Patlıcan Yangınları: Osmanlı Zamanında Evleri, Mahalleleri ve Hatta Semtleri Kül Eden Bir Acayip Yangın

Bahadir Cakman 3 Temmuz 2020

Patlıcan yangınları Osmanlı İmparatorluğu zamanında halkın korkulu rüyasıymış, patlıcan pişirilirken çıkan yangınlar birçok evi, sokağı, semti kül etmiş.  

Halkın çok sevdiği ve bolca tükettiği patlıcanın közlenmesi ve kızartılması sırasında sıçrayan közlerden alev alan evlerin hızla önce mahalle, sonra semt, sonra da İstanbul’un yarısını yakacak yangınlara dönüşmesi sonucu bir dönem patlıcana yasak dahi getirilmiştir. Yaz aylarının en kritik dönemlerinde patlıcan közlemekten kendini alamayan İstanbul ahalisinin yana yakıla patlıcan yemeye devam etmesi ise trajikomik bir durum olarak tarihteki yerini almış bulunuyor.

Patlıcan mevsimi gelince, İstanbul’da deliler ile yangınlar çoğalır…

Osmanlı yangınlar

Bu deyiş bir zamanlar çok yaygın şekilde kullanılırmış. Bu, patlıcan mevsimi olarak bilinen ağustos ayında sıcaktan bunalan insanların sayısının arttığı ve sıcaktan kavrulan ahşap nedeniyle fazla yangın çıktığı için söylenmiş bir ifadedir.

Gerçekten de Ağustos ve Eylül aylarında İstanbul’da yangınların ardı arkası kesilmez, ahşap konaklarda patlıcan közleme sevdasıyla yakılan ateşlerden çıkan yangınlar binlerce binayı kül ederdi. Özellikle yaz mevsiminde patlıcan kızartılırken çıkan bu yangınlara halk “patlıcan yangınları” adını koymuştu. Patlıcan tavasının ateşte unutulması veya kızgın yağın içerisine su damlaması sebebiyle çıkan yangınlar; önce bir evi daha sonra bir sokağı ve daha sonra da mahalleyi yok etmekteydi.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Bir İstanbul karabasanı: Patlıcan yangınları!

Osmanlı yangınlar - 1

Evlerin birbirlerine bitişik veya çok yakın olmasına bir de sokakların dar olması eklenince çıkan yangınlar kısa sürede mahalleye ve daha sonra semte yayılabilmekteydi. Rüzgarlı akşamlarda evden eve yayılıp mahalleleri yutan bu yangınlara “patlıcan yangınları” denirdi. Kısacası patlıcan mevsimi İstanbul’un karabasanıydı. Patlıcan mevsiminde, bollaşıp ucuzladığı zaman yangınların sayısının artmasının ardından başka sebepler aramaya gerek yok, fail patlıcandı.  

Patlıcanı kızgın yağda kızartma alışkanlığı, kazaların başlıca nedeniydi.

Osmanlı yangınlar - 2

Kimi yangınların, ahşap ev mutfaklarında patlıcan kızartılırken, kızgın yağın oraya buraya sıçramasıyla başladığı bir gerçekti. Ama yangınlar daha ziyade, mangalların söndürülmeden bırakılması ve rüzgarın kıvılcımları dağıtmasıyla çıkıyordu.

Eskiler her şeyi mevsiminde yer, mevsimine göre hareket ederdi.

Tulumbacılar

Şimdiki gibi, ithallerini ya da serada yetiştirilmişini manavda senenin her ayında bulmak mümkün değildi. Patlıcanın tek mevsimi vardı, o mevsim de yazdı. Ağustos ve Eylül ayları patlıcanın en bol olduğu aylardı. Bu aylarda, ikindiden sonra hizmetçiler sıra sıra mangalları bahçeye dizer, üfleyerek yelpazeleyerek mangalı yakar, kor oluştuğunda patlıcanların irilerini dibe daha küçüklerini üste yerleştirirler sonra da küllerlerdi. Söndürülmesi unutulan mangal da yangın kaynağı olurdu.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

İki gün iki gece devam eden yangın

Osmanlı yangınlar - 3

Fatih Çırçır semtinde, 23 Ağustos 1908 tarihinde meydana gelen ve iki gün iki gece devam eden yangın patlıcandan çıkmıştır. Yangında Saraçhane ve Bozdoğan Kemeri çevresinde çok fazla hasar oluşmuş, 1500 kadar bina yangın sebebiyle zarar görmüştür. Sadece evler değil, dükkan, cami ve medrese gibi binalar da bu patlıcan yangınından nasibini almıştır.

“Patlıcan mevsimi geldi. Hanımlar yangına dikkat!”

Osmanlı yangınlar - 4

Bir vakitler gazetelerde bu şekilde haberler çıkarmış. Muskalar yazdırılmış, adaklar adanmış ama patlıcan yangınlarının önüne bir türlü geçilememiş. On binlerce evle birlikte sanat eserleri, kütüphaneler, el yazmaları, konaklar, saraylar ve nice canlar yangında yok olmuştur.

Her besin gibi patlıcan tüketimi sırasında da dikkatli olunması gereken hususlar vardır.

Patlıcan yemekleri

Uzmanlara göre, patlıcan, en sağlıklı olarak kül veya ocakta pişirilip kabukları soyulmalı ve ince kıyılmalıdır. Közlenmiş olarak veya tencere içerisinde karışık sebzelerle beraber tencere yemeği olarak tüketilmesi önerilmektedir. Çiğ olan patlıcandaki bazı maddeler zehirlenmeye sebep olabildiğinden pişmiş halde tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Yaygın bir söylentiye göre, çok patlıcan yiyen melankolik oluyormuş…

Karnıyarık

Patlıcan mevsimi gelince, İstanbul’da deliler ile yangınlar çoğalır sözünü en başta söylemiştik. Burada geçen yangını kısaca izah etmeye çalıştık peki ya deliler ne oluyor? Anadolu’nun bazı yörelerinde, garip davranışlarda bulunanlara ‘Patlıcan delisi’ denmesinin de bir sebebi var. Patlıcanın içindeki birtakım maddeler bu hafif deliliğe yol açıyor olabilir.

16. yüzyılda, İngiltere’de patlıcana bu özelliğinden dolayı ‘Mad Apple’ yani ‘Deli Elma’ denirmiş ve üretimi bir süre yasaklanmış.

Patlıcan közleme

İtalya’da da patlıcanın insanları delirttiğine inanıldığı için ekimine sınırlama gelmiş.

Fransa’da ise yüksek ateşe ve sara hastalığına neden olduğu gerekçesiyle, 1700’lü yılların ortasına kadar mutfaklara sokulmamış.

Kaynak: Patlıcan Yangınları. Prof. Dr. Abdurrahman KILIÇ İTÜ Makina Fakültesi

İlginizi çekebilecek diğer içerikler