kempelen
Wolfgang von Kempelen

Mekanik Türk’ün geliştiricisi Baron Von Kempelen, satranç ustasını tüm dünyaya tanıtırken otomatonun çok becerikli bir oyuncu olduğunu söylüyordu. “Türk”ün önündeki masanın altındaki kapakları açan Von Kempelen, çıkardığı satranç tahtasını sarıklı, bıyıklı ustanın önündeki masaya koymuştu. Baron bunun bir aldatmaca olmadığını ispatlamak için de izleyicilerden herhangi birisinin gelip mekanik satranç ustasıyla maç yapabileceğini söylemişti.

Satranç ustası “Türk” ilk maçında kafasını sağa sola çevirip sanki masadaki taşları kontrol edercesine hareket etmişti. Ardından mekanik kol harekete geçip ilk piyonu hareket ettirmişti. Rakibinin vezirini tehdit ettiğinde başını üç kez sallamış, şah çektiğinde ise üç kez baş sallamıştı.

Bu satranç ustasının mahareti izleyenleri hayrete düşürüyor.

Mekanik Türk çizim detayları

İnsanların öngörülemez hareketlerine karşı tepki verebilen mekanik bir manken ilk kez görülüyordu. Satranç ustası “Türk” adeta kendi özgür iradesiyle hareket ediyordu. Her maçın sonunda satranç ustasının önündeki masanın altında bulunan kapaklar açılıyor ve içeride, maketi hareket ettiren bir insanın olmadığı izleyicilere gösteriliyordu.

Avrupa genelinde büyük bir hayranlıkla karşılanan bu maket aynı zamanda korkuya da yol açtı.

Mekanik Türk eski bir örneği

Elbette 18. yüzyılda herhangi bir yapay zeka teknolojisinden bahsetmek mümkün değil. Dönemin bilim insanları da bunun farkındaydı. Ancak yine de kimse bu satranç ustasının sırrını bir türlü çözemiyordu.

Prusya Kralı II. Frederick
Prusya Kralı II. Frederick

Birçokları için cansız bir makinenin özgür iradesinin olması kabul edilebilecek bir şey değildi. Yine de satranç ustasının başarısını açıklayamıyorlardı. Satranç ustası “Türk” ABD’nin Virginia Eyaleti’nde Edgar Allan Poe ile tanışmadan önce büyük bir dünya turuna çıkmış, Prusya Kralı II. Frederick‘i ve İngiltere Kralı III. George‘u yenmişti.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

“Türk”ün alt ettiği bir diğer rakip ise o yıllarda Amerikan kolonilerinin Fransa’daki elçisi olan Benjamin Franklin’di.

Benjamin Franklin

Bir süre sonra turneler azaldı, satranç ustası gözlerden uzaklaştı. Aradan yıllar geçtikten sonra müzik kutusu imalatçısı Johann Nepomuk Maelzel, satranç ustasını tekrar gün yüzüne çıkardı. Bu dönemde satranç ustası “Türk” belki de en büyük rakibiyle karşılaştı: Napolyon Bonapart.

1809 yılında Wagram Savaşı sırasında Napolyon, Viyana’daki Schönbrunn Sarayı’nı karargahı haline getirmişti. Maelzel de aynı dönemde Saray’da ikamet ediyordu ve Fransa İmparatoru ile satranç ustasının bir maç yaptığını, “Türk”ün kazandığını anlatıyordu.

“Hak ettim”

Napolyon Bonapart

Maelzel, rövanş maçında Napolyon’un hile yaptığını, durumdan pek de hoşlanmayan “Türk”ün ise parmaklarını masada tıkırdatarak karşılık verdiğini söylüyordu. Napolyon aynı hileli hamleyi bir daha yapmış ve yine durumdan memnun olmayan “Türk” ile karşılaşmıştı. Ancak Maelzel’in anlatımına göre Napolyon üçüncü kez aynı hileyi deneyince bu kez sinirlenen satranç ustası “Türk” sinirlenip satranç tahtasındaki tüm taşları devirmişti.

Napolyon ise kısık sesle “Hak ettim” demişti.

Satranç ustasının mekanizması hakkında çeşitli teoriler ortaya atılırken dünya turları da yeniden başlamıştı.

Mekanik Türk çizimi 2

1838’de Maelzel Küba’da hayatını kaybetti. Elden ele dolaşan satranç ustası “Türk” kendisini ABD’nin Philadelphia eyaletindeki Çin müzesinde buldu. “Türk”, 1854’te çıkan büyük Philadelphia yangınında yanan müze eserleri arasındaydı.

Sırrı neydi?

Mekanik Türk müzede

Pek çok kişi “Türk”ün, satranç tahtasının altındaki küçük dolapta saklanan çok iyi bir satranç ustası tarafından idare edildiğine inanıyordu. Aynı satranç ustasının, “Türk”ün elden ele sahip değiştirdikçe görevini icra etmeye devam ettiği fikri hakimdi. Maketin kolunu bir pantograf yardımıyla hareket ettirdiği, “Türk”ün başını ve gözlerini de idare edebildiği düşünülüyordu.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Nasıl çalıştığı hala gizemini koruyor.

Mekanik Türk temsili
Mekanik Türk’ün Hikayesi

Sonuç olarak “Türk” aslında, insan taklidi yapan bir makineyi idare eden bir insandı. Ancak bundan yüzyıllarca önce “düşünebilen ve özgür iradesi olan makineler” fikrinin tohumlarını da atmayı başarmıştı.

Kaynak: 1, 2, 3

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir