Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

Erkan Doruk 4 Eylül 2019

Tarih, içine girdikçe derinleşen, dallandıkça büyüyen bir hikaye, tarihte yaşanmış bazı çok acayip hadiseler ise hepsinin tuzu biberi.

Tarih sözlüklerde, ülkeleri, ulusları, toplumları, kuruluşları etkileyen eylemlerden doğan olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki nedensel bağları, bunların daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her ulusun kurduğu uygarlıkları, ulusların kendi iç sorunlarını vb. inceleyen bilim olarak tanımlanıyor. Ancak bazen tarihin içerisinde öyle hikayeler vuku buluyor ki insan bunları bir bilim dalına yakıştıramıyor açıkçası. Nedir onlar? Derseniz biacaip olarak sizler için 12 tanesini seçtik. Her bir hikaye sizi bir öncekinden daha çok şaşırtacak emin olun.

1. Weh Antiok Khusrau

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

MS 540 senesinde yağmalanmasının ardından Sasani imparatoru Khosrow, Antioch şehrini eskisine birebir sadık kalarak yeniden inşa ettirmiş ve daha sonra bu şehre “Weh Antiok Khusrau” ismini vermiştir. Bu ismi Türkçeye çevirecek olursak kabaca, “Khosrow Bu Şehri Antioch’tan Daha İyi yapmıştır” anlamına gelmektedir. Trip atan imparator görmüş bu dünya. Sadece bu kadar da değil, orijinal Antioch şehri yıkıldığında evsiz kalan tüm vatandaşlar yeni Antioch şehrine yerleştirilmiştir.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

2. St. Louis’de gerçekleştirilen 1904 Olimpiyatlarındaki maraton koşusunun dünyada bir eşi benzeri daha olmamıştır.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye
Andarin Carvajal

İlk olarak maratonun koşulduğu alan son derece tozlu bir ortamdır ve bu tozların solunması başlı başına tehlikelidir. Öyle ki bir atlet tozdan kaynaklı soluk borusu ve mide kanaması sebebiyle hastaneye kaldırılmıştır. Organizatörler, dehidrasyonun etkilerini test etmek için bilinçli bir şekilde atletlere su vermemişlerdir, yani maraton en baştan birçok sorunla başlamıştır.

Yarışı ilk sırada bitiren Fred Lorz yaşadığı ciddi kramplar sebebiyle finiş çizgisine otostop çekerek bindiği bir araçla gelmiştir. Bitiş çizgisinden önce araçtan inmiş ve çizgiyi koşarak geçmiştir. Kendisini gören izleyicilere bunu bir şaka olarak yaptığını söylemiştir. Ancak bu yırtmasını sağlamamış ömür boyu yarışlardan men edilmiştir.

Bitiş çizgisine ikinci sırada ulaşan Thomas Hicks’e, performansını artırmak için yumurta beyazıyla karıştırılmış striknin verilmiştir. Oysaki bu madde genellikle fare zehri olarak kullanılmaktadır. Hicks bitiş çizgisini kendisini taşıyan insanların kucağında geçmiştir.

Yarışı dördüncü bitiren Andarin Carvajal bir Kübalı, yarışlara katılabilmek için Küba’yı boydan boya koşarak bağış toplamıştır. Ancak daha sonra topladığı paraları ABD’ye adım atar atmaz çaldırmış ve maratona günlük kıyafetleriyle gelmiştir. Neyse ki bir başka yarışmacı bıçakla pantolonun keserek şort haline getirmiştir. Carvajal, 40 saattir bir şey yemediği için yarış sırasında yol kenarındaki bir meyve bahçesinde durmuş ve elma yemiştir. Yediği elmalar midesini rahatsız edince bir süre kestirmiş, yarış boyunca da mide krampları ile mücadele etmiştir. Bütün bunlara rağmen 4’üncü olmayı başarmıştır. Elma yemese, uyumasa, yolda insanlarla sohbet etmesi belki de birinci olacaktı kim bilir?

3. İkinci Dünya savaşı sırasında Nazi savaş gemisinde bulunan, ardından İngiliz Kraliyet Gemisi’nde gemi kedisi unvanını alan ve denizde görevli olduğu sırada batan üç gemiden sağ çıkmayı başaran kedi. 

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

Gerçek ismi Oscar olan bu kedinin lakabının “Batmaz Sam” olması hiç de şaşırtıcı değil aslında. 1941 yılında İngiliz savaş gemisi HMS Cossack tarafından batırılan Nazi savaş gemisi Bismarck’ta “gemi kedisi” olarak göreve başladı. Daha sonra gemi batmadan önce HMS Cossack’ın mürettebatı onu bulup gemiye aldı ve Oscar ismini verdi.

Savaşın ilerleyen günlerinde bir torpido tarafından vurulan Cossack battı ve 159 mürettebatı öldü. Oscar bu badireyi de atlattı ve kalan mürettebat ile kurtulmayı başararak “Batmaz Sam” lakabını aldı. Son görev yeri ise bir Nazi U-botundan ateşlenen torpido ile vurulması sebebiyle batan HMS Ark Royal uçak gemisi oldu. Oscar bu saldırıdan da sağ çıktı ve daha sonra Belfast’ta emekli olup bir denizcinin evine yerleşti. Oscar 1955 yılında, Bismarck’ın batmasından 14 yıl sonra öldü.

4. Cengiz Han’ın torunu Khutulun, kendisiyle evlenmek isteyen erkek onu güreş maçında yenemediği sürece evlenmeyi reddetti, Khutulun bekar öldü.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

Her ne zaman bir erkek kendisine talip olsa, Khutulun maç öncesinde karşı taraftan birkaç iyi atını, müsabakayı kendisinin kazanması ihtimaline karşın bahis olarak ortaya koymasını isterdi. Efsanelere göre Khutulun’un on binlerce atının olduğu söylenir.

Netflix’in Marco Polo dizisinde Khutulun (Görselde bu diziden bir fotoğraf görülmekte) bir karakter olarak görünmüş ve gezgin ile tanışmıştır.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

5. İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya ordusunda bir ayı asker olarak görev yapmıştır.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye
Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

İkinci Dünya Savaşı zamanları, 1942 yılının ilkbahar aylarında, Polonyalı esirler Sibirya’da tutuldukları çalışma kampından serbest bırakılırlar. Daha sonra sınır dışı edilen Polonyalılar, Hazar Denizi kıyılarını takip ederek aşağı inerler ve İran’a ulaşırlar. İran’ın Hamedan kasabasında mola verdikleri sırada İranlı bir gencin yanında annesi avcılar tarafından vurulmuş olan bir ayı yavrusu vardır. Birlikte bulunan 18 yaşındaki İrena Bokiewicz adlı Polonyalı asker bu yavru ayı ile yakından ilgilenir. Komutanı Teğmen Anatol Tarnowiecki’nin verdiği cesaret ve gazla bir miktar para vererek ayı yavrusunu İranlı gençten satın alırlar. Ardından ayı yavrusunun Polonyalı birlik içerisindeki günleri başlar. 3 ay boyunca İrena’nın gözetimi altında kampta birlik ile beraber yaşar.

Bölüğün en gözde elemanlarından biri olan Wojtek zamanının büyük kısmını 4. müfreze askerleriyle birlikte geçirir. Geçen zaman içerisinde büyüyüp, yetişkin bir ayı olan Wojtek’in en sevdiği aktivite bölükteki askerlerle güreşmektir. 1945 yılında 2. Dünya Savaşı’nın tamamen sona ermesiyle Polonyalı askerler İngiltere’deki Winfield kampına gönderilir. Bu nakil Wojtek’e veda etmeleri anlamına gelmektedir, çünkü İngiltere’deki kamptan her biri dünyanın farklı bir köşesine gönderilecektir. Wojtek, Edinburgh Hayvanat Bahçesine bırakılır. Wojtek 1963 yılında, 21 yaşındayken ölür.

Bu ilginç hikayenin tamamını şurada okuyabilirsiniz.

6. Violet Jessop isimli kadın sadece Titanik faciasından sağ kurtulmakla kalmamış, Titanik’in kardeş gemilerinin yok edilmesinden de kurtulmuştur.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

Jessop, 1911 yılının Eylül ayında başka bir gemiyle çarpışarak batan, Titanik’in kardeş gemilerinden biri olan RMS Olympic’te hizmetlidir. Olympic hasar almış, ancak herhangi bir kayıp vermeden limana ulaşmayı başarmıştır. Altı aydan kısa bir süre sonra Jessop bu sefer Titanik’te hizmetli olarak çalışmaya başlar. Elbette Titanik batar ve Jessop bu faciadan kurtulur. Daha sonra Jessop İngiliz Kızılhaç’ına katılır ve İkinci Dünya Savaşı sırasında HMS Britannic gemisinde görev alır. Derin deniz mayınına çarptığı düşünülen Britannic gemisi hızlıca batar. Tecrübeli olan Jessop hemen filikaya atlar, ancak bindikleri filika geminin pervanelerinden birine takılır ve Jessop ciddi bir kafa travması geçirir.

Her şeye rağmen Jessop iyileşir ve dört yıl sonra aynı gemi şirketinin White Star isimli gemisinde işine geri döner.

7. 1800’lü yıllarda ameliyatlar yapan cerrah Robert Liston’un yaptığı bir ameliyatta ölüm oranı %300’dür: Bir hastayı kurtarayım derken 3 kişiyi öldürmüştür.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

Liston yaşadığı dönemde yaşayan en hızlı cerrah olarak ün salmıştır ki o zamanlar bir cerrahın hızlı olması iyi bir şey olarak görülmektedir. O dönemde bugün bildiğimiz manada bir anestezi yoktur, bu nedenle hastalar tüm operasyon boyunca kendindedir, yani operasyon ne kadar kısaysa o kadar iyidir. 

Liston, bir bacak ampütasyonu sırasında elini çabuk tutmak isterken asistanının iki parmağını kesmiştir. Daha sonra hem bacağını kestiği hasta hem de asistanı gangren yüzünden ölmüştür, büyük ihtimalle kullandığı testere kirlidir.

Peki üçüncü ölüm? O dönemlerde diğer doktorlar ve araştırmacılar yapılan operasyonları takip ederlerdi, ancak bugünkü gibi uzakta özel bir yerden değil, hastaya ve doktora çok daha yakın bir konumdan izlerlerdi. Ameliyat sırasında Liston yanlışlıkla kaydırdığı bıçak ile yakınında bulunan yaşlı bir doktorun elbisesini kesmiştir. Yaşlı doktor derin bir yara aldığını düşünerek şoka girmiş ve daha sonrasında korkudan kalp krizi geçirip ölmüştür. Böylece cerrah Liston, bir kişinin hayatını kurtarmak isterken üç kişinin ölümüne sebep olmuştur.

8. Rusya ve ABD iki defa nükleer savaşın eşiğinden dönmüştür, ikisinde de dünyayı kurtaran bir kişidir.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye
Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

İlk olay 1962 yılında, Küba Füze Krizi sırasında gerçekleşmiştir. 34 yaşındaki Sovyet Deniz Subayı Vasili Arkhipov, 27 Ekim tarihinde Küba açıklarında bulunan B-59 denizaltısında görevli 3 komutandan biriydi. Küba etrafındaki Amerikan ablukasını aşmamaları yönünde Sovyet yönetiminden emir almışlardı. Bu sebeple Amerikalılar tarafından tespit edilen denizaltı varlıklarını gizleyecekleri bir derinliğe indiler ve yüzeyle tüm iletişimlerini kestiler.

ABD deniz kuvvetleri, denizaltının yer değiştirmesini sağlamak amacıyla öldürücü olmayan derinlik bombaları atmaya başladı, bu sayede denizaltının yüzeye çıkacağını düşünüyorlardı. Yukarıda neler olduğundan tamamen habersiz olan denizaltı personeli olası bir nükleer savaşın çoktan başlamış olabileceğini düşündüler. Savitsky adamlarına, Hiroşima’ya atılan bomba kadar güçlü olan torpidoları hazırlamaları emrini verdi. Hedefte ablukada yer alan 11 ABD savaş gemisi vardı. İkinci kaptan İvan Maslennikov saldırıyı onayladı. Fakat Vasili Arkhipov hayır cevabını verdi.

Böylesine bir kaos ortamının içinde sakin kalmayı başaran Arkhipov bir yandan Savitsky’yi sakinleştirmeye çalışıyor öte yandan onu, Amerikalıları sadece onları yüzeye çıkarmak ve Sovyetlerin dikkatini çekmek için derinlik bombaları attığına ikna etmeye çalışıyordu. Arkhipov haklıydı. Denizaltı yüzeye çıktı ve yukarıda bir savaşın başlamadığını gördü. Tekrar dalan denizaltı yoluna devam etti. Amerikalılar on yıllar boyunca B-59’un nükleer silah taşıdığını fark etmediler.

Vasili Arkhipov’un hikayesini burada okuyabilirsiniz.

1983 yılında, soğuk savaş sırasında, Sovyet Teğmen Stanislav Yevgrafovich Petrov, tek başına Sovyet füze tespit sistemindeki hatalı alarmı doğru bir şekilde tanımlayarak nükleer savaşı önledi. Çok yüksekte bulunan bulutlardan yansıyan güneş ışığı füze tespit sistemini yanıltmış, beş füzenin Sovyetlere doğru geldiği bilgisini vermişti. Bunlar büyük ihtimalle Amerikan füzeleriydi. Petrov, eğer Amerika bir füze saldırısı düzenleyecek olsa bunu sadece beş füzeyle değil tüm gücüyle yapar diye düşündü ve haklıydı. Askeri emirlerin kendisine söylediğinin aksine davranarak bunun yanlış alarm olduğunu değerlendirdi ve SSCB’nin bir misilleme saldırısı yapmasını engelledi.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

9. Westworld dizisinde izlediğimiz kurgu Vahşi Batı kavramını 1800’lerde hayata geçiren bir kasaba vardı: Palisade.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye
Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

Nevada, ABD’de bulunan Palisade kasabası, o zamanki birçok “Vahşi Batı” kasabasının aksine son derece huzurlu ve sakin bir yerdi, öyle ki kasabanın bir şerifi bile yoktu. Ancak 1869 yılında Kıtalararası Demiryolu hattının açılması ve Palisade’in içinden geçmesi sebebiyle kasaba halkı kasabaya heyecan getirecek birtakım şeyler yapmaları gerektiğine karar verdiler. Bunun sebebi ise bir tren kondüktörünün “yolcular Palisade kasabasını hiç beğenmiyor, gördüklerinde hayal kırıklığına uğruyorlar, çünkü romanlarda anlatılan vahşi batı ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını düşünüyorlar” şeklindeki sözleriydi. Bu sözlerin ardından Palisade sakinleri kasabanın sokaklarında vahşi batı tarzı silahlı çatışmalar, banka soygunları, bar kavgaları düzenlemeye başladılar. Kasabada yaşayan herkes, tren yolcularını eğlendirmek adına bu aktivitelere destek verdi, öyle ki süvari birlikleriyle yerli kabileleri bile göstermelik savaşlar yapıyordu.

Bu belki turizmi artırmak için, belki de sakinlikten bunalan kasaba halkı heyecan istediği için yapıldı, ama Westworld dizisi bir şekilde bundan yüzyıllar önce gerçekten yaşandı.

10. Ernest Hemingway’in küçük kardeşi, Jamaika yakınlarında uluslararası sularda bir salın üzerinde kendi ülkesini kurdu ve ona Yeni Atlantis ismini verdi.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye
Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

Leicester Hemingway, çoğunluğu bambudan yapılmış, 2 metreye 9 metre büyüklüğünde bir sal ile denize açıldı ve uluslararası sularda yarı bağımsız, yarı ABD’ye bağlı bir mikro-devlet kurduğunu ilan etti. Hemingway bu eylemini, 1856 yılında yürürlüğe giren Guano Adaları Yasası’na dayandırmıştı. Bu yasaya göre ABD vatandaşları, sadece kuş gübrelerinin bulunduğu, daha önce isimlendirilmemiş bir adada, ABD himayesinde hak iddia edebiliyorlardı. Hemingway’in Salı böyle bir ada sayılır mı bilemiyoruz ama kendisi ABD anayasasının aynısını kopyalamış, sadece ABD yazan yerleri Yeni Atlantis olarak değiştirmişti.

Hemingway’in planı insanların dikkatini çekmek, bu sayede bağış toplamak ve salını okyanus araştırmaları yapmak için geliştirmekti. Ancak Yeni Atlantis ilan edilmesinden 2 yıl sonra 1966 senesinde bir tropik fırtına tarafından sulara gömüldü.

11. İkinci Dünya Savaşı’na yay, pala ve gaydası ile katılan “Çılgın Jack” Churchill.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

Churchill 2. Dünya Savaşı boyunca, Norveç de dahil olmak üzere birçok muharebeye katıldı. Norveç’te düşmanın üzerine el bombası fırlatmadan önce savaş alanına fırlamış ve gaydasıyla “Cameron Men” marşını çalmıştı. 1944’te Yugoslavya’da açılan havan ateşi sonucunda komutanları ve diğer arkadaşları ölmüş ve Churchlii esir düşmüştü. Birliğinde kalan son adam olduğunda, bir el bombası ile kendinden geçmeden önce ayağa kalkmış ve gaydasıyla “We Ye No Come Back Again?” şarkısını çalmıştır.

Sachsenhausen Toplama Kampı’na gönderilen Churchill, Kraliyet Hava Kuvvetleri’nden bir pilotla birlikte kısa sürede buradan kaçmayı başarmıştır. Daha sonra her ikisi de yakalanmış ve bir yıl sonra kamp boşaltılana kadar burada kalmışlardır. Savaştan sonra Churchill emekli olmuş ve 1952 yılında çekilen Ivanhoe filminde rol bile almıştır.

Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı

12. Tarihin bir yerinde, Pepsi dünyanın en büyük 6. Ordusuna sahipti, evet bildiğimiz Pepsi.

Yok Artık! Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye
Tarihte Gerçekten Yaşanmış 12 Çok Acayip Hikaye

1959 senesinde, PepsiCo başkan yardımcısı kapitalizmin faydalarını anlatmak üzere Moskova’da düzenlenen Amerikan fuarına katıldı. Bu Pepsi için büyük bir olaydı, burada büyük bir satış gerçekleştirecekti ancak bir sorun vardı: Sovyet parası dünya genelinde kabul görmüyordu. Bu nedenle SSCB denizaltılar, savaş gemileri ve votka karşılığında milyon dolarlık Pepsi ürünü satın aldı. Kısa bir süreliğine de olsa PepsiCo dünyanın en büyük 6. Ordusuna sahip olmuştu, ta ki tüm denizaltıları ve savaş gemilerini geri dönüşüme gitmesi için satana kadar.


Bunlar da ilginizi çekebilir