Popüler Şeyler İlginizi Çekmiyorsa İşte Az Kişinin Bildiği 25 Harika Kitap

Sezgin Eroglu 25 Ekim 2018

Popüler olmamaları güzel olmadıklarından değil, insanların kendine saklamak istemesinden.

Bazı kitaplar çıkar çıkmaz yüz binler satar, birkaç saat içinde en çok okunanlar listelerine girer. Bazı kitaplar ise sessiz ve derinden ilerleyip kendilerine kalıcı bir yer edinmesini bilir. Bu kitaplar popüler olmadığı için çok kişi tarafından bilinmez ve tavsiye edilmez. Ama biz kitapları popüler, popüler olmayan diye ayırmıyoruz ve sizlere çok fazla kişiden duyamayacağınız birbirinden güzel az bilinen kitapları öneriyoruz. Okuyun pişman olmazsınız.

1. Küçümseme, Alberto Moravia

Küçümseme
Sevmediği halde, paraya ihtiyacı olduğu için senaryo yazarlığı yapan Molteni, güzel karısı Emilia’yı mutlu edebilmek için ona bir ev satın almak ister. Bu amaçla Homeros’un Odysseia destanını popüler bir filme uyarlama işini de üstlenir. Senaryo yazımı ilerledikçe filmin yapımcısı, yönetmeni ve genç çift arasında garip bir bağ kurulur. Bir yandan Molteni, çok sevdiği karısı Emilia’nın kendisini sevmediği soğuk davrandığı fikrine kapılır, öte yandan Emilia anlaşılmaz bir tavır içerisine girer. Kuşkularla, saplantılarla bunalan Molteni, karısının onu artık sevmemesinin, hatta küçümsemesinin nedenini araştırmaya başlar, ancak beklenmedik bir anda tanık olduğu olay, evliliğini, işini ve giderek bütün hayatını bambaşka bir yöne çevirecektir.

2. Penguenler Adası, Anatole France

Penguenler adası
St. Mael çok yaşlı bir din adamıdır. Bir gün taş teknesi ile yaptığı seyahatte yolu bir adaya çıkar. Bu adada penguenler yaşamaktadır. Yaşlı din adamı, yolculuğundan dolayı yorgundur, zaten gözleri de iyi görmemektedir. Bütün penguenleri insan zanneder ve hepsini vaftiz eder. Bu olay üzerine cennetteki ulu kişiler arasında tartışma başlar. Bu vaftiz geçerli midir? Vaftiz sadece insanlar için midir? Sonuçta tanrının kararı ile tüm penguenler insana çevrilir ve olaylar başlar.

3. Kedilerin Dili, Spencer Holst

Kedilerin dili
Spencer Holst’un son derece zekice kurgulanmış, esprili öykülerini topladığı kitabı.

4. Austerlitz, W.G. Sebald

Austerlitz
Kendi kökenini keşfetmeye girişen akademik kariyer sahibi Jacques Austerlitz’in izini süren bir hikâye. Vatanından, dilinden ve adından koparılan bir öksüzün, yersiz yurtsuzun öyküsünü anlatan Austerlitz, bir ebedi gezginin her uğrakta bıraktığı izleri adım adım takip eden bir anlatı.

5. Öldürmeye Değer Kişiler, Peter Swanson

Öldürülmeye değer kişiler
Lily Kintner Heathrow Havalimanı, bekleme salonunun barında Ted Severson’la tanışır. İçilen martinilerin sayısı arttıkça aralarındaki samimiyet de artar. Bu iki yabancı kendileriyle ilgili en mahrem sırları birbirlerine anlatırlar. Ted, karısı Miranda’nın kendisini bir hafta önce aldattığını öğrendiğini söyler. Belki de en başından beri birbirlerine uygun değildirler. Sohbet ilerledikçe Ted yarı şaka karısının ihaneti yüzünden onu öldürmek istediğini açıklar. Bu şok edici itiraf karşısında Lily, ona bu konuda yardım edebileceğini söyleyerek işi içinden çıkılmaz bir hale sokar.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

6. Uykuda Çocuk Ölümleri, Ali Teoman

Uykuda çocuk ölümleri
“İşte!” diye atıldım heyecanla, ‘Benim üzerinde çalışmakta olduğum konu da bu: Uç ölüm, yani Uykuda Çocuk Ölümleri. Size rastlamam ne büyük şans! Bana yardım edebilirsiniz belki. Bu bilgileri nereden edindiniz? “İniş ne kadar sürdü, bilemiyorum. Kemerime sokuşturmuş olduğum yedek paftaları birbiri ardına tutuşturuyordum. Merdiven gitgide daha dikleşiyor, dehliz bir kuyuyu andıran dikey bir boruya dönüşüyordu. Bastığım yere çok dikkat etmem gerekiyordu ayağım kayıp aşağıya yuvarlanmamak için. Yatsı ezanını okuduktan sonra minareden inmekte olan bir müezzin gibi hissediyordum kendimi.

7. Çukur, Andrey Platonov

Çukur
Stalin Rusyası’nda, emekçilerin gelecekteki güzel günlerde bir arada yaşaması için yapılması planlanan devasa bir binanın temel çukurunun kazılma sürecini anlatıyor Çukur – elbette “Platonov tarzında”. Platonov okurları bunun ne anlama geldiğini hemen anlayacaktır: absürt diyaloglar, varoluşsal sorgulamalar, sosyalizmin soyut idealleriyle somut uygulamalar arasındaki uçurumun gözler önüne serilmesi, sürekli propagandası yapılan ideolojiyi komik bir şekilde yanlış anlayan naif karakterler ve özgün, “tuhaf”, emsalsiz bir dil.

8. Ayak İzlerinde Adımlar, Julio Cortazar

Ayak izlerinde adımlar
“Kim bilir nasıl bitebilirdi başı bile olmayan bir olay, ortalarda başlamıştı ansızın ve belli bir sınırla çevrelenmeden bitiverdi, başka sislerin başladığı bir noktada; her neyse, konuya girmek için şunları söylemek gerekiyor: Pek çok Arjantinli, yazı Luberon vadisinde geçirir, bu bölgenin en eski sakinleri olan bizler onların uzaklarda yankılanan seslerini sık sık duyarız, büyüklerle birlikte çocuklar da gelir, bu da Silvia demektir zaten, çiğnenmiş bahçeler, çatalla et yenilen öğle yemekleri, çocukların al yanakları, korkunç ağlamaları izleyen İtalyanvari bağrışmalar…”

9. 2666, Roberto Bolano

2666
Meksika’nın Santa Teresa kentinde işlenen kadınlara yönelik cinayetlerin ve Archimboldi adlı gizemli bir yazarın birleştirdiği beş bölümlük hikâyede Roberto Bolano’nun kariyeri boyunca savunduğu fikirler, kullandığı motifler, simgeler, ikonalar ve şahıslar bir araya toplanmış.

10. Dürüst Yalancı, Rafick Schami

Dürüst yalancı
“Adım Sadık, ama bu bile kesin değil. Çünkü ağzımdan çıkan ilk kelime ‘yalan’dı. Bir gün babam işten eve geldi ve benimle hiç ilgilenmedi. Çok sinirlenmiştim. Saatler sonra yanıma gelerek bana doğru eğildi. Gözlerimi kapatıp geleceğim üzerine düşünmeye başladım. Babam bunu hiç fark etmedi ve yüksek sesle bana hala yaşayıp yaşamadığımı sordu. Kızgınlıktan kuduruyordum ve babamın dünyada en çok nefret ettiği şeyin annemle karıştırılması olduğunu bildiğim için, kollarımı ona doğru uzatarak, ‘Anne,’ dedim. Bu benim ilk yalanımdı.”

11. Maderzad Palas, Erbuğ Kaya

Maderzad palas
“Erbuğ Kaya yakamızdan tutup bizi başka bir dünyaya götürmüyor; her iyi edebiyat yapıtında olduğu gibi, bu dünyanın başka bir boyutuyla tanıştırıyor. Hatta yüzleştiriyor. Maderzad Palas gerçeküstü bir mekân mı? Aslında değil. Kapı komşumuzun evinde bir meşruke ağacı olmadığını kim kanıtlayabilir? Ya da yaşadığımız, daha doğrusu içinde bocaladığımız bu hayat Zulmat ile Tennur’un savaş alanı değil mi aslında? İyi ile kötünün, cennet ile cehennemin, siyah ile beyazın…

12. Akışkan Aşk, Zygmunt Bauman

Akışkan aşk
Bu eserin başkahramanı insan ilişkisidir. Başkişiler erkekler ve kadınlardır, çağdaşlarımızdır, beyinlerinden başka bir şeye güvenmekten umutlarını kesmiş, aşikâr bir yararsızlık duygusu hisseden, ihtiyaç durumunda güvenebileceği yardımsever bir el kadar birliğin güvenliğini de ateşli bir şekilde arayan, “ötekiyle ilişkiler kurma”ya can atanlar…

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

13. Büyücü, John Fowles

Büyücü
Çağının yarı entelektüel bunalımlarını geçirmekte olan, Oxford mezunu Nicholas Urfe, İngiltere’nin kasvetinden ve aşktan kaçmak için ücra bir Yunan adasına İngilizce öğretmeni olarak gider. Tek başına sıkıntılı günler geçirdiği, şair olma hayallerinin de suya düştüğü bir sırada, gizemli milyoner Conchis ile tanışır…

14. Muhtelif Lüks Bisküit, Murat Işık

Muhtelif lüks bisküit
Köklü bir holdingin veliahdı Vedat, yakışıklı, bencil, kendini beğenmiş, gününü gün etmekten başka derdi olmayan hovardanın tekiydi… Amcasının ölümüyle kapısı aralanacak büyük bir sır Vedat’ı hayatının yolculuğuna çıkaracaktı… Geçmişin sırlarını takip ederek çıktığı bu yolun sonunda kendisini neyin beklediğini ise asla tahmin edemezdi…

15. Joseph Andrews, Henry Fielding

Joseph Andrews
Çağdaşı Samuel Richardson’un Pamela romanına nazire olarak kaleme aldığı eser, bugün dahi hiciv romanının şaheserlerinden biri sayılır. Fielding, Joseph Andrews’da kendine has akıcı, özgün, yenilikçi üslubuyla İngiliz toplumunun çeşitli sınıflarının yozluğunu keskin bir ironiyle ortaya koymuştur.

16. Algı Kalesi & Rastlantı ve Devinim, Gültekin Karakuş

Algı kalesi - Rastlantı ve devinim
“Her kaosta bir sistem, her düzensizlikte bir düzen vardır.” Carl G. Young’a ait bu sözlerle başlıyor “Algı Kalesi.” Felsefi konular ve tartışmalar üzerine fantastik bir kurguyla oluşturulmuş bu ilginç roman 1873 İstanbul’u ile 2012 İstanbul’u arasında geçer. Kitabı elinize aldığınızda gidiş-gelişler olacağı düşüncesine kapılmayın siz yine de. Zira yazar kurguyu başlatırken 1873 tarihinde İstanbul’da bir meyhanede iki arkadaşın sohbetiyle sizi bu fantastik olayların içine çeker. Sonra da kitabın sonuna gelene kadar zihninizi meşgul edecek soruları sorup dururken tarihsel düzlemden kopmanızı engeller.

Sponsorlu Bağlantı

17. Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı, Romain Gary

Şafakta verilmiş sözüm vardı
Alev Er’in çevirdiği “Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı”, Polonya asıllı bir Fransız gencinin, annesinin müthiş çabasıyla kendisini büyüttüğü çocukluk dönemini ve ardı arkası kesilmeyen mektuplarıyla İkinci Dünya Savaşı’ndaki serüvenini anlatıyor…

18. Kitle ve İktidar, Elias Canetti

Kitle ve iktidar
Canetti bu kitabında “kitle” ve “iktidar”ın birbirlerini nasıl etkileyip çoğalttığını; insanlar arasında “emir” ve “itaat” ilişkisinin nasıl biçimlenerek saldırganlık mekanizmalarına dönüştüğünü anlatıyor. En az sorgulanan, dolayısıyla en tehlikeli şey olan “emir verme”nin emredilende özgür bir kişilik edinmesini önleyen bir sızı bıraktığını, bu sızının sürekli emredilen-lerde katmerleşerek itaati içselleştirdiğini gösteriyor.

19. Yitik Ruhlar Irmağı, Connie Palmen

Yitik ruhlar ırmağı
Aşk üzerine yazılmış, hüzün verici, dokunaklı, ancak yine de komik bir kitap. Edepsiz, arsız bir kitap da, çünkü mahremiyetin aleniliğine ilişkin pek bir kaygı taşımıyor. Söz konusu olan salt cinsel mahremiyet değil, ondan da önemlisi sersemce ve yiğitçe yaşanan bir aşk…

20. Psikoz 4.48, Sarah Kane

Psikoz 4.48
Sarah Kane, Yirmi sekiz yaşında, tahminen yüz elli kadar anti-depresan ve gene tahminen elli kadar uyku hapı alarak intihar etti. Hastaneye kaldırıldı. 2 gün sonra kendine geldi. Komadan çıktığı gece saat ikide kendini sessiz sedasız hastanenin bok götüren tuvaletinde aynı derece bok götüren tuvalet kapısına ayakkabı bağcıklarıyla astı. Psikoz 4.48, sağlıklı bir beden ve zihnin karşısına; deformeliği, ruhsal işkenceyi ve politik yitimi koyarak asla katılmak istemeyeceğiz bir döngünün kurulmasını sağlar. Bir yazarın bu metinde olduğu gibi kendi cenaze törenini yönetmesi kadar korkunç şeyler nadiren başımıza gelecektir.

21. Küçük Şeylerin Tanrısı, Arundhati Roy

Küçük şeylerin tanrısı
Varlıklı bir Hindu ailesinin güzel kızı Ammu, ailesinin yanında çalışan bir işçiye aşık olur. Önüne geçilmez, kural tanımaz, tutkulu bir aşkla bağlanırlar birbirlerine. Oysa genç adam “Dokunulmazlar” sınıfındandır, toplumun en alt kademesinden. Sonu olmadığını bildikleri bu aşkta “Küçük Şeylerle” yetinirler, geleceği düşünemezler. Genç kadının ayrıldığı kocasından olan biri kız, biri erkek ikiz çocukları bu aşkın doğal tanıklarıdır. Olaylar, birbirinden ayrılmayan bu çift yumurta ikizlerinin çevresinde döner; kızın gözüyle anlatılır.

22. Kırmızı Köpek, Louis de Bernieres

Kırmızı köpek
…Çevreyi keşfe çıktığımda, Dampier kasabasının biraz dışında Kırmızı Köpek’in bronz heykeline rastladım. Heykeli görür görmez, bu harika köpek hakkında daha fazla şey öğrenmem gerektiğini hissettim. Birkaç ay sonra Batı Avustralya’ya geri döndüm ve iki hafta boyunca Kırmızı Köpek hakkında hikayeler topladım, onun gittiği yerleri ziyaret ettim ve yolculuğum sırasında duyduğum her şeyi kâğıda geçirdim. Bir köpeği meşhur etmek için hikayeler yazdığımın sevgili kedimin kulağına gitmeyeceğini umuyorum

23. Günlerin Köpüğü, Boris Vian

Günlerin köpüğü
Aslolan iki şey vardır: güzel kızlarla aşk ve New Orleans’ın ya da Duke Ellington’un müziği, ikisi de aynı şey. Geri kalan yok olmalı, çünkü geri kalan çirkindir, ileride gelecek olan sayfalara tüm gücünü tamamen gerçek bir öyküden almıştır, çünkü başından sonuna kadar ben hayal ettim.

24. Karanlıkta Yolculuk, Jean Rhys

Karanlıkta yolculuk
Çağdaş İngiliz edebiyatının, değeri sonradan anlaşılan büyük yazarı Jean Rhys, 1934 yılında yayımladığı bu romanında, on sekizindeki “Anna Morgan”ı bir tiyatro topluluğuyla taşra kasabalarında dolaştırırken; İngiltere dışında geçen kendi çocukluk günlerini izlenimlerine de ver verir.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

25. Algernon’a Çiçekler, Daniel Keyes

Algernon'a çiçekler
Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zekâ seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir.

Ameliyattan sonra, Charlie’nin durumu günlüğüne yazdığı raporlarla takip edilmeye başlanır. İlk yazdığı raporlara çocuksu bir dil ve imla hataları hakimdir. Ve sonra ameliyat etkisini göstermeye başlar. Charlie artık, insanların kendisiyle dalga geçemeyeceğini ve bir sürü arkadaş edineceğini, aşık olduğu kadına açılabileceğini düşünür. Fakat zekâsı normalin çok üstüne fırladığından, çevresinde yadırganır, kıskanılır ve istemiş olduğu arkadaşları edinmekte yine başarısız olur ve yine yalnızdır…

Bonus – Annemi Bir Daha Görebilsem, Zana Muhsen

Annemi bir kez daha görebilsem
İngiltere’de doğup büyüyen on beş yaşındaki Zana ile on dördündeki Nadia, geçirecekleri altı haftalık tatilin heyecanyla, babalarının “düşler ülkesi” olarak tanımladığı Yemen’e giderler ve orada bin üç yüzer sterlin karşılığı kocaya satılmış olduklarını anlarlar. Birbirinden yarım saatlik yürüme mesafesinde iki ayrı dağ köyüne yerleştirilen genç kızlar, suyu ve elektiriği olmayan evlerde, hareketlerini kısıtlayan vahşi hayvanlar ve silahlı adamlarla kusatılmış bulurlar kendilerin. Tecavüz, ağır gündelik işler, hakaret vee dayakla tam bir cehennem hayatına katlanmak zorunda kalırlar. Sekiz yıl sürer bu işkence.


Bunlar da ilginizi çekebilir