Seksenli Yılları Anlayabilmek İçin Mutlaka İzlemeniz Gereken 80’lere Ait 30 Şaheser Film

Sefer Turgut 2 Kasım 2019

Seksenli yıllar denince akıllara pek çok şey geliyor, bunların arasına mutlaka 80’li yıllarda çekilmiş şaheser filmleri de eklemeniz gerekli.

1970’li yıllarda Hollywood stüdyoları genç yönetmenlere büyük bir şans verdi, bunun sonucu olarak sinemanın yeni altın çağı yaşandı. Ancak bu durum birçok stüdyo yöneticisinin başının ağrımasına yol açtı. 70’li yıllarda yaşanan büyük bütçeli felaketler sonucunda 80’lerde stüdyolar yeniden dizginleri ele aldı ve ayakları yere basan, sağlam ve güvenilir filmler çekilmesi için çaba sarf etti. Ancak yaratıcı bir zekaya pranga vurmak güçtür. Stüdyoların getirdiği pek çok kısıtlamaya ve dayattığı yüksek gişe beklentilerine karşın pek çok mükemmel film izleyicilerle buluşma şansı yakaladı. İşte türünde kült olmuş, ödülleri toplamış ve seyircinin büyük beğenisini kazanmış 80’ler filmleri.

1. Raging Bull (Kızgın Boğa) – 1980

Raging Bull (Kızgın Boğa)

Kızgın Boğa ortasıklet bir boksörün dizginlenemez kariyer hırsının, boksörün hayatına olan etkilerine odaklanıyor. Her zaman en iyisi olmak için kendine zarar verecek derecede korkutucu bir hırs barındıran boksör Jake La Motta, bu agresifliğini sadece ringde rakipleri üzerinde değil; ring dışındaki özel hayatına da taşıyor. Bu nedenle zamanla kariyerini kendi elleriyle un ufak ederken yakın çevresini de yavaş yavaş kaybediyor.

Bu yükseliş ve düşüş hikayesini, bizlere boksörün kendi sesinden anlatan siyah-beyaz film, usta yönetmen Martin Scorsese imzalı ve özellikle başroldeki Robert De Niro’nun muazzam oyunculuğu daha uzunca yıllar hafızalardan silinmeyecek türden. Usta aktörün bu başarılı performansıyla Akademi Ödülleri’nde Oscar’ı kucakladığını hatırlatalım.

IMDB: 8.2

2. Airplane (Uçak) – 1980

Airplane (Uçak)

Robert Hays eski dövüşçü ve uçuş ekibinin yemeklerden zehirlenmesi sonucu bir uçağın yönetimini ele almak zorunda kalan pilot rolüyle karşımızda. Kız arkadaşı (hostes) yardımcı pilot rolünde Julie Hagerty ve Robert Stack, Lloyd Bridges, Peter Graves, Leslie Nielsen, Kareem Abdul-Jabbar ve daha pek çok yıldız filmde rol alıyor.

Hikaye uçak felaketleri, dini konular, televizyon reklamları, romantizm, aşk ve bunun gibi bir dizi konuyla dalga geçerken eğlenceli ve komik bir sahneden bir diğerine atlıyor.

IMDB: 7.7

3. The Shining (Cinnet) – 1980

The Shining (Cinnet)

Cinnet, yazar Jack Torrance’ın, kış sezonunda kapalı olan Overlook Oteli’nin bakımını üstlenerek, ailesiyle birlikte otele taşınması sonrasında gelişen metafiziksel olayları konu alır. Jack’in doğaüstü sezgilere sahip olan küçük oğlu, zamanla otelin içerisinde yalnız olmadıklarını, geçmiş ve gelecekten gelen hayaletlerle birlikte yaşadıklarını görür ve ailesini buna inandırmaya çalışır. Aile bir kar fırtınası sebebiyle dağda konuşlanan bu otelde mahsur kaldığındaysa Jack doğaüstü varlıklar tarafından ele geçirilir ve yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlar.

IMDB: 8.4

4. Ordinary People (Sıradan İnsanlar – Büyük Ceza) – 1980

Ordinary People (Sıradan İnsanlar – Büyük Ceza)

Jarrett ailesi oğullarının ölümü ve sonrasında kalan diğer oğulları Conrad’ın intihara teşebbüs etmesinden sonra normal hayatlarına dönmeye çalışan talihsiz bir ailedir. Conrad, herkesin gözdesi olan büyük kardeşi Buck’ın öldüğü kazaya tanık olmuş ve bu yüzden de bir süre hastanede tedavi altına alınmıştır. Döndüğünde ise kendisini ailesinden ve arkadaşlarından soyutlandığı bir dünyada bularak suçluluk psikolojisiyle baş başa kalır. Bu süreçte terapiye başlar. Anne Boreth her şeyin güzel olduğu zamanların özlemini çekerken baba Calvin aileyi bir arada tutmaya çalışacaktır.

Judith Guest’in romanından, usta aktör ve yönetmen Robert Redford tarafından beyaz perdeye uyarlanan film dört dalda Oscar ödülü elde etmiştir.

IMDB: 7.7

Sponsorlu Bağlantı
adsense
Sponsorlu Bağlantı
adsense

5. Raiders of the Lost Ark (Kutsal Hazine Avcıları) – 1981

Raiders of the Lost Ark (Kutsal Hazine Avcıları)

Kutsal Hazine Avcıları‘nda Amerikan Hükümeti Ark of the Conenant’ı bulması için Arkeolog Dr. Indiana Jones‘u görevlendirir. Ark’ta ünlü 10 Emir’in varolduğuna ve kutsal güçler olduğuna inanılmaktadır. Üstelik Hitler’in ajanları da Ark’ın peşindedirler. Jones, eski aşkı Marion’la birlikte Nepal’den Kahire’ye kadar tuzak ve tehlikeyle dolu bir maceraya atılır.

George Lucas’ın 1930’lu yılların maceraperest aksiyon kahramanlarından ilham alarak yarattığı Indiana Jones karakterinin ilk filmi olan Kutsal Hazine Avcıları’ndan sonra, 1984’te Kamçılı Adam, 1989’da Son Macera, 1992 ve 1996 yıllarında Genç Indiana Jones Günlükleri ve 2008 yılında Kristal Kafatası Krallığı çekildi.

IMDB: 8.4

6. E.T. Extra-Terrestrial (E.T.) – 1982

E.T. Extra-Terrestrial (E.T.)

Meraklı bir uzaylı grubu, ziyaret etmek ve meraklarını gidermek üzere dünyaya gelirler. Geri dönüşleri esnasında aralarından bir kişiyi memleketlerine döndürmeyi unuturlar. 3 milyon yılı uzaktan gelen bu sevimli yaratık korku içerisinde, hiç tanımadığı bir yerde tek başına kalmıştır. Elliot isimli, 10 yaşlarında bir çocuk, yapayalnız olan bu yaratığı sahiplenip evine götürmeye karar verir. Elliot, sadece E.T’yi tanırken değil; önyargıları yıkmaya çabalarken de büyük bir efor sarf edecektir.

IMDB: 7.8

7. Tootsie – 1982

Tootsie

Michael Dorsey, yetenekli bir oyuncu olduğunu düşünmesine rağmen bir türlü iş bulamamaktadır. En sonunda kadın kılığına girerek Dorothy Michaels adıyla bir televizyon dizisinin seçmelerine katılır.

Kendisinin de hiç beklemediği bir şekilde seçmeleri kazanınca aslında olmadığı bir karakteri yaşamak zorunda kalır. Üstelik kısa bir süre içinde büyük bir başarı kazanarak çok da meşhur olur. Artık geri dönüş yapabilmek için çok da fazla şansı kalmamıştır. Aşık olduğu Julie Nichols dahil kimse asıl kişiliğini bilmemektedir.

Tootsie, usta yönetmen Sydney Pollack ve tam bir oyunculuk dersi veren Dustin Hoffman ikilisini buluşturan kesinlikle kaçırılmaması gereken bir çalışma.

IMDB: 7.4

8. Once Upon a Time in America (Bir Zamanlar Amerika’da) – 1984

Once Upon a Time in America (Bir Zamanlar Amerika’da)

Bir Zamanlar Amerika’da filminde, David “Noodles” Aaronson, Manhattan’ın banliyölerinden birindeki Yahudi mahallesinde hayatta kalmaya çalışan yoksul bir çocuktur. Kendisi gibi arkadaşlarından oluşan ve Noodles’ın liderliğini yaptığı ufak çaplı suç çetesi, zamanla yükselişe geçer ve sonunda 30’lu yılların en azılı gangsterleri haline gelirler. Ancak bu ün, ekibin dağılmaya başlamasıyla sona erer. Yaklaşık 30 yıl sonra New York’a dönen Noodles, burada eski günlere geri dönüp geçmişiyle baş başa kalır.

Sinema tarihinin en önemli yapıtlarından biri olan film, İtalyan yönetmen Sergio Leone tarafından yazılıp yönetilmiştir. Harry Grey’in ‘The Hoods’ adlı romanından uyarlanan filmin başrollerinde Robert De Niro ve James Woods gibi usta isimler yer alıyor.

IMDB: 8.4

Sponsorlu Bağlantı
adsense
Sponsorlu Bağlantı
adsense

9. Amadeus – 1984

Amadeus

Amadeus’da, dünya müzikal tarihine yön veren deha Mozart, gündelik yaşamında gerçek bir arıza karakter olarak yaşamdan bir hayli kopuk bir hayat tarzı sürdürmektedir. Yeteneğini dışa vurmak için ilginç bir yol seçen sanatçı tutarsız davranışlarda bulunmayı bir alışkanlık edinmiştir. Yaşamı ile müziği zıt kutuplarda ilerleyen Mozart, yeteneğini sergilemek için mantıksız hareketlerde bulunur. Adeta bir “tutunamayan” profili çizen Mozart, bu sağlıksız yaşamı yüzünden Antonio Salieri‘yi endişelendirmektedir. Diğerine göre çok daha disiplinli ve müzik konusunda hırslı olan Antonio, müziğin tanrısı kadar başarılı olamamaktadır. Bu düşünceler zamanla farklı bir ilişki kurmalarına neden olur… Müzik konusunda yüce bir yeteneğe sahip olan Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin ilişkisine odaklı bir başyapıt. Sanat ile sanatçının kişiliği arasındaki ilişkiye odaklanan ve usta müzisyenin yaşamını, Salieri üzerinden anlatan bir klasik.

IMDB: 8.3

10. The Terminator (Terminatör) – 1984

The Terminator (Terminatör)

Terminatör, çekildiği dönemden çok uzak bir gelecekte, 2029 yılında geçmektedir. Fütüristik filmde yeryüzü artık robotlar tarafından kontrol edilen ve bu robotlara karşı savaş veren bir grup insanlık direnişçisinin yaşadığı bir gezegendir. Makineler sahip oldukları sınırsız gücü istedikleri gibi kullanmakta, sadece daha fazla güçlü olmanın peşindedirler. Bu nedenle akıllıca bir plan yapan makineler, geçmişi değiştirmeye karar verirler; böylece kendi istedikleri türde bir geleceğe sahip olabileceklerdir. İnsanlık direnişinin eski önderlerinden Sarah Connor’ı öldürmesi için tasarlanan Terminatör isimli android, kadını öldürerek, gelecekte insanlığın direniş önderi olacak oğlu John Connor’ın doğmasını da engellemek için geçmişe gönderilir.

Bilimkurgu türünün en ses getiren yapımlarından biri olan Terminatör serisinin bu ilk filmi serinin ve türünün en kusursuz filmi olma özelliğinde. James Cameron’ın çizdiği bu kusursuz kıyamet sonrası dünya senaryosu, başarısının önemli bir payını seriyle kültleşen Arnol Schwarzenegger’e borçlu.

IMDB: 8.0

11. A Nightmare on Elm Street (Elm Sokağı Kabusu) – 1984

A Nightmare on Elm Street (Elm Sokağı Kabusu)

Los Angeles’taki bir mahallede gençler tuhaf bir şekilde ölmeye başlarlar. Parmaklarında jilet keskinliğinde bıçaklar olan korkunç bir adamın bulunduğu kabuslar uyurken canlarını almaktadır. Rüyalardaki bu hayalet, yıllar önce çocuklarını öldürdüğü aileler tarafından linç edilen sapık Fred Krueger’dan başkası değildir. Freddy her nasılsa şimdi geri dönmüş, yeni yetmeleri bir bir rüyalarında öldürerek intikam almaktadır. Eğer Freddy peşinizdeyse tek çare uykuya direnmekte midir? Yoksa onunla kendi kabusunda yüzleşmekte mi?

1980’lere damgasını vurarak Wes Craven’ı şimdi haklı olarak kurulmuş oturduğu tahtına çıkaran Elm Sokağı Kabusu, sonradan defalarca geri dönecek olan Freddy karakterine hayat veren Robert Englund’un da katkısıyla, ölmekte olan bir janrı diriltecektir.

IMDB: 7.5

12. Ghostbusters (Ghostbusters: Hayalet Avcıları) – 1984

Ghostbusters (Ghostbusters: Hayalet Avcıları)

80’li yılların ikonik filmlerinden Ghostbusters‘ın devamında hayaletler Manhattan’ı ele geçirmek için geri dönerken Ghostbusters ekibi ise şehri yok etmeye kararlı bu paranormal tehdidi bitirmek için bir araya geliyor. Paul Feig yönetimindeki filmin başlıca rollerinde Kristen Wiig, Melissa McCarthy, Leslie Jones, Cecily Strong ve Kate McKinnon bulunuyor. Bu gerçeküstü komediye taze bir tarz geliyor!

IMDB: 7.8

Sponsorlu Bağlantı
adsense
Sponsorlu Bağlantı
adsense

13. Ran – 1985

Ran

Ran, Shakespeare’in ünü oyunu Kral Lear’ın serbest bir Japon uyarlaması. Filmde başarılı hükümdarlık kariyeri anbean sarsılan bir babanın, çocukları tarafından uğradığı ihanet ve bu güç savaşlarının karakterlere verdiği ölümcül zararlar işlenir. Hidetora, krallığını üç oğlu arasında paylaştırmak istediğinde karşılaştığı şey hem bir babanın hem de bir hükümdarın hak etmediği tarzda bir netice olacaktır. Çocuklarından kendisine sadık kalmalarını bekleyen baba, beklemediği bir şekilde kendi çocuklarının acımasız yüzüne tanık olacaktır.

‘Seven Samurai’ ve ‘Yojimbo’ gibi başyapıtlarıyla klasikleşen usta yönetmen Akira Kurosawa tarafından yönetilen Ran, İngiliz edebiyatının bu önemli eserinin temel karakteristiklerini Uzakdoğu kültürüyle birlikte başarılı bir şekilde yoğurmuştur.

IMDB: 8.2

14. Brazil – 1985

Brazil

Günümüzden çok uzak bir gelecekte geçen film insanoğlunun distopik sonlarından birini ele alıyor. Son derece fütüristik ve karanlık bir atmosfere evrilen bu dünyada yaşayan insanlardan biri olan Sam Lowrey, sıradan bir devlet memuru. Fazlasıyla bunaldığı işinden ve teknolojinin ta kendisinden kaçmasının tek yolu ise hayal ve rüyalarına sığınmak. Rüyalarında her daim kendisini bekleyen figür tanımasa da kurtardığı gizemli bir kadındır. Sam’i rüyalarındaki kadına yaklaştıran şey terörist olmakla suçlanan Jill Layton isimli kadın olur.

1985 yılı için döneminin bir hayli ötesinde çekilen Brazil distopik filmlerin en önemlilerinin başında geliyor.

IMDB: 7.9

15. Back to the Future (Geleceğe Dönüş) – 1985

Back to the Future (Geleceğe Dönüş)

Geleceğe Dönüş’te, deli dolu bilim adamı Dr. Brown zamanda yolculuğu mümkün kılan bir araba geliştirir. Bu makineyi ilk kullanan genç Marty ufak bir zamanlama yanlışıyla gelecek yerine geçmişe gönderilir. Otuz yıl öncesine dönen Marty’nin burada yaptığı bir hamle, kendi kaderini ilginç bir noktaya sürükleyebilecek bir hataya sebebiyet verir. Artık Marty’nin yapması gereken tek şey kendi doğumunu bile engelleyecek bu hatayı bir şekilde düzeltmeye çalışmak olacaktır.

Zamanda yolculuk temalı filmlerin atalarından olan ‘Geleceğe Dönüş’ hem yönetmeni Robert Zemeckis’in hem de dönem sinemasının şahlandığı anlardan biridir. Gösterime girdiği dönem insanlığını bir hayli heyecanlandıran ve kısa bir süre sonra kült mertebesine erişmiş, o güne kadar hep TV dizilerinde yer alan başrol oyuncusu Michael J. Fox‘a da büyük ün getirmiştir.

IMDB: 8.5

16. The Breakfast Club (Kahvaltı Kulübü) – 1985

The Breakfast Club (Kahvaltı Kulübü)

1985 yılına ait bir gençlik klasiği ile karşı karşıyayız. Filmde bir nerd “inek öğrenci modeli”, atletik bir sportmen, bir freak “ucube anarşist”, bir entelektüel ve bir “sarışın” aralarında keşfedecekleri ortaklığa doğru yol alacaklardır. Amerikan lise hayatından bu beş benzemez, cezalı oldukları cumartesi gününü okul kütüphanesinde geçirmek gibi bir işkenceye maruz kalmışlardır. Bir yandan da at gözlüklü lise müdürünün tacizi altında inlemektedirler. Yetişkin aklı ve ergen yüreğini tek potada eritmeyi bilen John Hughes, hiç şüphesiz bir kuşağa, 80’li yılların en iyi gençlik filmlerini armağan etti. “Sixteen Candles”, “Pretty in Pink” bir yana, Kahvaltı Kulübü’nün üstadın en iyi işi olduğunu teslim etmek lazım. Gerçek bir kült film “Kahvaltı Kulübü”…

IMDB: 7.9

Sponsorlu Bağlantı
adsense
Sponsorlu Bağlantı
adsense

17. Platoon (Müfreze) – 1986

Platoon (Müfreze)

Müfreze, Vietnam Savaşı‘na gönüllü asker olarak katılan bir gencin hikayesini anlatıyor. Chris Taylor isimli bir öğrenci okulunu bırakarak gönüllü asker olarak Vietnam Savaşı’na katılır. Vietnam’da bir sınır cephesine atanan Taylor cephede hüküm süren olumsuz hava koşulları ve yorucu şartlar nedeniyle bitap düşer. Bir gece Vietnam’lıların saldırısına tanık olan bölük bu hengame esnasında kimi askerlerin ölümüne tanık olur. Bu küçük askeri birlikte iki çavuş arasında yaşanan güç gösterileri de işlerin yolunda gitmemesiyle sonuçlanıyordur. Ne için savaştığını bilmeyen bu insanlar günden güne hayat, ölüm ve savaş kavramlarına dair inançlarını kaybetmektedirler.

Amerikan sinemasının en çok değindiği tarihsel olaylardan biri olan Vietnam Savaşı’nı işleyen film bu konu üzerine yapılmış en gerçekçi yapıtlardan biridir. Hakkında yapılmış en sert filmlerden biri olarak kabul ediliyor. Oliver Stone imzalı film sekiz dalda Oscar’a aday gösterilip dört dalda kazanmıştır.

IMDB: 8.1

18. Blue Velvet (Mavi Kadife) – 1986

Blue Velvet (Mavi Kadife)

Evinden bir süredir uzak olan Jeffrey Beaumont babasının geçirdiği kalp krizi üzerine geri döndüğünde evinin yakınlarında kesilmiş bir kulak bulur. Polisin vakayla yakından ilgilenmemesi üzerine olayı kendisi araştırmaya koyulan Jeffrey kendisini karmaşık bir dizi olayın içinde bulur.

Uyuşturucu bağımlısı psikopat Frank Booth (Dennis Hopper) şarkıcı Dorothy’nin (Isabella Rossellini) küçük oğlunu Dorothy’e işkence etmek için kaçırmıştır…

David Lynch isimli dehşetengiz yönetmenin en önemli filmlerinden biri. Yönetmeni henüz tanımayanlar için de bir Lynch’e başlangıç filmi olarak kabul edilebilir.

IMDB: 7.8

19. Top Gun – 1986

Top Gun

Top Gun bir onur ödülüdür. Bunu elde etmek için bu alanda mücadele veren herkes heyecan içindedir. Pete Mitchell, yüksek düzeyde eğitim görmek üzere Miramar Donanma Hava Üssü’nde bulunmaktadır ve bu ödülün peşindedir. Aynı zamanda kıdemli pilot Tom Kasansky de bu yola baş koymuştur. İkisi arasında bir rekabet söz konusudur. Mitchell, diğer pilotlar tarafından çok sıcak karşılanan biri değildir çünkü vaktiyle babası, bir kazaya neden olur. O kazada da hem kendi ölür hem de birçok asker şehit olur. Mitchell bir süre sonra Charlotte Blackwood ile tanışır ve onunla aşk yaşamaya başlar. Arkadaşın ölüm haberinin etkisi ile Mitchell, Top Gun ödülünü kaybeder. Ruhsal sorunlar yaşamaya başlar. Gerçek ve kalıcı bir başarı için bir şansı vardır. Yeni görevinin üstesinden gelmek zorundadır…

Filmin yönetmenliğini Amerikan aksiyon sinemasının başarılı ismi Tony Scott üstlenirken, film başrol oyuncusu Tom Cruise için de kariyerinin dönüm noktası olmuştu.

IMDB: 6.9

20. Aliens (Yaratığın Dönüşü) – 1986

Aliens (Yaratığın Dönüşü)

Yaratık 2, ilk Alien (Yaratık) filminden 57 yıl sonrasını anlatıyor. Film, Nostromo’da hayatta kalan tek kişi olan Ellen Ripley’in yıllar sonra uyanışıyla başlıyor. Ripley kısa bir süre sonra yaratık yumurtalarına rastladıkları gezegende garip şeyler olduğunu, bu ıssız yerin artık bir yerleşim yeri haline geldiğini ve yaratıkların bir koloni kurduklarını anlatıyor; ancak şirket yetkilileri bu felaket uyarısına inanmıyor. Kolonicilerle aralarındaki bağlantı aniden koptuğunda Ripley, kendine bir ekip kurup bu işi tek başına halletmek için gezegene geri dönüyor.

Sinema tarihinin kült yapımlarından olan Yaratık serisinin bu filmi iki Oscar kazandı; yönetmen koltuğunda ise Ridley Scott yerine bu kez James Cameron var.

IMDB: 8.4

Sponsorlu Bağlantı
adsense
Sponsorlu Bağlantı
adsense

21. The Untouchables (Dokunulmazlar) – 1987

The Untouchables (Dokunulmazlar)

Eliot Ness, suç oranının arttığı ve polis teşkilatının günden güne kötüye gittiği bir dönemde Chicago’ya atanan bir federal ajandır. Ness’e verilen görev mafya elebaşı Al Capone’u etkisiz hale getirmektir. Fakat Capone şehirdeki gücü o kadar yüksektir ki başlangıçta kimse Ness’in başarılı olabileceğini düşünmez.

Gittikçe cesaretini kaybetmekte olan Ness bir gün deneyimli bir polis memuru olan Jimmy Malone ile tanışır ve yakın bir dostluk kurar; Malone Ness’in Chicago’daki teşkilatta rastladığı ilk dürüst insandır… Malone’un yardımıyla Ness özel ekibine silahşör George Stone’u ve muhasebeci Oscar Wallace’ı ekleyerek Capone’un çevirdiği karanlık işlerin üzerine gitmeye başlar. Ekibin Capone’a karşı kullandığı taktiklerin bir kısmı hiç de yasal değildir…

Brian De Palma’nın eski gangster filmlerini anmısatan başyapıtı Dokunulmazlar çekildiği 1987’den altı yıl sonra bir TV dizisi olarak uyarlanmıştı. Sean Connery, Kevin Costner, Robert De Niro gibi birinci sınıf aktörleri içeren bir oyuncu kadrosuna sahip olan film DePalma’nın en çok tanınan yapıtı.

IMDB: 7.9

22. The Last Emperor (Son İmparator) – 1987

The Last Emperor (Son İmparator)

Sinema tarihinin en çok ödül alan, en geniş kadrolu filmlerinin başında gelen Son İmparator destansı bir öyküdür: 2 yaşında tahta çıkan Çin’in son imparatoru Pi Yi’nin gözünden 60 yılın öyküsü. Çekimi 2,5 yıl süren, 19 binden fazla kişinin rol aldığı film çok şık ve estetik bir “görkemli yapım”dır. Bertolucci sinemasının izlerini de taşır: “Yasak Kent’in avlusunda binlerce figüranla çekilen sahnelerden ipek çarşafların altında belli belirsiz sevişen üç bedene kadar…”

Son İmparator aynı zamanda Bertolucci’nin “Oryantal Üçlemesi”nin ilk filmidir. Bu seri daha sonraki yıllarda çekeceği Çölde Çay ve Küçük Buda ile tamamlanır.

IMDB: 7.7

23. Dirty Dancing (İlk Dans, İlk Aşk) – 1987

Dirty Dancing (İlk Dans, İlk Aşk)

Bir yaz kampında dans öğretmenliği yapan Johnny Castle, iş dışında kalan vakitlerinde de diğer dansçılarla dans etmektedir. Baby olarak tanınan genç bir kız Johnny’e aşık olur ve onun hem sevgilisi hem de dans partneri olur.

80’li yılların önemli filmlerinden biri sayılabilecek yapım, 1988’de en iyi şarkı dalında Oscar ödülünü ‘The Time of My Life‘ şarkısıyla kazanmıştı.

IMDB: 7.0

24. Full Metal Jacket – 1987

Full Metal Jacket (Metal Ceket)

Full Metal Jacket‘de bir grup acemi asker kendilerini nasıl bir eğitimin beklediğinden ve nasıl bir işin içine girdiklerinden habersiz bir biçimde üslerinin önünde dikilmektedirler. Askerlik ve savaş kavramlarının ciddiyetlerini fark etmeleri için savaşa gitmeleri gerekmeyecektir.

İlk bölümünde savaş için antrenman yapan bir grup deniz piyadesinin Parris Island’da edindiği tecrübelere odaklanan Full Metal Jacket ani bir geçişle savaşın en ağır biçimde cereyan ettiği tarihlere taşıyor seyircisini.

Full Metal Jacket, fazlasıyla detaycı ve dokunaklı bir anlatımla askerlerin ve askerliğin, Vietnam savaşı esnasındaki zihnini peliküle döküyor.

IMDB: 8.3

25. Beetlejuice (Beterböcek) – 1988

Beetlejuice (Beterböcek)

Barbara ve Adam yeni evlenmişlerdir ve birbirlerine deliler gibi aşıklardır. Bir gün bir araba kazasında hayatlarını kaybederler. Bir anda kendilerini New England’daki evlerinde hayalet olarak bulurlar. Ölümleri üzerine ev satılır ve bu eve sahip olan yeni aile oldukça sinir bozucu şahsiyetlerden oluşmaktadır. Özellikle bunalımlı bir kişi olan küçük kızları Lydia, hayalet ikilinin sinirlerini epeyce zorlayacaktır. Barbara ve Adam evlerine gelen aileyi korkutup kaçırmaya karar verirler ancak yeterince korkutucu değillerdir. Yardım istedikleri Beetlejuice kendilerine yardımcı olacaktır; ancak ikili yardım istediklerine isteyeceklerine pişman olacaktır.

IMDB: 7.5

Sponsorlu Bağlantı
adsense
Sponsorlu Bağlantı
adsense

26. Die Hard (Zor Ölüm) – 1988

Die Hard (Zor Ölüm)

Zor Ölüm‘de Noel gecesi New York polis departmanı dedektifi John McClane günden güne uzaklaştığı karısı Holly’le arasını düzeltmek ve tekrar barışmak için Los Angeles’a gelir. Holly şirketinin yılbaşı partisi için Nakatomi Plaza’dadır ve McClane bu binaya doğru yola çıkar. McClane plazaya vardığında kıyafetlerini değiştirmek için bir odaya girer. Bu esnada bir grup Alman terörist binayı kuşatarak içindeki insanları rehin alır. Ellerinden kurtulabilen tek kişi McClane’dir. Şimdi McClane’e düşen görev içerisinde eşinin de bulunduğu bu kalabalığı kurtarmak olacaktır.

Aksiyonun sinemasının en önemli örneklerinden biri olan Die Hard kendisinden sonra çekilen üç devam filmiyle bir seri haline getirilmiştir. Bruce Willis’in dünya çapında tam anlamıyla tanınmasını sağlayan film Akademi Ödülleri’nde dört kategoride Oscar’a layık görülmüştür.

IMDB: 8.2

27. Who Framed Roger Rabbit (Masum Sanık Roger Rabbit) – 1988

Who Framed Roger Rabbit (Masum Sanık Roger Rabbit)

1947 yılında, Hollywood’ta geçen yarı animasyon hikayenin başkarakteri ünlü yıldız Roger Rabbit. Parladığı stüdyo ve yapımlar ona gerçek bir şöhret ile güzel ve seksi karısı Jessica Rabbit‘i getirmiştir. Ne var ki son zamanlarda ilişkileriyle ilgili büyük bir problem vardır. Karısının Marvin Acme ile birlikte olduğundan ve aldatıldığından şüphelenen Roger, bu şüphelere son vermek için Eddie Valiant isimle bir dedektifle anlaşır. Bir süre sonra Marvin Acme esrarengiz bir şekilde ölü bulunduğundaysa Roger bu cinayetin baş şüphelisi haline gelir. Bir yanda Roger’ı karalamanın peşinde olan Hakim Doom, öte yanda ise baş şüphelisi olduğu bir cinayet… Roger, artık dedektiften acilen bu cinayeti çözmesini istemek zorunda kalır, fakat dedektifin karşılaştığı manzara daha da korkunçtur: yaşadıkları Toontown’ın varlığını tehdit eden tuhaf durumlarla karşı karşıyadırlar…

IMDB: 7.7

28. Field of Dreams (Düşler Tarlası) – 1989

Field of Dreams (Düşler Tarlası)

Ray Kinsella, mısır tarlası olan bir çiftçidir. Bir süredir sürekli olarak tarlasını beyzbol sahasına çevirmesini söyleyen garip sesler duymaktadır. Joe Jackson ve 1919 Dünya Kupası’nda oynamaları yasaklanan Chicago White Sox takımının diğer yedi oyuncusunun hayaletlerinin de tarlanın üzerinde görünmesi sonucu, Ray Kinsella yapması gereken konusunda iyice ikna olur. Çevresindeki bütün itirazlara rağmen mısır tarlasını beyzbol sahasına çevirir.

Phil Alden Robinson’un yönettiği film, Kevin Costner’ın gençlik performansını izlemek isteyenler için de keyifli bir çalışma.

IMDB: 7.5

29. Do the Right Thing (Doğruyu Seç) – 1989

Do the Right Thing (Doğruyu Seç)

New York Brooklyne’de, yılın en sıcak günündeyiz. Mahallede geveze bir DJ’yin yeteneklerini sergilediği bir radyo istasyonu ve Koreli bir çiftin işlettiği bakkal dükkanı dışındaki yegane hareket merkezi, mıntıkanın bir beyazın işlettiği tek ticarethane olan pizzacıdır. Sal’ın Meşhur Pizzaları isimli dükkanda adamın birbirinden deli saçması iki oğlu ve bezgin siyahi Mookie çalışmaktadır.

Mookie’nin hayatında ise gereğinden fazla sorumluluk sahibi kız kardeşi Tina dışında, iki kankası, rap düşkünü sessiz Radio Raheem ve çabuk alevlenen mizacıyla Buggin’ Out vardır. Buggin? bir gün Sam’ın dükkanında asılı bir İtalyan asıllı Amerikalılar köşesinde neden hep beyazlar olduğunu gündeme getirip mahalle çapında eylem yapmaya kalkar. Küçük aklıyla hesap edemediği şey ise, sinirlerin zaten gergin olduğu bu yılın en sıcak gününde olayların ne kadar kolay kontrolden çıkabileceğidir.

80’lerde yapılmış Amerikan filmleri içerisinde en değerlilerinden biri kabul edilen Do the Right Thing ile Spike Lee, çok zor bir şeyi başarmış ve ırkçılık gibi tehlikeli bir konuyu olanca karmaşıklığına rağmen enfes bir şekilde beyazperdeye aktarmıştı. Nitekim sonraki yıllarda istediği sinemayı yapabilecek gücü de bu filmin başarısından aldığını söylemek yanlış olmaz.

IMDB: 7.9

Sponsorlu Bağlantı
adsense
Sponsorlu Bağlantı
adsense

30. When Harry Met Sally (Harry ile Sally Tanışınca) – 1989

When Harry Met Sally (Harry ile Sally Tanışınca)

Bir yolculuk sırasında karşılaşıp tanışan Harry ve Sally isimli iki genç sohbetleri esnasında aynı üniversiteden mezun olduklarını, ancak daha önce hiç karşılaşmadıklarını fark ederler. Bu keyifli sohbet sırasında konu ikili ilişkilere gelir ve iki karşı cinsin arkadaş olup olamayacağı üzerine uzun uzun tartışırlar. Sonuç ise arkadaş olamadıkları yönündedir. New York’a vardıklarında ayrılırlar ve ikisi de ayrı ayrı kendi hayatlarını yaşamaya devam ederler. Ta ki kader yollarını tekrar birleştirene dek…

Rob Reiner’ın yönetmenliğini yaptığı, başrollerinde Meg Ryan ve Billy Crystal‘ın yer aldığı yapıt, tüm zamanların en başarılı romantik komedilerinden biri.

IMDB: 7.6

Bonus – Big Trouble in Little China (Küçük Çin’de Büyük Bela) – 198

Big Trouble in Little China (Küçük Çin’de Büyük Bela)

Bir kamyon şoförü olan Jack Burton, Çin Mahallesi’ndeki bir çetenin elinden yakın bir arkadaşının sevgilisini kurtarmak üzere maceranın içine atılır. Burton ve arkadaşının bilmedikleri bir şey vardır: Lo Pan isimli 2000 yıllık bir Çinli hayaletin de kurtarmak istediği kızla ilgili özel planları bulunmaktadır!

Genç ve güzel Avukat Gracie Law da şans eseri iki kafadarın macerasına dahil olur ve başarısız kurtarma girişimi sırasında Lo Pan’a esir düşer. Yazgısında Lo Pan’ı yok etmenin ağır sorumluluğunu taşıyan bir tur otobüsü şoförü ve birkaç düzine Uzakdoğulu dövüşçünün de iştirakiyle, küçük macera girişimi unutulmaz bir şölene dönüşür!

John Carpenter’ın yönettiği, hatta alışılageldik şekilde müziklerini de yazdığı Küçük Çin’de Büyük Bela, 80’li yılların en müthiş filmlerinden biri olarak çoktan yerini aldı. Carpenter’ın kült oyuncusu Kurt Russel’ın başrolünde olduğu film; aksiyon, komedi, kara büyü, kızlar ve hatta romantizme kadar uzanan geniş bir yelpazede keyif dolu bir buçuk saat sunuyor.

IMDB: 7.3

İlginizi çekebilecek diğer içerikler


Bunlar da ilginizi çekebilir