Nazilerin “Lebensborn Programı” ve Üstün Bir Irk Yetiştirme Arayışı

diazepam 24 Şubat 2022

Nazilerin Lebensborn programı üreme, adam kaçırma ve hatta cinayet yoluyla Almanlaştırılmış çocuklardan oluşan süper bir ırk yaratmayı amaçlıyordu.

Nazi Almanyası liderleri tarafından ortaya konan en acımasız politikalar arasında (gettolar, toplama kampları, gaz odaları, vb.) Nazi Lebensborn programı, kamuoyunda nispeten çok daha az biliniyor.

Bunun nedeni belki de Lebensborn programının Hitler’in soykırımcı politikalarının tersi olmasıdır. Diğer yasalar, Nazilerin değersiz olduğunu düşündükleri kişileri tecrit etmeye ve yok etmeye odaklanırken, Lebensborn toplumu en iyinin en iyisiyle yeniden doldurmayı amaçlıyordu: ırksal olarak saf Aryan çocuklarından oluşan yeni bir ürün.

Yine de Nazilerin dokunduğu her şeyde olduğu gibi, bu proje de büyük bir gaddarlığa imza attı, yıkıcı kayıplara neden oldu ve yeni nesil Avrupalı ​​çocuklar için geniş kapsamlı sonuçlara yol açtı.

Almanya, Nüfusun Korkunç Derecede Azalmasından Kurtulmanın Bir Yolunu Arıyor

Lebensborn çocukları

Lebensborn bir soruna çözüm olarak başladı: Almanya bir demografik felaketle karşı karşıyaydı.

Birinci Dünya Savaşı, ülkenin genç erkek nüfusunu yok etmişti. Yaklaşık 2.000.000 Alman askeri asla eve dönmedi – bu sadece 1918’i takip eden yıllar için değil, sonraki on yıllar için de korkunç sonuçları olan bir kayıptı. Bu askerler asla evlenmeyecek ya da aile kuramayacaktı, bu da yeni nesil Almanların gerçekten küçük bir grup olacağı anlamına geliyordu.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, 1920’lerde ve 30’larda Alman kadınları için evlilik beklentileri özellikle acımasızdı ve bu, bir dizi istenmeyen evlilik dışı gebeliklere yol açan bir durumdu.

Himmler ve bir kız çocuğu
Heinrich Himmler

1935’te Alman hükümeti, her yıl 800.000 kadar hamileliğin kürtajla sonuçlandığını tahmin ediyordu.

Adolf Hitler ve Heinrich Himmler için bu, ulusun tükenmiş nüfusunun saflarını şişiren ve onları ırksal olarak saf bir toplum hedeflerine yaklaştıran küçük Aryan çocuklarının akıl almaz bir israfıydı.

Lebensborn programı bu bağlamda oluşturuldu.

İlk bakışta, “Yaşam Çeşmesi” anlamına gelen Lebensborn mütevazı bir proje gibi görünüyordu: SS subaylarının hamile eşlerine ücretsiz doğum öncesi ve doğum sonrası bakım sunmak için bir dizi mükemmel tesis kuracaktı.

Swastika (Gamalı Haç) altında yapılan vaftiz.
Swastika (Gamalı Haç) altında yapılan vaftiz.

Anneler ve bebekler, kocaları Nazi rejimini yönetirken titizlikle bakılacak ve – onları engelleyecek herhangi bir mali veya sağlık kaygısı olmaksızın – çiftler mümkün olduğunca sık üremeye teşvik edilecekti.

Ancak SS subaylarının Almanya’yı tek başına yeniden doldurmaları beklenemezdi. İşte o zaman baş Nazi S.S. subayı Heinrich Himmler devreye girdi.

Lebensborn Programı Anneliği Yeniden Tanımlamaya Çalışıyor

Almanya'da bir Lebensborn çocuk odası.
Almanya’da bir Lebensborn çocuk odası.

1935’te Himmler, ırk profiline uyan tüm evli olmayan anneleri bir Lebensborn evinde doğum yapmaya davet eden bir propaganda kampanyası başlattı.

Evlenmemiş anneler hakkında asırlık bir tutumu tersine çevirmeye çalıştığı için iddialı bir taahhüttü. Artık evlilik dışı çocuk sahibi olmak bir utanç kaynağı değildi – bunun yerine, Nazi rejimi, ebeveynlerinin medeni durumuna bakılmaksızın herhangi bir Aryan çocuğunun doğumunu kutlardı.

Himmler, kalifiye olan herhangi bir hamile kadının sessizce bir Lebensborn tesisine getirileceğine, en iyi bakımı ücretsiz olarak sunacağına ve doğum yaptıktan sonra, uzun süredir nerede olduğu konusunda kimseye hesap vermeden evine dönebileceğine söz verdi.

Lebensborn bebekleri - 1

Çocuğunu kendisi yetiştirmeye hazır değilse, program evlat edinmeyle ilgilenen uygun bir Aryan ailesi bulmasına yardımcı olacaktı.

Ancak politikanın cömertliği sınırlıydı. Zenginlik veya sosyal statü temelinde değil, soy kütüğü temelinde kesinlikle ayrımcılık yaptı. Sadece babalık kanıtı ve üç kuşaktan kalma ırksal olarak saf bir aile ağacına erişmenizi sağladı. Sonuç, yüzde 40 civarında seyreden bir kabul oranıydı.

Yine de hükümetin evli olmayan annelere kollarını açması bile sayıları dramatik bir şekilde değiştirmeye yetmedi. Böylece Himmler, Lebensborn programını bir adım daha ileri götürdü.

Bir bakıcı, Lebensborn çocuklarının üzerine titriyor.
Bir bakıcı, Lebensborn çocuklarının üzerine titriyor.

“Uygun” kadınların SS askerleriyle tanışabileceği ve her iki taraf da uygunsa, masada hiçbir evlilik teklifi olmadan Nazi partisi için daha fazla bebek yaratabileceği gizli toplantılar düzenlemeye başladı.

Adalet Bakanlığı’na gönderilen raporda şu ifadeler yer aldı:

“[Alman Kızları Birliği]’nin liderleri, kızlarına gayri meşru çocuk sahibi olmaları gerektiğini ima etti; bu liderler, yaygın erkek kıtlığı göz önüne alındığında, her kızın gelecekte bir koca bulmayı bekleyemeyeceğini ve kızların en azından Alman kadınları olarak görevlerini yerine getirmeleri ve Führer’e bir çocuk bağışlamaları gerektiğine dikkat çektiler.”

Bir Lebensborn bebeği için vaftiz töreni.

Aynı zamanda, Alman boşanma yasalarında 1938’de yapılan bir reform, erkeklerin kırklı yaşlarının sonlarında ve ellili yaşlarında eşlerini bırakıp daha genç kadınlarla, yani çocuk sahibi olabilecek kadınlarla evlenmelerini kolaylaştırdı.

Almanya’da önümüzdeki iki yıl içinde yaklaşık 30.000 boşanma gerçekleşti ve bunların yüzde 80’i bu kategoriye girdi.

Lebensborn Almanya’nın Ötesine Yayılıyor

Bir Nazi hemşiresi “Alman süper ırkı” çocuklarıyla birlikte

Alman Reich, anneliği bir Olimpiyat etkinliğine dönüştürmek için elinden gelenin en iyisini yapıyor ve üç klasmanda Anneler Onur Haçı veriyordu: bronz, gümüş ve altın. En düşük klasman, bir kadının en az dört çocuk doğurmasını ve büyütmesini gerektirirken, en yüksek onur, sekiz veya daha fazla doğuran kadınlara uygun görülüyordu.

Annelerin Onur Haçı’nı taşıyanlar benzersiz ayrıcalıklar elde ettiler: sıralarda en öne geçebilir, çocuklara bakmalarına yardımcı olmak için tasarlanmış devlet desteklerinden istifade edebilir ve hatta kasaplardan en iyi etleri alabilirlerdi.

Bir Nazi hemşiresi “Alman süper ırkı” çocuklarıyla birlikte; Nazi bilim adamları, onlara daha Aryan bir görünüm kazandırmak için saçlarının ve gözlerinin rengini açmaya çalıştı. 1941.
Bir Nazi hemşiresi “Alman süper ırkı” çocuklarıyla birlikte; Nazi bilim adamları, onlara daha Aryan bir görünüm kazandırmak için saçlarının ve gözlerinin rengini açmaya çalıştı. 1941.

Ancak her Alman vatandaşı bu imkanlardan yararlanamazdı. Bazıları, Lebensborn programının annelik üzerindeki vurgusunun cinsel ahlak dayatması anlamına geldiğini hissetti.

Lebensborn tesislerinin kurulduğu kasabalarda – genellikle Alman Yahudilerinin gettolara ve toplama kamplarına zorla gönderilmeden önce yaşadıkları evlerde ve binalarda – evli olmayan annelere şüpheyle ve bazen de düpedüz öfkeyle davranıldı.

Himmler’in propagandası doğum oranını yükseltiyor olsa da toplumu bir gecede değiştiremezdi. Bunun için Almanya sınırlarının dışına bakması gerekecekti.

Lebensborn programı çocuklarını taşıyan Alman kadınlar.
Lebensborn programı çocuklarını taşıyan Alman kadınlar.

1939’da Nazi rejimi, fethettiği Avrupa ülkelerinin çocuklarıyla ilgilenmeye başladı.

İşgal altındaki Avrupa’daki sarı saçlı ve mavi gözlü yetimler ortadan kaybolmaya ve en küçüğünün evlat edinileceği ve en yaşlısının yeniden eğitim ve Almanlaştırma için yatılı okullara gönderildiği Nazi Lebensborn tesislerinde yeniden ortaya çıkmaya başladı.

SS askerleri, Polonya ve Yugoslavya’daki Aryan görünümlü çocukları, genellikle ebeveynlerinin açıkça görebileceği şekilde almaya ve onları yeniden eğitim almaları için Almanya’ya götürmeye başladı.

Lebensborn bebekleri - 1

Eğitimlerine direnenler veya yetersiz Aryan olduklarını kanıtlayanlar, küçük bedenler için bir ölüm cezası olan toplama kamplarında ağır işlerde çalışmak üzere gönderildiler.

Bildirildiğine göre Himmler, “[Çocukları] gerekirse onları çalarak veya kaçırarak çevrelerinden uzaklaştırmak ve yanımıza almak bizim görevimizdir” dedi.

Nazi subayı ve ailesi

Bu eylemin acımasızlığıyla karşı karşıya kaldığında, “Nasıl olur da ileride oğlunu ve torununu öldürecek olan gelecekteki düşmanını diğer tarafta bırakacak kadar zalim olabilirsin?” diye karşılık verdi.

Çalınan çocuklara eski isimlerini ve ebeveynlerini unutmaları söylendi. Birçoğu, otorite figürleri tarafından ebeveynlerinin artık onları istemediğine ikna edildi. Artık Almanya onların vatanıydı ve ona gururla bağlılık yemini edeceklerdi.

Lebensborn Programının Son Günlerindeki Yıkım ve Kaos

Nazi çalışma kampındaki Polonyalı çocuklar.

Savaşın gidişatı Müttefiklerin lehine dönerken, SS liderliği çaresizleşti.

Himmler şimdi her SS askerinin savaşa gitmeden önce en az bir çocuk babası olması gerektiğini ilan etti. Askerlere, savaşırken annelerin ve bebeklerin bir Lebensborn evinde bakılacağına dair güvence verdi.

Ancak sekse yönelik yeni vatansever tutum şimdiden canını sıkmaya başlamıştı: zührevi hastalık yaygındı ve Lebensborn programı işgal altındaki Avrupa’nın diğer bölgelerine yayıldıkça daha da kötüleşti.

Fransa, Belçika, Hollanda, Polonya, Norveç ve Lüksemburg’da doğum servisleri açıldı. Bu servislerin hastaları, Nazi askerleri tarafından, bazen kendi rızalarıyla bazen de rızaları dışında, hamile bırakılan kadınlardı.

1941 Eylül'ünde açılışından sadece birkaç hafta sonra Norveç'teki ilk Lebensborn anne ve doğum bakım evi.
1941 Eylül’ünde açılışından sadece birkaç hafta sonra Norveç’teki ilk Lebensborn anne ve doğum bakım evi.

Sadece Norveç’in Lebensborn tesislerinde şaşırtıcı bir şekilde 8.000 ila 12.000 arasında çocuk dünyaya geldi.

Almanya yenildiğinde ve savaş sona erdiğinde, Nazi yönetiminden yeni kurtulan ülkelerin hükümetleri zor bir seçim yapmak zorunda kaldı. İşgalcilerin çocuklarını taşıyan bekar annelerle dolu evlere ne yapılmalı?

Norveç hükümeti, Lebensborn evlerinin sakinlerine bakmaya devam etmeyi seçti, bu seçim açlıktan ölmek üzere olan halkın tepki gösterdiği bir seçimdi. Lebensborn kadınlarının çoğu dövüldü ya da kaçtı ve çocukları zorbalığa uğradı.

Lebensborn bebekleri güneşin tadını çıkarıyor.
Lebensborn bebekleri güneşin tadını çıkarıyor.

Ancak hasar Norveç’in çok ötesine geçti. Gayretli SS subaylarının diğer Avrupa ülkelerinden kaçırdığı Aryan görünümlü çocukları tespit etmek için elde çok az bilgi vardı.

Müttefik kuvvetler zafere yaklaşırken Naziler, Lebensborn programındaki belgelerin neredeyse tamamını imha etti ve tahmini 200.000 kurbanı ailelerinden ayırdı. Bazıları eve dönebildi, ancak diğerleri dönüş yolunu bulabilecek kadar ailelerini hatırlayamadı.

Yine de diğerleri, gerçek ailelerinin onları istemediğine ikna oldular; kendilerini iyi ya da kötü Alman vatandaşı olarak görüyorlardı.

Polonya'da Lebensborn programı için ailesinden koparılan bir çocuk.
Polonya’da Lebensborn programı için ailesinden koparılan bir çocuk.

Lebensborn programının en ünlü çocuğu, babası bir Alman çavuş olan Norveçli ABBA şarkıcısı Anni-Frid Lyngstad. Dul annesi savaştan sonra kaçtı ve kızını hükümetin birkaç yüz mülteci çocuğu kabul ettiği ve onları zulümden kurtardığı İsveç’e götürdü.

Birçok ebeveyn, çocuklarına miraslarından ve Lebensborn programından bahsetmemeyi seçti, gençlerinin inanması için daha iyi hikayeler ve kurgusal babalar icat etti.

Ve bazıları, Adolf Hitler ve Heinrich Himmler’in, Lebensborn’un nihai hedefi olan bin yıl boyunca hüküm sürecek bir üstün ırk inşa etme arayışlarında onlara oynatacağı rolün farkında olmadan, bugüne kadarki mirasları konusunda hâlâ karanlıktalar.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir