Verilerin Ortaya Koyduğu Gerçek: Koronavirüsle Mücadelede Kadın Liderler Daha Başarılı

Ceyda Karabulut 5 Aralık 2020

Koronavirüsle mücadelede geride kalan sürece baktığımızda kadınların yönettiği ülkelerin daha başarılı olduğunu görüyoruz. O ülkeler katı koşullar uygulanmadığı hâlde daha iyi sonuçlar elde ettiler. Peki bunun nedeni neydi?

Koronavirüsün Vuhan’da ortaya çıkışının üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinin ikinci dalga ile mücadele ettiği şu günlerde başarı hikâyeleri ile dikkat çeken ülkeler de var. Bu sürecin en anlamlı detaylarından biri ise kadın yöneticilerin başarısı. Sözcü’den Yaşar Özer’in yaptığı derlemede “Kadın liderlerin ortaya koyduğu başarının sırrı ne?” sorusuna yanıt aranıyor.

Jacında Ardern’den mizahi bir yaklaşım

Jacinda Ardern
Jacinda Ardern

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, 15 Mart 2019’da Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen terör saldırısının ardından çok önemli bir rol oynamış ve tüm dünyanın takdirini kazanmıştı. Başbakan Ardern, pandemi sürecinde de ülkesinin umudu oldu. Ardern, 12 Nisan’da toplu şekilde kutlanamayacak Paskalya Bayramı için şunları söylemişti: “Diş Perisi ve Paskalya Tavşanı’nı kilit pozisyondaki çalışanlar olarak değerlendirdiğimizi öğrenmekten memnun kalacaksınız. Bu resmi statü sayesinde her ikisi de ulusal karantina sırasında önemli görevlerini yerine getirmeye devam edebilecek.”

Tsai ing-wen
Tsai Ing-wen

Ardern’in ortaya koyduğu bu mizahi yaklaşım halkının moralini artırmakta ne kadar etkili olundu bilinmez ama Yeni Zelanda, Norveç, İsviçre, Danimarka, Finlandiya, Almanya, İzlanda, Belçika (yılın büyük bir bölümünde), Tayvan ve İskoçya gibi kadın liderliğindeki ülkelerin örneklerine bakarsanız, verilerin düşündürücü olduğunu göreceksiniz.

Kadınlar tarafından yönetilen ülkelere baktığımızda, erkekler tarafından yönetilen ülkelerdeki okulların kapatılması ve seyahat kısıtlamaları gibi katı koşulların uygulanmadığını görüyoruz. Ancak buna rağmen ölüm oranları genel anlamda daha düşük seyrediyor.

O ülkelerde son durum

Erna Solberg
Erna Solberg

Yeni Zelanda Kasım sonu itibariyle OECD ülkeleri arasındaki en düşük ölüm oranına sahip. Ülkede bir milyon kişiden 5,1’i yaşamını yitirdi.

İzlanda, Norveç ve Finlandiya’da ise bir milyon kişide ölüm sayısı 100’ün altında tutuldu.

Danimarka ve Almanya ise bir milyon kişi başına düşen ölüm sayısında 250’nin altında kaldılar.

Almanya, ikinci dalgadan en çok etkilenen ülkelerden biri olsa da pandeminin başından itibaren ortaya koydukları mücadele birçok ülkeden daha iyiydi.

Sophie Wilmés
Sophie Wilmés

Hollanda, Fransa ve İsveç gibi erkeklerin liderlik ettiği ülkelerde aynı oran 500’ün üzerindeydi. İtalya, Birleşik Krallık ve ABD’de 780’in üzerindeydi. İspanya’da ise bu rakam 950’yi aştı.

Cinsiyet modelinin istisnası ise bu yıl Eylül ayına kadar kadın lider tarafından yönetilen Belçika oldu. Belçika’da bir milyon kişi başına düşen ölüm sayısı bin 400’ü aştı.

Advertisements
Advertisements

Test konusunda kadın liderler daha titiz

Angela Merkel
Angela Merkel

Bir araştırmaya göre kadın liderliğindeki ülkeler koronavirüs testi konusunda daha titiz davranıyor. Teyit edilen vaka sayısı başına ortalama test sayısına baktığımızda arada önemli bir fark olduğunu görüyoruz.

Kadınların yönetimindeki ülkelerde hükümete güvenin de daha iyi sevilerde olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Yeni Zelanda’da halkın yüzde 77’si hükümetin bilimsel tavsiyelerinden memnun. Almanya, Norveç ve Danimarka gibi kadın liderliğindeki diğer ülkelerde de halkın hükümete güveni yüksek seviyelerde. Güvensizlik anlamında en dikkate değer ülke ABD’de ise halkın yalnızca yüzde 18’inin yönetimden memnun olduğu belirtiliyor.

Bir kadın liderle düşük ölüm oranı arasındaki fark ne?

Mette Frederiksen
Mette Frederiksen

Bir kadın liderle düşük ölüm oranı arasında bir nedensellik göstermek pek mümkün değil. Financial Times’ta yer alan makalede bu durum şöyle özetleniyor: “Kadın bir liderin varlığı, bir ülkenin Covid-19 ile savaşmasına yardımcı olan faktörlerin nedeni değil, belirtisi olabilir. İskandinav ülkelerinin daha fazla kadın lidere sahip olmasının bir nedeni, her anlamda daha ilerici olmalarıdır. Bu durum, eğitimi yansıttığı gibi bilime inanma ve hükümetin tavsiyelerine kulak verme istekliliğini de besler.”

Nicola Sturgeon
Nicola Sturgeon

İskandinav ülkeleri, Yeni Zelanda ve İsviçre için de geçerli olan bu durum, ülkelerin küçük ve daha eşit olmasıyla da alakalı. İngiliz gazeteci ve yazar Gillian Tett’e göre kibir eksikliği de önemli bir faktör. Tett, ‘bilim insanlarını dinlemek’ ve ‘dersler çıkarmak için yeterli alçakgönüllülük’ özelliklerine dikkat çekiyor. Bir diğer faktör de empati. Tett makalesinde İngiliz Kamu Hizmetleri eski başkanı Gus O’Donnell’ın bir makalesine atıfta bulunuyor: “Pandemiler tek başına tıp bilimi tarafından yenilemez; pandemiyi kontrol altına almak, çoğunlukla davranışları değiştirerek sağlanır.”

Bir araştırma: Cinsiyet gerçekten önemli mi?

Katrin Jakobsdottir
Katrin Jakobsdottir

Liverpool ve Reading üniversitelerinden iki akademisyenin yaptığı, ‘Salgına Karşı Mücadelede Liderlik: Cinsiyet ‘Gerçekten’ Önemli mi?’ isimli araştırma, Financial Times’taki makaleyi destekliyor. Araştırma; kadınların liderlik ettiği ülkelerin pandemiyle mücadelede erkekler tarafından yönetilen ülkelere göre genel olarak daha başarılı olduğunu söylüyor.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Advertisements
Advertisements