Tayga Ormanlarında 42 Yıllık İzole Bir Yaşam: II. Dünya Savaşı’ndan Bile Haberi Olmayan Lykov Ailesi

Toprak Ergin 26 Mayıs 2020

42 yıl boyunca Sibirya’nın tayga ormanlarında medeniyetten uzak bir yaşam süren, İkinci Dünya Savaşı’ndan bile haberi olmayan Lykov ailesi.

1978 yılında; Sibirya’nın uçsuz bucaksız taygalarında jeolojik araştırmalar yapan 4 jeolog, helikopterleri için uygun bir iniş yeri ararken, derin bir vadide, çam ve huş ağaçları arasında bir kulübe ve ekilmiş bir tarla görürler. Bu durumu tuhaf kılan, kulübenin en yakın yerleşim yerine 250 km. mesafede olması ve hiçbir ulaşım imkanı bulunmamasıdır. Üstelik kışın bu bölgede sıcaklık – 40 C derecelere kadar düşmektedir. Yani burası yaşanabilecek bir yer değildir.

Lykov ailesinin kulübesi

Helikopterle bölgeye inen 4 jeolog, insan izlerini takip ederek derme çatma kulübeyi bulurlar. Kulübeye yaklaşırken kapı açılır ve tuhaf kıyafetler içerisinde, saçları, sakalları karışmış yaşlı bir adam, yalınayak dışarı çıkar. Jeologlar ”Selam dede, ziyarete geldik” diye seslenirler. Onları gören yaşlı adam bir müddet hiç kıpırdamadan durur ve sonra ”Madem buraya kadar geldiniz, içeri gelin” diyerek onları kulübeye davet eder…

Lykov ailesinin kulübesi önünde bilim insanları

Sibirya, dünya üzerinde en düşük nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerden biri olarak biliniyor. Bunun başlıca sebebi ise hava sıcaklığının -25 derecelere kadar düştüğü uzun ve soğuk kışlara sahip iklimi. Buna rağmen, medeniyetten uzak bu bölgede yaşamayı seçen insanlar var. Bir Rus ailesi, Abakan bölgesindeki Sibirya’nın tayga ormanlarında, neredeyse 20’nci yüzyılın tamamı boyunca medeniyetten uzak bir şekilde yaşamasıyla tüm dünyada meşhur oldu. İşte bu Lykov ailesinin hikayesi…

Bu Karp Lykov, medeniyetten kaçmak için tüm ailesini Sibirya tayga ormanlarına getiren kişi.

Karp Lykov

Fanatik bir Rus Ortodoks mezhebi olan ”Eski İnananlar Kilisesi”nin üyesi olan Karp Laykov, devrim sonrası, Bolşeviklerin din karşıtı politikaları nedeniyle zor günler yaşamaya başlar. 1936 yılında kardeşi, köylerinin hemen dışında bir komünist devriyesi tarafından haksız yere öldürülür. Kardeşinin öldürülmesinin ardından Karp Lykov, eşi Akulina ve 9 yaşındaki Savin ile 2 yaşındaki Natalia isimli çocuklarını da yanına alarak kaçar. Sibirya’nın güney batısında, Erinat Nehri kenarında ıssız bir tayga bölgesine yerleşirler. Burası Moğolistan sınırına 100 km. mesafede ve en yakın yerleşim yerine 250 km. uzaklıkta, tamamen yalıtılmış bir bölgedir.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

İki çocuklarıyla beraber Lykov ailesi, tayga ormanlarının en derinlerine kadar ilerledi ve oraya yerleşti.

Lykov ailesi

Yanlarına aldıkları birkaç parça eşyaları ve ekmek için tohumlarıyla yola çıkan aile tayga ormanlarının içinde gidebildikleri kadar ileri gitti. Aile yanına, kıyafet dikmek için bir çıkrık bile almıştı, çıkrığı beraberlerinde yüzlerce kilometre bıkmadan usanmadan taşıdılar. Aile patates ve mantar yiyerek hayatta kaldı. Tayga ormanlarındaki yaşamlarında Karp ve Akulina’nın iki çocukları daha oldu. 1940 yılında oğulları Dmitry ve 1943 yılında da kızları Agafia dünyaya geldi. 70’li yılların sonuna kadar Lykov ailesinin küçük çocukları, aile dışından başka bir insan ile temas kurmadı. Dmitry ve Agafia dış dünya hakkında bildikleri her şeyi anne ve babasının kendilerine anlattığı hikayelerden öğrendiler.   

Çocuklar okuma ve yazmayı dua kitaplarından ve İncil’den öğrendiler

Natalia ve Agafia Lykov
Natalia ve Agafia Lykov

Lykov ailesinin sahip olduğu tek kitap dua kitapları ve aile yadigarı İncil’di. Anne Akulina, bildiği ilahiler yardımıyla çocuklara okuma ve yazma öğretti. Ucu sivriltilmiş ağaç dallarını kalem, hanımeli çiçeğinin suyunu ise mürekkep olarak kullanıyorlardı. Lykov ailesinin kıyafetleri çok kere yamanmasının ardından tamamen parçalandı ve aile kendi ektikleri tohumlardan elde ettikleri kenevirden yaptıkları kumaşları kullanmaya başladı. Ailenin neredeyse hiç metal eşyası yoktu, yanlarında getirmiş oldukları iki adet çaydanlık zaman içinde paslanarak kullanılamaz hale gelmişti. Sadece huş ağacı dallarını kullanarak birtakım eşyalar yapabiliyorlardı, ancak bunları da ateşe yerleştirmeleri mümkün olmadığından yemek pişirmek gittikçe imkansız bir hal almıştı.

Lykov ailesi sürekli olarak açlık sınırında yaşıyordu ve ağaç kabukları yemek zorunda kalıyordu.

Karp ve Akulina Lykov ve kızları

1950’lerin sonuna doğru, Dmitry büyüyüp de avlanmaya başlayana kadar aile neredeyse her gününü açlık sınırında yaşadı. Silahları veya yayları olmadığı için Dmitry tuzaklar kuruyor ve avlarını dağlarda günlerde takip ediyordu. Her ne kadar Dmitry yıllar içerisinde zorlu koşullara inanılmaz derece uyum sağlasa ve dondurucu soğuklarda, kar üzerinde çıplak ayakla avlanma becerileri geliştirmiş olsa da et hala ailenin diyetinde çok küçük bir yer tutuyordu.

Karp Lykov-1
Karp Lykov

Daha sonra 1961 senesinde haziran ayında kar yağdı. Ailenin bahçesinde yetiştirdiği tüm ürünler yok oldu. Aile üyeleri hayatta kalmak için kendi ayakkabıları ve ağaç kabuklarıyla beslendiler. Çocuklarını doyurmak için kendisi hiçbir şey yemeyen anne Akulina o yıl açlıktan hayatını kaybetti.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

İnzivaya çekilmiş aile, 1978 yılında Rus bilim insanları tarafından keşfedildi.

Lykov ailesi ve bilim insanı

1978 yılında, dört Rus jeolog, Abakan bölgesinde demir madeni aramak için çalışma yürütüyordu. En yakın yerleşim birimine 250 km uzaklıkta, tabiri caiz ise hiçliğin ortasında, bahçesi, vs. olan bir insan yerleşimine rastladıklarında büyük bir şok yaşadılar. Bilim insanları oraya geçici bir kamp kurmaya ve sonrasında da aileyi ziyaret etmeye karar verdiler. Buldukları şey ise Orta çağ şartlarında yaşamaya çalışan bir aile idi. Bilim insanları onlara hediyeler vermek isteseler de aile sadece tuz almayı kabul etti, çünkü baba Karp tam 40 yıldır hiç tuz tüketmemişti.

Lykov ailesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan ve insanlığın Ay’a ayak bastığından haberi yoktu.

Bilim insanları ve Lykov ailesinin kulübesi

Ailenin dünyadaki gelişmelerden hiç haberi yoktu, İkinci Dünya Savaşı’nı bilmiyorlardı ve insan oğlunun Ay’a ayak bastığını bilmiyorlardı. Gerçi daha sonraları Karp insanın Ay’a ayak bastığına inanmayı reddetmeye devam etti. Ailenin babasının daha sonraları en çok şaşırdığı şey şeffaf selefon paket oldu, Karp bu ürün için daha sonraları: “Allah’ım, bu nasıl bir şey böyle? Cam gibi ama kırılmıyor” diyerek çok şaşırdığını söylemiştir.

Aile vahşi doğada hayatta kalabilmek için kendilerine özgü yollar bulmuştu.

Karp ve Akulina Lykov-1

Aile, bu ıssız coğrafya da hayatta kalabilmek için kendince yeni yollar üretir. Örneğin zamanı kendi buldukları bir usulle, gerçeğe çok yakın takip edebiliyorlardı. En küçükleri olan Dimitri ise ailenin tam anlamı ile mucidi idi. Bilim adamlarının dikkatini çekecek derecede inanılmaz ahşap işleme yöntemleri, araçları geliştirmişti. Dimitri’nin bu buluşları, Rusya’da doğada hayatta kalma okulları müfredatlarına sokulur.

1981’de Lykov ailesinin 4 çocuğundan üçü böbrek yetmezliği ve zatürre sebebiyle hayatını kaybetti.

Karp ve Akulina Lykov

Bilim insanlarının ziyaretinden kısa bir süre sonra, 1981 yılının sonbaharında, Lykov ailesinin 4 çocuğundan üçü kısa aralıklarla hayatını kaybetti. Doktorlar, Natalia ve Savin’in kötü beslenme kaynaklı böbrek yetmezliği ve Dmitry’nin de ziyarete gelen bilim insanlarından kaptığı düşünülen zatürre sebebiyle hayatını kaybettiğine inanıyor. Lykov ailesinden sadece baba Karp ve küçük kız Agafia hayatta kalmayı başarıyor.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

Karp 1988 yılında hayatını kaybediyor, Agafia Lykov ise bugüne kadar tayga ormanlarında yaşamaya devam ediyor.

Agafia Lykov
Agafia Lykov

Sonraları ailenin yakın dostu olan bilim insanları, Karp ve Agafia’yı 250 km uzaklıktaki köyde yaşayan akrabalarının yanına taşınmaya ikna etmeye çalışıyorlar, ancak kabul ettiremiyorlar. Şubat 1988’de Karp hayatını kaybediyor ve o günden bugüne kadar Agafia Sibirya tayga ormanlarında tek başına yaşamaya devam ediyor.  1999 yılında eski bir jeolog olan Yerefoi Sedov, Agafia’nın kulübesinin 100 metre ilerisine kendi kulübesini yapıyor ve 16 yıl boyunca ona bu ıssızlığın ortasında ona yoldaş oluyor.

Yerefei ve Agafia
Yerefoi Sedov ve Agafia Lykov

Tek bacağını kaybetmiş olan Yerefoi 2015 yılında ölünce Agafia ormanda yine yalnız kalıyor. Ancak bu da onun fikrini değiştirmiyor ve ilerleyen yaşına rağmen modern hayata dönmeyi ısrarla reddediyor. Agafia şimdilerde 77 yaşında. Ailesinden kalan kulübede, gönüllülerin yardımlarıyla bir düzine kedisi ve köpeği ile birlikte yaşamaya devam ediyor ve başka bir yere gitmeye de hiç niyeti yok.

Agafia Lykov
Agafia Lykov

İlginizi çekebilecek diğer içerikler